PINguAR.org
Beni tanıyanlar bilir, hayattan pek bir beklentim olmamasına rağmen; yıllar yılı hayalini kurduğum tek bir şey var. Yolda gördüğümde arkasından uzun uzun baktığım, sokakta park etmiş vaziyette yakaladığım zaman çaktırmadan dakikalarca içini dışını didik didik incelediğim, her seferinde ‘keşke benim olsaydı‘ diye iç çektiğim tek bir şey var; vosvoslar
En geç 2 sene içinde, bir adet süslü-püslü olanından (kabrio olsa fena olmazdı hani) kesinlikle edineceğim *.
Bugün, vosvos aşkımı depreştiren şey ise, nette dolaşırken rastgele gördüğüm Vosvos Magazin Dergisi. Dergi, Şubat 97′de yayınlanmaya başlanmış, ancak * Eylül 98′de yayınlanmasına son verilmiş. Ancak, mevcut 6 sayısını siteden görüntüleyebiliyorsunuz. İnanılmaz güzel bir içeriğe sahip. Tüm vosvosseverlerin bir göz atmasını isterim.
Bu arada, Pardus için yaptığım bir kaç duvarkağıdı, sanat.uludag.org.tr adresinde bir yerlerde yaşıyormuş
.
Özlü SözIf builders built buildings the way programmers wrote programs, then the first woodpecker that came along would destroy civilization.
--Gerald Weinberg
4 Responses for "Tospa aşkı & Pardus duvarkağıtları"
sanat.uludag.org.tr linki kırık
saol, düzelltim
Kendi ellerimle topladığım 3 klasiği “makul bir süre” kullanmıştım. Biri 55 model bir Mercedes 220′ydi; aşırı rahat ama son derece güvensiz bir arabaydı. Önde kamyon durduğunda bile arkadan geçirmek an meselesiydi.
İkincisi 68.5,Fastback Mustang’di. Parmak uçlarımdaki sinirler kadar çok sevdiğim bir arabaydı. Gaz guzzler. O zaman benzinin litresi 1.5 litre pet şişe sudan ucuzdu. Fena bir araba değildi; ama özellikle yağışlı havada hafifçe gaza basmak arabanın kıçının başını geçmesine sebep oluyordu:) (Bu eğilime biz petrolhead’ler oversteer diyoruz). Tedirgin ettiği için sattım.
En son 58 model bir Willys topladım. Hayatımda kullandığım en zevkli yaz aracıdır. Arazide de inanılmaz keyifli. Kafamın iyi olduğu bir kış günü tepesi açık dolaştıktan sonra bir hafta kadar yarı koma halinde yattım ve onuda sattım.
Şimdi gayet performanslı,ABSli klimalı filan (yani “herbişi var”) bi Fransız kullanıyorum. Oldukça performanslı. Masraf çıkarmıyor. Yazın kavrulmuyor kışın donmuyorum. Direksiyona kusursuz itaat ediyor. Frenler böbrekleri söken cinsten. Ama aşırı sıkıcı. Belki birşeylerin çok iyi olması iyi birşey değil. Ama maalesef bir noktadan sonra insan daha çok hesap yapmaya,düşünmeye ve “uymaya” başlıyor. Kaçınılmaz birşey. Doğanın bize verdiği ve ilk virajı görene kadar farkında bile olmadığımız bir fren. Frene bastıkça güven denen aldatıcı (.rospu?) hissin esiri olmaya başlıyoruz. Sonra zevk,heyecan,adrenalin ne varsa güven tarafından dümdüz ediliyor.
Toplam 2-3 saat Vosvos kullanmışlığım var, son derece karakterli ve çekilmez birşeydir. Yani almanın tam vaktidir. 2 sene sonra almalı, 6 ay kullanıp satmalı!
aslında bazen benim de gönlümden,tospayla bir kaç yıl takıldıktan sonra, onu shelby cobra’yla aldatmak geçiyor
–>
Leave a reply