PINguAR.org
Hepimiz Novell & Microsoft ortaklığının akabininde (sonunda) SUN’ın Java’yı GPL yapmasıyla gelen manevraya sevineduralım, ilginç bir haber de TIME dergisinden geliyor.
/.‘daki habere göre, Linus, Time dergisinin Avrupa sürümünde Son 60 Yılın Kahramanları‘ndan biri seçilmiş. Dergide Linus hakkındaki yazıda onun adını almış bir asteroid olduğundan, babasının komunist olduğu gibi enstantanelere de değinilerek * * henüz 21 yaşındayken dünyayı değiştirdiğinden bahsedilmiş. Tabii camianın büyük bir kısmı, Stallman dururken neden Linus’a “kahramanlık” ünvanı verildi diye bir flame’e girdi. Evet, ikisi de güzel işler yapmışlar, evet, tabii ki Linus arkasına heyecanlı hacker kalabalığını almasaydı, GNU olmasaydı, dı. dı.. dı… ortaya böyle büyük işler çıkmazdı (ama bence hangisinin kahraman ilan edildiği, daha çok hangisinin daha magazinel durduğuyla ilgili). Hak ediyor muydu, etmiyor muydu, kahraman nedir, kime denir?… *

Tabii bu, artık Linux’a, açık kaynağa ne kadar ciddi bakıldığının da bir göstergesi. Ama bence asıl heyecan verici şey, henüz 21 yaşındayken bu maili atan bir adamın yaklaşık 15 yıl sonra son 60 yılın en önemli insanlarından biri seçilmesi. Bence böyle bir destek & teşvik ve onurlandırmada hiçbir sakınca yok.
Şimdi hemen başka bir konuya atlayalım, ve 1. Geleneksel Özgür Yazılım Günleri’nden bahsedelim
Elbette insan 250 kişilik salon hınca hınç dolsun, herkes çoşkuyla seminerlere katılsın vs. diliyor ama; bu iş sadece öğrenci bazında bitmiyor. Öğrenciler; öğretmenlerini & öğretim görevlilerini örnek alıyorlar. Öğrenciler tüm uğraşmalarımıza rağmen Özgür Yazılım kavramının kendileri için ne kadar büyük bir fırsat olduğunu anlamakta diretiyorlarsa da, bence Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde öğretim görevlisi & üyesi olmaya hak kazanmış insanların da hala bu kavramın ne olduğu hakkında bilgi sahibi olmacak kadar yetersiz olmaları bence büyük bir ayıptır. Bugün o salonda zaten etkinliğin düzenlenmesinde birebir rol alan Necdet hocadan başka hiçbir öğretim görevlisinin olmaması çok daha büyük bir ayıptır.
Buna rağmen, sürüden olmayan 40-50 öğrenci bugün çok güzel vakit geçirdiler. Önce Sayın Köroğlu’nun “Linux Nedir? [Geyik MOD=ON]” semineriyle bilgilerini tazelediler, sonra da Çağlar’ın “Pardus Semineri [Acı ama Gerçek MOD=ON]” semineriyle, aslında dış hayatta onları nasıl zorlu, nasıl mücadeleci bir hayat beklediğinden haberdar oldular. Çoğu öğrencini düştüğü; “sadece okulda öğrendikleriyle yetinme” hatasının, aslında onlara nasıl büyük bir kötülük yaptığını anladılar.
Kısacası gayet verimli ve doyurucu seminerler oldu katılımcılar için. Yarınki seminer dizisinin daha fazla katılımcı ağırlamasını ümit ediyorum.
Özlü SözIf debugging is the process of removing bugs, then programming must be the process of putting them in.
--Edsger Dijkstra
11 Responses for "Linus as a hero…"
Senin öğretim görevlisi diye saymadığın ama dersine giren 3 hocan daha vardı o salonda: Davut, Hande ve Kemal hoca.
“Öğretim görevlisi olarak saymamak” cümlesiyle kastın nedir bilmiyorum ama, bölümde “Öğretim Üyesi || Öğretim Görevlisi” olarak görev yapan ve orada olan sadece Necdet hoca vardı.
Araştırma görevlisi yada öğretim görevlisi Davut, Hande ve Kemal hoca bölümde bu konularda en ilgili kişiler. İnsan üst yönetimden de aynı ilgiyi bekliyor ama malesef:(
Gelmeyenlere de kızmamak lazım eminim çok daha mühim işleri vardır. Patates yetiştirmek, çiçek sulamak vs.
Elbette insan kendisinin gösterdiği gibi başkalarının da aynı derecede ilgili olmasını bekliyor. Ancak söylediğiniz bazı şeylerde biraz haddinizi aşarak bu yazıyı yazdığınızı belirtmek isterim.
“bence Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde öğretim görevlisi & üyesi olmaya hak kazanmış insanların da hala bu kavramın ne olduğu hakkında bilgi sahibi olmacak kadar yetersiz olmaları bence büyük bir ayıptır”
Kişileri, herhangi bir konu üzerine bilgi sahibi olup olmadıkları veya yeterli olup olmadıkları üzerine ayıplayabileceğinizi zannetmiyorum. Kimin hangi konuyla ilgileneceği kanaatimce sizi ilgilendirmez.
Sadece salonun çok fazla dolu olmamasından dolayı biraz kızgınlıkla bu yazıyı yazdığınızı düşünüyorum.
İyi Günler
Öncelikle madem kişilerin ne yapıp ne yapamayacağı hakkında konuşma hakkımızı kendimizde buluyoruz; sizin de kimin haddini aşıp aşamayacağını söyleme hakkınız olduğunu zannetmiyorum.
Ve, evet. Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde öğretim üyesi kadrosunda görev alan insanların; bilgisayar dünyasını bu kadar yakından ilgilendiren bir konuda ilgisiz kalmalarını eleştirdim. Sonuçta burada organik tarım semineri verilmiyor; Türkiye’nin en büyük yazılım projelerinden olan Pardus projesinden direkt 2 geliştirici ayağımıza kadar geliyor.
Kimseyi Linux konusunda yeterli/yetersiz diye yargılama hakkına tabii ki sahip değilim, zaten hocalarımız kendi alanlarında yeterince bilgi sahibiler ki; böyle bir kadroya getirildiler. Ancak ben özellikle bilgisayar bilimleriyle uğraşan insanların, yeniliklere ve teknolojiye açık ve teşvik edici olmasını beklerdim.
Bunun sonucunda; daha 1. sınıf öğrencilerinin “Ya, hoca bile gitmiyor, ben neden gideyim ki?” diye düşünmeleri hiç şaşırtıcı bir durum değil. Bilmem anlatabildim mi?
Öncelikle madem kişilerin ne yapıp ne yapamayacağı hakkında konuşma hakkımızı kendimizde buluyoruz; sizin de kimin haddini aşıp aşamayacağını söyleme hakkınız olduğunu zannetmiyorum.
Burada çoçuklar gibi laf oyunları yapmaya başlayacak olursak bir döngü içerisine tıkılıp kalacağız. Ancak görüyorum ki en azından düşünceleriniz “beklenti” olarak değişmiş.
Şunu söylemeliyim ki, hocaların öğrencilere bu tarz seminerlere, konuşmalara katılmaları konusunda teşvik etmesi gerektiğinde hem fikiriz. Ancak dün seminerinize katılmış bir öğretim elemanı olarak belirtmek isterim, teşvik edilen her hareketin de hocalar tarafından bizzat uygulanmasını beklemeyin. Ben birçok seminere sizin istediğiniz gibi öğrencilerimle beraber gittim. Ama sonuçta gördüm ki birçoğunun aslında bilgiye aç olmadığını fark ettim. Gerçekten birşeyler öğrenmek isteyen üniversite öğrencisi hocalarının yönlendirmesine gerek bile kalmadan bu tarz etkinliklere katılmayı düşünecek yaştadır. Bilmem anlatabildim mi?
İyi Günler
Söylediklerinize katılmıyorum. Üniversite, bir öğrencinin en çok yönlendirilmesi gereken dönemidir. Hatta bizzat üniversiteye gelme sebebi budur. Bilgi direkt öğretilmez, ancak bilgiye nasıl ulaşılacağı öğretilir derler hep. Üniversitemizdeki öğrencilerin “hocalarının yönlendirmesine gerek bile kalmadan bu tarz etkinliklere katılmayı düşünecek yaşta” oldukları halde, bu tarz etkinliklere katılmayı düşünememelerini “zihinsel” bir durum olarak mı ele almalıyız acaba? Ya da, “gerçekten” birşeyler öğrenmek isteyen öğrencilerin dışındaki öğrencileri “Onlar nasıl olsa aklı başında çocuklar, isterlerse katılırlar” mı demeliyiz?
Zaten benim asıl üzüldüğüm, “gerçekten birşeyler öğrenmek isteyen” öğrencilerin dışında kalan topluluk. Bu öğrencilerin etrafta olup bitene karşı ilgisiz olmalarının bedeli; onların 3. ya da 4. sınıfta (daha da kötüsü mezun olduktan sonra) aslında ne kadar çok şey kaçırdıklarını anladıklarında kendilerini sudan çıkmış balık gibi hissetmeleri olmamalı. Zaten gerçekten birşeyler öğrenmek isteyen insan, öğreniyor. Ona bakarsak üniversiteye hiç gitmemiş olduğu halde kendini çok çok iyi yetiştiren insanlar da var bilgisayar konusunda… Üniversite & hocalık da, tam da bu noktada devreye giriyor bence. Burada tutup da, özgür yazılımı destekliyoruz diye her hocanın Linux kullanmasını istemiyoruz, ama öğrenciler bu tarz etkinliklere katılmayı düşünemiyorlarsa, onları bilgisayar bilimlerindeki yeniliklere açık olmaya en azından hakkında bilgi sahibi olmaya yönlendirmek hocaların görevidir.
Aksi halde Çağlar 10ur’un da dediği gibi; 4 senelik bir eğitim süreci sonunda “Ben printf yazmayı biliyorum, çok iyi matris çarparım” modunda mezun olup piyasaya atılan öğrencilerin “hazin” sonlarıyla karşılaşmak zorunda kalıyoruz.
İyi günler sizlerin efem.
Bu aşamada Linux’a gelen bakış açık kaynak kodlu olduğundan mı?, yoksa özgür yazılım lisansından (GPL) dolayı mı bu kadar ciddileşti?
Eğer Linux bir özgür yazılım değil türevi işletim sistemleri gibi açık kaynak kodlu olsa idi sizce bu kadar ilgi görebilir miydi?
Acaba Linus yukarıdaki bu iki etkiden hangisi tarafından 15 yılda 60 kahramandan biri oldu sizce?
Sinan
Linux, özgür yazılım değil de, sadece “açık kaynak kodlu” bir işletim sistemi olsaydı tabii ki bu kadar ilgi görmezdi.
Misal ortada Linus’un 15 yıl önce yazdığı bir çekirdek olurdu, açık kaynak kodlu olduğu için herkes okur, “Aa, evet. Ne kadar da güzelmiş” derdi. Ama kimse özgür olmayan bir yazılım için “Hadi şuna süper bir yama yapayım” diye günlerini harcamazdı (kaldı ki, “açık kaynak kodlu” olup da, koda müdaheleye izin verilecek miydi ki? - verilmeye de bilir).
Linus’un bu ünvanı almasındaki asıl sebep,Linux’un “Özgür Yazılım” olmasındandır. Çünkü “Özgür Yazılım” kavramı sosyal bir harekettir, oysa “Açık Kaynak” kullanıcılara özgür yazılımın tanıdığı hiçbir fırsatı tanımaya da bilir.
Aslında bu konuya değinmeniz çok güzel oldu, yazıda açık kaynak/özgür yazılım kavramlarını dikkat etmeden kullanmışım, asıl kastetmek istediğimizi de anlatmış olduk böylece
PS: Ufak bir yer gözünüzden kaçmış. Linus son 60 yılın kahramanlarından biri (sayısını bilmiyorum) olarak seçilmiş.
Bakın, konu başta söylediğim yerden başka bir yere geldi. Esas konumuz sizin söylediğiniz gibi “öğrencilerin yönlendirilmesi” konusu değil. Başta da alıntı olarak gösterdiğim gibi tekrardan yazıyorum.
“bence Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde öğretim görevlisi & üyesi olmaya hak kazanmış insanların da hala bu kavramın ne olduğu hakkında bilgi sahibi olmacak kadar yetersiz olmaları bence büyük bir ayıptır.”
Yazdığınız bu cümle bahsettiğiniz kişilere hakarettir ve haddinizi aşmayınız. Konuyu da başka yöne çekmeyin.
İyi Günler
Konuyu başka yere çekmeyin diyorsunuz, ama benim üniversitede gördüğüm bir eksikliği/yanlışı/ayıbı söylememi “öğretim üyelerine hakaret” olarak rahatlıkla yorumlayabiliyorsunuz. Yaklaşımızının iyi niyetli olduğunu söyleyemiyeceğim.
Siz nasıl günlüğünüzde “ Dersi veren öğretim elemanlarının bir çoğu gerçekten dersin içeriğini vermekten yoksun durumda. Dönem sonunda öğrenciler aldıkları bu derslerden hiç birşey öğrenemeden geçiyorlar. ” diyebiliyorsanız, ben de kişisel günlüğümde gördüğüm bir ayıbı söylerim.
Siz de kimin haddini aşıp aşmadığıyla ilgileneceğinize (ki bu hakkı nerden bulduğunuzu da bilmiyorum), gidip öğrencilerinize vakit ayırsanız daha yararlı olur. Bu polemiği daha da fazla uzatmayacağım, iyi günler.
Leave a reply