PINguAR.org
İş güçle uğraşmaktan, “bugün-yarın yazarım” dediğim şey, sonunda Didem’in son girdisine düşmüş.
Kısaca yazayım madem.
Bu ay başından itibaren, Parkyeri‘ndeki görevimden ayrılıp, Tübitak UEKAE‘de Pardus geliştiricisi olarak çalışmaya başladım (olay, günlerden bir gün –Barcamp‘te Faik ile Gökmen‘in aklımı çelmesi ile oldu aslında
(sonradan gelen edit: bu “akıl çelme” olayı, Parkyeri’nden Pardus’a geçmem için değil, bu ay başında başlayacağım IBM’den Pardus’a geçmek için bir akıl çelme idi. Doruk uyarmış beni yanlış anlaşılma için, bunu da böyle düzelteyim dedim.))
Pardus ile ilgili yazacaklarıma, bu adresteki yeni günlüğümden ulaşabilirsiniz

Normalde bu tür şeylere cevap vermem (bkz: cool takılmak) fekat yaş kompleksi denen şeyin yaklaşık 1 ay sonra 22′ime basacak olmam nedeniyle iyice tavana vurduğu bu zamanlarda şu yazıya açıklık getireyim:
- 15.09.1985 doğumluyum,
- makas muhabbeti de küçükken deli sinirimi attıran abimi makaslamamdan geliyor..
- yaş muhabbetini uzatırsa gözümü kırpmadan Devrim’i de makaslayabileceğimi açık açık söylüyorum.
teşekkürler
Ameliyat olmasından bir kaç gün sonra ananem başka bir sağlık sorunu yüzünden tekrar ameliyat olmak zorunda kaldığından (safra kesesi denen garip şeyi aldılar, kimse sorsam “benim de yok abla” lafını duyduğumdan vücuttaki işlevini çözebilmiş değildim zaten) bir haftadır yine hastane ile ev arasında mekik dokuyorum (/\CIB/\DEM ile ilgili anılarımı sonraya bırakıyorum, underground bir vahşi batı edasıyla yürüyor herşey çünkü)…
Bu koşuşturmacada bulabildiğim 10 dk.yı nasıl değerlendiririm diye düşündüm ve günlüğe random başlık ve sağ tarafta gördüğünüz gibi random “özlü söz” özellikleri ekledim. (more…)
Hayatta bir saniye sonra insanın başına ne geleceği belli olmuyor. Güya dün Mephisto’da Joe Satriani’ye pena imzalatacak (ve muthemelen adamı bu kadar yakından görebileceğim tek ‘an’ olacak), sonra bir kaç saat sonra kalkacak uçağa yetişip İsviçre’ye gidecek, ertesi sabah oradan İngiltere’ye geçerek bugün de yarınki konferans (Guadec) için hazırlık yapıyor olacaktım..
Beni tanıyanlar ne kadar “son ana kadar işini süründüren” biri olduğumu bilirler- bilmeyenler için de günlükte bir yerlerde ipuçları mevcut zaten
Buna rağmen yola çıkmama 3 gün kala vize başvurusu yapmış, iki gün kala biletlerimi almış, heyecanla İngiltere’ye, oradaki konferans bitince de trenle hayallerimdeki ülke İskoçya’ya gitme planlarını, haritalarını ve bilimum teçhizatı kurmuş; ve hatta bavulumu hazırlamayı bile 1 gün kala yaparak üzerime yapışan “yumurta-kapı” damgasını ekarte etmeyi başarmıştım (ya da öyle düşünüyordum).. Fakat son gol yaramaz ananecikten geldi.. (more…)
Günlüğüme birşeyler yazmayalı neredeyse iki hafta olmuş. İki haftadır bağlanamayan Internet yüzünden günlüğü ihmal etmem bir yana, en çok ortamlarda dönen bilimum flame’i senkronize takip edememiş olmaktan üzüntü duydum (şimdi de o kadar maili okumak yemiyor, neyse).
Neler oldu özet geçeyim kısaca:
(more…)
Sonunda, … evet sonunda okulumdan mezun oluyorum. Üniversiteye geldiğimde 17 yaşındaymışım, şimdi 21 yaşında “eşşek kadar kız” olarak ayrılmak biraz garibime gidiyor
Üniversiteye geldiğim ilk sene, daha önce bilgisayarla oyun oynamak, paint’te çiçek & böcek çizmek, word’de hikaye yazmaktan öteye giden bir ilişkim yoktu. Buna bağlı olarak yeni tanıştığımız hocalar neyle ilgilendiğimizi sorunca “oyun tasarımı” diyordum
Amerikalı bilim adamları, elektrik kablosu kullanmadan bir cihaza enerji iletmenin yöntemini buldu.
Son günlerde bir çok haber sitesinde ve komunite weblog’larında sürekli “artık kablo kullanmadan enerjinin iletilebildiği” haberleri sanki yeni bir keşif yapılmışcasına veriliyor.
Tesla bunu onyıllar önce zaten yapmışken ve tamamen duygusal sebeplerle diğer bir çok buluşunda olduğu gibi tarihin karanlık sayfalarına gömülmek zorunda bırakılmışken; bari bugün; onlarca yıl önce elinde bulundurduğu yüzlerce patent, atmosferdeki enerjiyi kullanma, parçacık hızlandırma ve kablosuz enerji nakli çalışmaları, … artık bilinirken, böyle bir haberde Tesla’nın adının dahi anılmamasını anlayamıyorum (bu haber siteleri arasında yalnız SDN bu konuya değinmişti, onlara da teşekkür ediyorum).
Ben yine iyi niyetli davranarak, Tesla’yı ve yaptığı çalışmaları bilmediklerini farzediyorum. Tesla’yı bir daha anmak, kim olduğunu & ne yaptığını bilmeyenler için, hatırlamak için, …
(more…)
Gördüğünüz gibi dün gece ani bir darbe ile günlük tasarımını değiştirdim
Hem biraz daha web2.0 görüntüsü vermek, hem tasarımı ana sayfayla uyumlu yapmak, hem de iyi kodlanmış bir tema bulunca kaçırmak istemedim.
Yenilikler:
Son olarak sağda tasarımla ilgili bir anket var, beklerim
Önbilgi: Ailede herkesin 10 dakikada elde açma börek yapabildiği, her mide kazınışında (ki hep kazınır) “hadi bi börek açalım” dendiği bir evde yaşıyorum
Geçen hafta da böyle günlerden biriydi ve felekten bir masa çalıp bilimum börek, sarma vb. ‘den bir masa donattık. Ananem de (ki kendisi şeker + kalp + tansiyon hastası olmasına rağmen hiçbir yasağa uymayan ve rejim yapmayı reddeden inatçı bir insandır) bu masaya karşı koyamayıp yaklaşık 6 börek ve 15 sarma yedi
Akabinde yere uzanıp karnını sıvazlarken, o tarihi sözcükler ağzından dökülüverdi: “Ohh.. Hiç bu kadar doymamıştım.. Demek ki bugüne kadar ben hep aç yaşamışım.”
Şimdi bu ön bilgiyi verdikten sonra, teknoloji içerikli bir blogda bu hikayenin nereden çıktığından bahsedelim:
Karikaturum.com harika bir karikatür sitesi. İster “Şöhret et beni” diyor fotoğrafınızı yolluyorsunuz sizi çiziyorlar, ister “Hikayemi Çiz” diyor ve hikayenizi ve ilgili fotoğrafı yolluyorsunuz hikayenizi çiziyorlar. Üstelik tamamen ücretsiz! Böyle bir siteyi ancak karikatür sanatını çok seven insanlar yürütebilir, ellerine & kalemlerine sağlık diyorum
İşte ben de siteye ananemin aşağıdaki fotoğrafını ve girdinin başındaki hikayeyi gönderdim ve bir kaç gün içinde aşağıdaki karikatürü çizdiler. Sonuç tek kelimeyle harikaydı, yalnız ananem “benim göbeğim o kadar büyük değil, ayıp etmişler” serzenişinde bulundu o kadar ![]()

Özlü SözThe three chief virtues of a programmer are: Laziness, Impatience and Hubris.
--Larry Wall