PINguAR.org
Not: Az sonra okuyacaklarınız şimdiye kadar bu günlüğe yazdığım en kişisel yazılardan biri olacak. O yüzden dilerseniz hemen notlar kısmına, sonra da sağ menüdeki ankete zıplayabilirsiniz.
Bir süredir hayatı sorgular durumdayım: sanırım gerçekten hayatta ne yapmak istediğimi anlamadım (ya da anlamamıştım). Örneğin üniversitenin 1. sınıfından beri sürekli akademik kariyer yapmayı düşünürken, artık (en azından bir süre) üniversite’de çalışmayı düşünmüyorum. Yüksek lisans öğrencisi olacağım elbette, ondan kaçış yok.
Açıkçası beni birazdan açıklayacağım kararlar, bir süredir bazı sağlık sorunları yaşamam yüzünden “bir anda” aldığım şeyler. 5 sene sonra arkama dönüp baktığımda, “vay be, gençliğimi nasıl da harcamışım” demek istemiyorum. Uzun lafın kısası aslında kendimi pek sorgulamayan, hayatıma çevremin/ailemin/arkadaşlarımın yön vermesinden son derece rahat/mutlu ve vurdumduymaz olan biriyken şimdi kendi hayallerim doğrultusunda hareket etmeye karar verdim. Bu yüzden üniversiteye girdiğimden beri bir kenara attığım müzik eğitimime devam etme kararı aldım. Bu konuda pek heyecanlıyım. Nasıl olsa yaklaşık 1 ay sonra İstanbul’a taşınacağım için, önümüzdeki sene vaktimin büyük bir kısmını henüz kabul edilip edilmeyeceğimi bilmediğim için adını söylemek istemediğim (çok esrarengiz oldu biliyorum ama kabul edilmezsem de rezil olmak istemiyorum
) bir yerde müzik eğitimime ayıracağım (ancak okul masraflarımı karşılamak için iyi bir işe girmem gerekiyor tabii, bu yaz onun da çaresine bakacağım umarım).
Necdet hocam “gene mi
” diyecek ama, müzikle ilgili yazacağım bir günlük açtım kendime. Tam şurada. Genel olarak gitar teknikleri/albüm incelemeleri kısaca herşey müzikle ilgili olacak. Ancak bu yazılarımı bu günlükten ayrı tutup tutmama konusunda kararsız kaldım. Her zaman Linux/Özgür Yazılım harici konulardan olabildiğinde uzak tutmak için çaba verdiğim bu günlüğüme müzik gibi bir konuda yer vermek iyi mi kötü mü açıkçası bilemedim. Bu yüzden günlüğün sağ menüsünde ve bu girdide gördüğünüz gibi bir anket yaptım. Sanırım bir hafta burada kalacak. Sonuçlara göre yazılarımı o günlükte ya da burada yazacağım, hadi bakalım
Not#1: Bu arada Umut, Köy Öğretmenleri diye bir projeye imza atmış. Daha sonra daha detaylı yazacağım, bilgileri buradan öğrenebilirsiniz. Ancak projenin daha geniş kitle için duyurulması açısından herkesin Link/Blogroll’una eklemesini rica ediyorum.
Not#2: Bir de siteme Yiit‘ten araklama bir efekt ekledim.
Sitenin içeriğini apaçık gösterememekten dertliydim, artık pek şukela bir site haritam olduğunu söylemek isterim![]()
* Cem Köksal: Set Me Free!! albümünün süper parçalarından Life’ın giriş sözleri..
Özlü SözThe first 90% of the code accounts for the first 90% of the development time. The remaining 10% of the code accounts for the other 90% of the development time.
--Tom Cargill
31 Responses for "The life it seems to be undefined…*"
Nasıl mutlu olacaksan öyle yap bence…
geçmiş olsun bu arada
Teşekkürler Enis, evet nasıl mutlu olacaksam öyle yapacağım
haya kisa hayat
digerlerini halledersin de “iyi bir işe girme” konusunda Allah yardimcin olsun deyim ben sana…
Tamam tamam, karamsar olma yapabilirsin, alti ustu cok iyi bir is, fazlaca para, anlayisli bir patron, huzurlu bir ortam…
Sansin bol bol bol bol… olsun…
Evet, iş konusunda cümlemize bol şans: hatta bir de İstanbul’da bir işse kat kat şans lazım..
Baktım iyi bi iş bulamadım (iyi iş=makul para, huzurlu bir ortam ve süper iş arkadaşları) yüksek lisans öğrencisi adı altında aileme 1 sene daha yüklenicem artık n’apiym
Ben günlükleri spesifik bir konuyu öğrenmek için takip etmiyorum, günlük takip etme amacım günlük yazarının hayata ve ilgilendiği konulara bakış açısını öğrenmek oluyor genelde. Spesifik konuları takip etmek için döküman okumak daha mantıklı geliyor bana
Hani en azından benim günlük kavramından anladığım bu
Bu yüzden günlüklerini ayırma konusunda ayrı bir çaba sarfetmene gerek yok gibi. Yok aksi yönde bir karar vericeksen de şöyle ortak bir rss beslemesi hazırlarsın ben de mutlu olurum
Blogunda birileri için kendini kısıtlama, paylaşmak istediğin her şeyi paylaş. Birileri rahatsız olursa ya da sen şu şu yazdıklarım Gezegen’de çıkmasın diyorsan gezegenden sorumlu bakana özelleştirdiğin rss adresini verirsin olur biter
Ya bilmiyorum Ahmet bu konuda çok çekingenim ben aslında. Mesela eskiden Blogger’da ayrı kategorilere ayrı feed olmadığı için gezegen’de çıkan yazıların feed’ini elle yapıyordum. Sonra çok uğraştırdı diye Wordpress’e geçtim.
Gezegen’de çıkıcaklar zaten ayrı feed’de çıkıyor uzun süredir. Mesela Ruby’le ilgili yazdıklarım ya da bilgisayar/linux’la ilgili daha önemsiz (kime göre, neye göre? ama..) yazılarım gezegen’de çıkmıyor. Nedendir bilmem kendi günlüğüme yazı yazmaktan çekinen bir manyağım, anlamadım gitti
Neyse şu anket sonuçlarına göre vericem çoşkuyu günlüğe.. bakalm
Nobody can hold me here
Don’t you hear just set me free
Kendini kısıtlama, nesıl istiyorsan öyle yap!
1 ay sonra İstanbul’a taşınıyorsun süper
Ben aslında ankette başka blogda olsun şıkkını seçtim ama burda da olabilir. Bence de nasıl istersen öyle yap (Farketmezi seçmeliydim galiba)
Bilmiyorum Seyhan’cım, en sonunda burayı karman çorman bir günlüğe çevireceğim galiba
Aslında konsept günlükleri sevdiğim ve burası da öyle bir yer olduğu için (ve iki günlüğü ayrı tutarsam orası da olacağı için) konsept dışına çıkmaktan rahatsız oluyorum.
Neyse sanırım bir kereliğine içerik karıştırmayı göze alıcam
Bir de evet İstanbul’a taşınıyorum (gelsin konserler, heheh
).
Bence ver coşkuyu gitsin, okumak istemeyen kendi feed’ini hazırlar
Selam blogunu Megunun bizlerden bahsettiği yazıda gördüm Bayandan Temiz Günceler yazısında.http://www.mentalmasturbasyon.com megunun blogu. Benden de bahsetmiş bu vesile ile biz kızların güzel bloklarını ziyaret etme şansım oldu.
Sevgiler
Eda Suner
www.edasuner.com
Merhaba Sevgili Genç Adaşım,
istediğin şeyle uğraşma kararını sonuna kadar destekliyorum. hayat gerçekten seni istediğin şeylere yaklaştırmayan yollarda oyalanmak için çok kısa!
sevgiler,
Uzun süredir sadece yazılarını takip edebilen birinin söylecekleri “sanal ortamdan” öteye geçemeyecek olsa da öncelikle linux ve programlama dilleri hakkında kendini bu kadar geliştirebilmiş olmanın fazlasıyla ilgi çekici olduğunu belirtmeliyim (evet bunu bir iltifat olarak kabul edebilirsin). İlgi çekici diyorum çünkü yazılarını okurken akademik anlatıma karşı, samimi ve yaptığı işi seven biri portresi çıkıyor insanın karşısına. Biraz daha karıştırdıkça ilgi alanlarının çokluğu, daha doğrusu çokluğundan çok popüler kültüre ait olmayışı bütün bu ilgiyi bilgisayar üzerinden alıp genele yayabiliyor. Karşılaştığımız “Türkçe” blogların çoğunlukla; bir konu üzerine yoğunlaşan, yapılması gereken işler hakkında bilgiler veren, kısacası insanların uzmanlık alanlarını paylaştıkları tarzdan bloglar olduğunu varsayarsak internet dünyasında kapatılması gereken açığın “blog” kelimesini tam olarak karşılayabilecek “senin hayatını” yansıtan bir pencere olması gerektiğini düşünmekten kendimi alamıyorum. Benim gibi düşününen ama günlük tutma alışkanlığı edinememiş yada birşeyler karalamaya üşenen, üşenmese de bunları insanlarla paylaşmaktan çekinen güruhun yapacağı devrimi beklemek yerine senin gibi blogunu tamamen kendi dünyasına çevirme konusunda kararsız insanları “gazlamak” çok daha kolay ve etkili bir yöntem olabilir
Aktif olarak müzikle ilgilenen biri olarak diğer müzikle yaşayan insanları kendime yakın görüyorum doğal olarak, bu yakınlıktan olsa gerek müzik eğitiminin ilerleyişini, yaşadığın deneyimleri okuma isteği doğuyor içimde ister istemez. Dinlediğin tarzların senin tarzınada yansıyacak olduğunu bildiğim için sanırım bu istek, yoksa “Akdeniz Akşamları”nı çalıp buraya “Am G F E akorlarını öğrendim bugün, hatta bununla yetinmeyip piyasadaki pop şarkıların %75ini bu akor dizisyle çalabileceğimi söylediler bana” yazacağını bilsem “linux iyidir”, “open source matters” gibi şeyler yazardım
Sonuç olarak okunası bir blog yazarısın ve burada bütün hayatını anlatman ben dahil bir çok “tekil ziyaretçinin” ilgisini daha çok çekecektir. Her zaman “not another wordpress blog” olarak kalman dileğiyle…
@ Eda
Bayanlardan böyle temiz günceler görmek çok güzel
Memnun oldum tanıştığımıza.
@ Pınar
Aslında hayatın çok kısa olduğu gerçeğini birazcık geç de olsa anladığım için mutluyum
Bakalım ne olacak…
@Bard
Yazdıkların için teşekkür ederim, şimdiye kadar kimse beni farklı konularda yazıları aynı günlüğe yazma fikrinin neden iyi olabileceğine inandıramamıştı
+ Linux & Open Source üzerine şarkılar yazmak süper fikir! Hadi bir tane de Ruby için gelsin
Open source için hazır yapılmışı var, buradan buyrun: http://www.rockipsiz.com/opensource-pinguar.rar ama ruby işine beni bulaştırma zaten phpli kabuslar görüyorum, sözlerini sen yaz müziğini seve seve yaparım, ruby on rails by pinguar
Magic Mushrooms’unkini bilmem mi
Bir ara Knoppix’le default geliyordu o şarkı.
Hurmm, sözler hakkında bişeyler yapabilirim sanırım ama biraz meşgulüm bu sıra. RoR’dan önce Debian daha iyi gider
Meşguliyetini bırak bi süreliğine, “open source” albüm yapıp milyon satıcaz
Albüm: PinGuaranTee
a-side: Debianagram, ubuntube, life without kernel, Ruby on “N”ails,
b-side: “G”irls are “N”ot “U”naudible, hello world, keep on rocking in a free world (cover), red hat is nothing without apache
Ahuahah, yerlere yatarak gülmek istiyorum
Sen böyle yaratıcı şarkı isimleri bulabildiğine göre şarkı sözlerini de yazarsın
Milyon “satamayız” fekat dünyaca meş’ur olabiliriz
(bkz: şöhret sevdasına kapılanların başına gelenler)
Şarkı sözleri benden, müzik benden, bide söyleyebilsem tam olacak.. Yorma beni yaptık iş bölümünü, aramızda şarkı söyleyen birileri var çıksın söylesin durumuna gelmesin olay, open source dedik anında kıvırdın, hani nerde proje geliştirme ruhu? Kim bilir belki microsoft kapımıza dayanır “bitirdiniz bizi” diye, hayal değil bunlar…
Tamam anasını satiym sözler benden
Peki tarz ne olacak, “Debiaöğğn” diye böğüren bi brutalin hitap ettiği kitle tartışılır (ben de bu seslen anca senfonik metal solisti olurum, fekat enya’nın may it be’sindeki gibi huşuu içinde “debiyığğıın, my operating system” diyebilirim - önce may it be cover’ı süper olur aslında, hmm evt..)
senfonik metal söyleyebileceksen Trans-Siberian Orchestra (bkz: http://www.trans-siberian.com/multimedia/video.shtml) tarzı melodik bir altyapıyla işi götürebiliriz. brutal vokale gerek yok gerektiği yerde ben “böğürürüm” seninin yerine
yuhhara, trans siberian’daki altyapıyı nerden bulucaz (jon oliva duy sesimizi). ama önce meş’ur şarkılara cover yapalım:
#1: may it be (enya) -> o nakaratın yerine debian gelicek ama ismi bulamadım henüz
#2: one good man (janis joplin) -> one good distro
#3: ..
#3: Bard’s song - in the forest (Blind Guardian) > Debian’s song - in the NTFS
#4: Eagleheart (Stratovarius) > Kernelheart
#5: only for the Weak (in flames) -> only for the geek
#6: kill the king (megadeth) -> kill the bug
#7: heaven’s a lie (lacuna coil) -> windows’ a lie
#8: eagle fly free (helloween) > linux runs free
#9: punish my heaven (dark tranquillity) > Punish my windows
#10: a change of seasons (dream theater) > a change of distributions
#8: eagle fly free (helloween) > linux runs free
#9: punish my heaven (dark tranquillity) > Punish my windows
#10: a change of seasons (dream theater) > a change of distributions
Yazdım ama wp göstermiyor :S
Sorma wordpress sapıttı
Temayı değiştirmeye çalışıyorum.
WP, MySQL, Apache (1.3.37), PHP - Zend (5.2.0), bizi durdurmaya çalışıyo olabilir!
Oho, PHP 4 var bizim sunucuda
Leave a reply