Sonunda, … evet sonunda okulumdan mezun oluyorum. Üniversiteye geldiğimde 17 yaşındaymışım, şimdi 21 yaşında “eşşek kadar kız” olarak ayrılmak biraz garibime gidiyor :)

Üniversiteye geldiğim ilk sene, daha önce bilgisayarla oyun oynamak, paint’te çiçek & böcek çizmek, word’de hikaye yazmaktan öteye giden bir ilişkim yoktu. Buna bağlı olarak yeni tanıştığımız hocalar neyle ilgilendiğimizi sorunca “oyun tasarımı” diyordum :D

Sonra o zamana kadar görmeye alışık olmadığımız yetenekte biriyle tanıştık hepimiz: “vaay fotoğraf çekiyormuş, bas gitar da çalıyormuş demek, hadi canım. hacker ha?” diye şehir efsanesi yaptığımız, ismini google’layıp çıkan sonuçlara ağzımız açık baktığımız (ben en çok belgeler.org’da onun yazdığı bir belgeye rastlayınca “çocuklar koşun, bizim hoca belgeler.org’a çıkmış” dediğimi hatırlayıp gülüyorum, 1. sınıfta insan herşeye şaşırıyor sanırım :) ) eskiden zion’da şimdi burada yaşayan biri. Bir gün “vizyonunuz olsun, ne yapmak istediğinizi bilin” (yamuluyor olabilirim, ama ana fikir böyleydi sanırım) dediğinde o zaman ne demek istediğini anlamamış ama bir gün anlayacağımı bilerek aklımın bir yerine not etmiştim. Sonra O’nu bizim gibi çaylaklarla uğraşmaktan çok daha önemli & süper bir yere kaptırdık :)

Üniversite hayatımın ikinci çağı (ve zaten ikinci yılına da denk geliyor) 1. sene askerde olduğu için tanışma imkanı bulamadığımız, “hocaların hocası” Necdet Hoca ile tanışmamla başladı. İlk zamanlarda onun hakkında da “vay meren’in hocası mıymış, süper! bilgi işlemin sistem yöneticisi ha :O o zaman bu “en kral hacker”‘dır” gibi bir takım dedikodular dönmedi değildi :) Zaten üniversitede mevcut tek Linux’çu hoca olduğundan gönlümde ayrı bir yer etmiş idi :) Sonrası derslerde anlattıklarının bir saniyesini bile kaçırmadan dinleyerek & araştırarak geçti ve 3. çağ sanırım aynı yılın sonunda Necdet Hoca’nın bilgi işlemde staj yapma isteğimi kabul etmesiyle oldu. Staj bittiğinde Necdet Hoca’mın bilgi işlemde yarı zamanlı çalışma teklifine çok şaşırmıştım, “ben mi çalışacaktım?”, “ne yapacaktım ben, bu sakarlıkla ancak üniversitenin tüm ağını çökertirdim!” :)

İşte üniversite hayatımın 4. çağı o zaman başladı. Okuldan artan hemen hemen tüm vaktimi bilgi işlemde geçiriyordum. Artık ne istediğini bilen, vizyonu olan biriydim. Ama bu sefer de derslerle, kendimi geliştirmek istediğim yönde çalışmak arasında büyük bir ikilemde & buhranda bulacaktım kendimi - ki bir hafta öncesinde son sınavımı verene kadar devam eden uzun bir ikilem oldu bu. Kendimi hep duvardaki bir diğer tuğla olarak gördüm, hoş sistemden & okulundan %100 memnun olan var mıdır ki?

Bu uzun dönem boyunca inatçı bir çocuk gibi öğrenmek istemediğim (dostlar burada visual basic’ten, c#’dan,.. bahsediyoruz) derslerin yüzüne bakmadım, ama yüksek lisans yapmak istediğim için, zaman zaman hunharca katlettiğim “not ortalaması” denen acayip şeyi adam etmek için ders içerikleri değişene kadar bekleyip sonra alttan almak gibi zamazingolarla uğraştım (aynı dersi yılmayıp 3 kez aldığım, toplamda bunu 5-6 ders için tekrarladığım oldu :) )

Benimki kendi kendine bir “züğürt tesellisi” idi sanırım. Ama dün bölüm 2. si olarak mezun olacağımı öğrendiğimde çok şaşırdım, sanırım benden daha fazla hakedenler vardı bunu (derslerle ilgilenme babında, bilemiyorum bana ironik geliyor halen).

Ve işte en sonunda mezun oluyorum. Şüphesiz ki ne istediğini bilen biri olarak mezun olmamda karşılaştığım hocalarımın payı büyük; ama en önemlisi 3 sene boyunca kahrımı çeken, benim gibi zaman zaman serseri bir öğrenciye karşı sonsuz sabır gösteren Necdet Hoca’mın hakkı var bende ;) Keşke herkes hayatının en az bir bölümünde Necdet Hoca gibi biriyle tanışma fırsatı bulsa diye düşünüyor ve kendimi çok şanslı hissediyorum bu konuda. Ama sanırım bazı projeler ışığında zaten bir ayağım Çanakkale’de olacak uzun bir süre daha.

Bu arada yarın bütün evi İstanbul’a taşıyoruz :) Hoşçakal Çanakkale, şimdilik..