PINguAR.org

Archive for the ‘Esefle Kınıyoruz’ Category


Nikola Tesla patlıcan mı?

Jun 10, 2007 Author: PINguAR | Filed under: Sevgili Gunluk, Esefle Kınıyoruz, Gezegen

Amerikalı bilim adamları, elektrik kablosu kullanmadan bir cihaza enerji iletmenin yöntemini buldu.

Sebah Gaztesi.

Son günlerde bir çok haber sitesinde ve komunite weblog’larında sürekli “artık kablo kullanmadan enerjinin iletilebildiği” haberleri sanki yeni bir keşif yapılmışcasına veriliyor.

Tesla bunu onyıllar önce zaten yapmışken ve tamamen duygusal sebeplerle diğer bir çok buluşunda olduğu gibi tarihin karanlık sayfalarına gömülmek zorunda bırakılmışken; bari bugün; onlarca yıl önce elinde bulundurduğu yüzlerce patent, atmosferdeki enerjiyi kullanma, parçacık hızlandırma ve kablosuz enerji nakli çalışmaları, … artık bilinirken, böyle bir haberde Tesla’nın adının dahi anılmamasını anlayamıyorum (bu haber siteleri arasında yalnız SDN bu konuya değinmişti, onlara da teşekkür ediyorum).

Ben yine iyi niyetli davranarak, Tesla’yı ve yaptığı çalışmaları bilmediklerini farzediyorum. Tesla’yı bir daha anmak, kim olduğunu & ne yaptığını bilmeyenler için, hatırlamak için, …
(more…)

WebExpose Ekibi, Linux makinenizde hem IE 5.0 & IE 5.5 & IE 6.0 hem de IE 7.0 sürümlerini nasıl yükleyeceğinize dair bir girdi yazmışlar. Yalnız 7.0 sürümünü arayüzü ile değil de, 6.0′ın rendering motoruna gömülü olarak kullanabiliyorsunuz (ki zaten bizi de IE 7.0′ın getirdiği tab ya da rss okuyucu gibi son teknoloji (!) özelliklerine ihtiyacımız yok :) ).

Peki, makinamızda her çeşit IE sürümü çalıştırmanın ne gibi mantıklı sebepleri olabilir?

- Linux üzerinde çalışan web tasarımcıları: Sayfalarınızı yalnız Firefox, Opera, Epiphany vb. Linux ile uyumlu web tarayıcılarında değil, aynı zamanda makinanızda Windows beslemek zorunda kalmadan IE üzerinde de test edebilirsiniz (ki nerede bir Windows makina görsem, hemen IE’ı açıp web sayfalarımın nasıl gözüktüğünü kontrol eden - akabinde sayfalarımın bu kadar berbat gözüktüğüne inanamayıp olay yerinden hızla uzaklaşan ben: bu seçeneği kendime önermiyorum :) )

- Windows üzerinde çalışan web tasarımcıları: Aynı Windows makinada hem IE 6.0 hem de 7.0 çalıştıramayan * web tasarımcıları bu yolla her çeşit IE üzerinde sayfalarını deneme imkanına sahipler! * *

- Veee… Ailesinde öğretmen barındıran, ve bu yüzden Milli Eğitim Bakanlığı’nın tasarım harikası ILSIS web sitesine login olabilmek için makinasında Windows beslemek zorunda kalan geniş kitle * : Annemi geçen sene emekli ettiğimiz için ihtiyaç duyup denemedim. Bu yüzden İlsis Sistemi her ne kadar “Internet Explorer 5.0 ve üzerindeki versiyonları için hazırlanmıştır.” dese de yine de Windows üzerinde çalışmayan bir IE ile sorun çıkabilir. *.

Bu adreste kurulum işinin nasıl yapıldığı ayrıntılı olarak anlatılmış. Ama WINE’la * mı yoksa bu yolla mı daha güvenli bir IE’ye sahip olunur, bilemiyorum…

Linus as a hero…

Nov 13, 2006 Author: PINguAR | Filed under: Linux, Sevgili Gunluk, Guncel, Esefle Kınıyoruz, Seminerler, Gezegen

Hepimiz Novell & Microsoft ortaklığının akabininde (sonunda) SUN’ın Java’yı GPL yapmasıyla gelen manevraya sevineduralım, ilginç bir haber de TIME dergisinden geliyor.

/.‘daki habere göre, Linus, Time dergisinin Avrupa sürümünde Son 60 Yılın Kahramanları‘ndan biri seçilmiş. Dergide Linus hakkındaki yazıda onun adını almış bir asteroid olduğundan, babasının komunist olduğu gibi enstantanelere de değinilerek * * henüz 21 yaşındayken dünyayı değiştirdiğinden bahsedilmiş. Tabii camianın büyük bir kısmı, Stallman dururken neden Linus’a “kahramanlık” ünvanı verildi diye bir flame’e girdi. Evet, ikisi de güzel işler yapmışlar, evet, tabii ki Linus arkasına heyecanlı hacker kalabalığını almasaydı, GNU olmasaydı, dı. dı.. dı… ortaya böyle büyük işler çıkmazdı (ama bence hangisinin kahraman ilan edildiği, daha çok hangisinin daha magazinel durduğuyla ilgili). Hak ediyor muydu, etmiyor muydu, kahraman nedir, kime denir?… *

Tabii bu, artık Linux’a, açık kaynağa ne kadar ciddi bakıldığının da bir göstergesi. Ama bence asıl heyecan verici şey, henüz 21 yaşındayken bu maili atan bir adamın yaklaşık 15 yıl sonra son 60 yılın en önemli insanlarından biri seçilmesi. Bence böyle bir destek & teşvik ve onurlandırmada hiçbir sakınca yok.

Şimdi hemen başka bir konuya atlayalım, ve 1. Geleneksel Özgür Yazılım Günleri’nden bahsedelim :) Elbette insan 250 kişilik salon hınca hınç dolsun, herkes çoşkuyla seminerlere katılsın vs. diliyor ama; bu iş sadece öğrenci bazında bitmiyor. Öğrenciler; öğretmenlerini & öğretim görevlilerini örnek alıyorlar. Öğrenciler tüm uğraşmalarımıza rağmen Özgür Yazılım kavramının kendileri için ne kadar büyük bir fırsat olduğunu anlamakta diretiyorlarsa da, bence Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde öğretim görevlisi & üyesi olmaya hak kazanmış insanların da hala bu kavramın ne olduğu hakkında bilgi sahibi olmacak kadar yetersiz olmaları bence büyük bir ayıptır. Bugün o salonda zaten etkinliğin düzenlenmesinde birebir rol alan Necdet hocadan başka hiçbir öğretim görevlisinin olmaması çok daha büyük bir ayıptır.

Buna rağmen, sürüden olmayan 40-50 öğrenci bugün çok güzel vakit geçirdiler. Önce Sayın Köroğlu’nun “Linux Nedir? [Geyik MOD=ON]” semineriyle bilgilerini tazelediler, sonra da Çağlar’ın “Pardus Semineri [Acı ama Gerçek MOD=ON]” semineriyle, aslında dış hayatta onları nasıl zorlu, nasıl mücadeleci bir hayat beklediğinden haberdar oldular. Çoğu öğrencini düştüğü; “sadece okulda öğrendikleriyle yetinme” hatasının, aslında onlara nasıl büyük bir kötülük yaptığını anladılar.

Kısacası gayet verimli ve doyurucu seminerler oldu katılımcılar için. Yarınki seminer dizisinin daha fazla katılımcı ağırlamasını ümit ediyorum.

Eskiler hep der ya; “Eski bayramların tadı kalmadı, neydi o günler..” diye.. Benim böyle serzenişlerde bulunmak için yaşım küçük maalesef; en fazla, eskisi gibi mahalledekilerle birlikte torba torba şeker toplayamadığıma üzülebilirim *.

Ancak, sevmediğim birşey var artık bayramlara dair. Bilirsiniz artık komşulukların nasıl olduğunu.. Kapınızın karşısında oturan insanları bile tanımayanlarımız var (ya da gördüğünde alelacele bir iyi günler savurup kaçan..). Hatta, sırf komşusuyla karşılaşmasın diye, sizi sokak kapısında gördüğü halde, kan ter içinde büyük bir eforla kendisini asansöre atıp kaçanlar bile var *.

Ama gelin görün ki; işte ben bu insanların bayram zamanları, *bayram* kisvesi altında ziyarete gelmelerini de hazmedemiyorum. Bu ikiyüzlülük değil de, ne olabilir? Anlamıyorum…

Ve böyle zamanlarda, -çok afedersiniz- acaba bu bayram kurban yerine komşuları mı kessem diye içimden geçmiyor deil :) (aman, aman.. ciddiye alan olur şimdi; şaka yapıyorum son söylediğim konu hakkında tabii ki :) )

Herneyse, dün nette dolaşırken karşılaştığımda, sanki eski bir arkadaşımı görmüş gibi sevindiğim bir oyundan bahsetmek istiyorum: Nethack. Nethack, çok severek oynamış olduğum, şu *rougelike* dedikleri türden bir oyundu. Beni Nethack’le tanıştıran şey ise —Knoppix’e göz atmış herkes hemen hatırlayacaktır— onun grafik versiyonu Nethack: Falcon’s Eye‘dı. İlk başlarda biraz Nox, biraz da Ultima havasına sahip bir RPG oyunu olarak çekici geliyor insana. Bu arada, Nethack’e önyargılı olanlar için hemen söyleyeyim; oyun 85′ten beri * geliştiriliyor ve ilk sürümü 87′de çıkmış. Nethack’in ekran görüntüsü için buraya, Falcon’s Eye için buraya tıkk.

Diğer güzel haber de; yine *rougelike* bir oyun olan Lost Labyrinth’in bugün 2.2.0 sürümünün çıkması.Lost Labyrinth, hoş grafiklere sahip bir *mini nethack* aslında. Ayrıntılı bilgiyi burada bulabilirsiniz.

Dün, abim elinde Madagaskar DVD’siyle gelmiş. Pek kötü olmayan, pek de iyi sayılmaz bir animasyon filmi. Newyork’ta bir hayvanat bahçesinde yaşayan bir kaç hayvan, sonra canı sıkılıp kaçan bir zebra falan.. Sonra arkadaşları kaçan zebrayı geri getirmek için uğraşırken Madagaskar adasına düşerler, ve olaylar gelişir.. Benim asıl koptuğum yer ise, filmdeki penguenler. Öyle komik hareketleri var ki, gülmekten kopmamak elde değil. Buraya da koyayım da tam olsun reklamımız :) Ciddi olarak söylüyorum, hepinizin görmesi gerek bu fırlama penguenleri..

.

GDesklets‘e bir süredir uğramıyordum. Bugün çok şirin bir desklet gördüm.
TheSimpsonsQuotes.com‘dan aldığı rastgele quota’ları istediğiniz zaman aralığında güncelliyor. Gerçekten çok eğlenceli :



Bu arada, Gdesklets ile aşina olmayanlar için; FTB‘yi, iweather‘ı ve cornerxmms‘i şiddetle tavsiye ediyorum.

Bir de sevindirici bir durum oldu bir kaç gün önce. Yazın stajda çevirdiğim; ve bizzat Matz’la konuşmama rağmen orjinal japonca versiyonuna bile lisans ibaresi koyulmadığı için belgeler.org’da yayınlayamadığım Ruby Kullanıcı Kılavuzu‘na lisans ibaresi koyulduğunu gördüm. Tabii hemen iyileştirme çalışmalarına başladık ve belgeyi son haline getirdik *. Sanırım bir sonraki sürümde yayınlanacak :)

Ben de ÇOMÜ Belgelendirme Çalışma Grubu‘nun yarattığı sinerjiyle iki minik NASIL belgesi çevirdim.

Birisi, “Linux Taraftarlığı -NASIL”, diğeri de “Linux Okuma Listesi -NASIL”.

Bu arada, bazen merak ediyorum da; acaba bürokrasiden nefret etmeyen var mı?* *

boş bakışlı soğuk bir bey
önündeki kağıdı inceliyor
—gri saçlı
—gri elbiseli
—gri tenli bir hanımın tanzim ettiği

yazık sana küçük adam
yargılıyorlar seni
—yaşamın,
—geleceğin,
—tezkeren haline gelen
bir kağıt parçasının ucunda

bürokrasi, hiyerarşi , kırtasiye ,
ölçüveriyor, kimliğini bilmeye gerek duymaksızın
konudışı bir kaç cümlede, değerini;
bense lanetliyorum
numaralandırılmış bir dosyadan öte görmeyenleri seni.

pascale gisselbrecht :: bureaucratie *

Bugün tesadüfen Cumhurbaşkanlığı’nın sitesine girdim. Aşağıda gördüğünüz resim; Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı’nın Resmi Sitesi‘nin, Türkçe HTML giriş sayfası::

Google’da Türkiye kelimesini arattığınızda karşınıza çıkan ilk sitelerden biri olmanın verdiği özeni taşımayan bir tasarım gibi görünüyor. Görüntü kalitesi çok kötü, sayfaların tasarımı da oldukça vasat. Gerçi; Flash versiyonu ona nazaran biraz daha iyi.

Cumhurbaşkanlığı’nın sitesini ziyaret edince; aklıma Türk Dil Kurumu‘nun sitesi geldi. O’nun da tasarımını ve kullanılan resimlerin kalite yoksunu olduğunu hatırlayınca; bir de oraya bakayım dedim. Bu da; TDK’nın giriş sayfasında bulunan resim:

Üstelik Bilgisayar Terimleri Sözlüğü‘nde çok şaşırtıcı bir veri yoğunluğu olmamasına rağmen; böyle sayfalar koymak yerine; basit bir arama yapısı oluşturmak çok mu zor diye düşünmeden edemiyor insan.

Tabii ki, çok şaşaalı birşey olacaklar diye bir kaide yok ama; yine de her ikisi, bir *gov.tr* uzantısını taşıyacak görsellikte ve kalitede değil bence. Kimse bu sitelerin ne halde olduğunu görmüyor mu?

Not 1: Bu arada, bugün itibariyle ilk maaşımı almış bulunuyorum, çok güzel bir duygu :) * * *.

Not 2: Bunu daha önce duymamıştım. Bence, “findoz vs. linux” temalı en yıkıcı motto olmuş:


Microsoft gives you Windows ... Linux gives you the whole house.

:)

Not 3: Doctor Fun; sana bayılıyorum :)

Not 4: Sanirim bu not olayını fazla abarttım :)

Özlü Söz

Theory is when you know something, but it doesn’t work. Practice is when something works, but you don’t know why it works. Programmers combine theory and practice: Nothing works and they don’t know why.
--Steve McConnell, Code Complete

Last.FM

Son Ziyaretçiler