Sonunda evime gelebildim. Çanakkale’de geçirdiğim 15 günlük tatil süresini pek iyi değerlendiremedim aslında; sadece bir NASIL belgesi çevirdim; ancak kalan 1 aylık tatilimi * :~ daha iyi değerlendirmeyi amaçlıyorum.

Sevgili ananem ile, yine her tatilde olduğu gibi kitap değiş tokuşu yapıyoruz :) Bana dünya klasiklerini zorla okutmakta çok kararlı gözüküyor. Bu sefer bana, birkaç kez okumaya başlayıp da bir türlü devamını getiremediğim Remarque’ın Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok‘unu verdi. Ben de altında kalmadım tabii ve Eddings’in Elenium serisinden Elmas Taht’ı verdim, büyük ihtimalle okumamıştır diye umuyorum.
Ama asıl konu bu değil. Benim gene yaramazlığım tuttu, belki birkaç da erdem şekeri bulurum ümidiyle ve kitap almak bahanesiyle ananemin deposuna bir seyahat gerçekleştirdim :$ Bunun gibi bişeyi, en son bu yaz yapmış ve 1956! yılından kalma Bütün Dünya dergilerini bulmuştum. Hatta dergiden bir pasaj da koyayım buraya da, o zamanki güzel Türkçe’miz neymiş siz de görün:

İş adamı için ideal dolmakalem, çok mürekkep alan ve uzun müddet kapağı açık olarak bırakılsa dahi mürekkebi kurumadan derhal yazan dolmakalemdir. Yapılan istatistiklere göre memleketimizde, iş adamları arasında ezici bir çoğunluğun SHEAFFER’S kullandığı sabit olmuştur.

Bir de, derginin arka kapağından bir reklam; dünyanın anlamını sorgulamak için bir neden daha :)
Fotoğrafını da koyayım, tam olsun: Mukadderat O an Tayin Edilmektedir!

Bu sefer de, Elvis Presley’nin eski plaklarını buldum. Üstelik bunları çalmak için bir de pikap. Ama çalıştırmayı bir türlü beceremedim, hayırlısıyla aletin başına bi zeval gelmeden * ara ara kurcalayıp çalıştırabilmeyi umuyorum.

Not: İnternetsizlik kötü iş. İnsan, “acaba internet yokken ne yapıyordum ben” diye düşünmekten alamıyor kendini. Aslında bir taraftan iyi de. İnsan, yapmaya fırsat bulamadığı şeyleri yapmaya başlıyor; mesela eve gelince, telefonları açtırana kadar geçen 1 gün, bana bir iki deviasyona mal olmuş :)

.