PINguAR.org
Not: Başlığın mp3 forumlarından fırlamış gibi durduğunun farkındayım ama daha yaratıcı bir başlık bulamadım ![]()
Günlüğümde Linux, Özgür Yazılım, Bilgisayar ve Teknoloji gibi konuların dışına çıkmamaya özen gösteriyorum ama içinde bulunduğumuz şu günler, beni müzik piyasası hakkında bir şeyler yazmaya zorluyor: ki çıkan yeni albümler gerçekten “lö leziz” nitelikte.
2007 çıkışlı ve en sevdiğim bazı grupların albümleri şöyle:
.
Dark Tranquillity - Fiction
1. Nothing To No One
2. The Lesser Faith
3. Terminus (Where Death Is Most Alive)
4. Blind At Heart
5. Icipher
6. Inside The Particle Storm
7. Empty Me
8. Misery´s Crown
9. Focus Shift
10. The Mundane And The Magic
.
DT Kesinlikle “çok” iyi bir iş çıkarmış. Soundları birbirine yakın şarkılardan oluşan bir albümün aksine albümdeki neredeyse her parça farklı bir sounda ve tada sahip (bazı riffler tanıdık gelse de, o kadar olur diyoruz). Açılış parçası “Nothing To No One” albümün ne kadar gaz olduğunun işaretini ilk anda veriyor. Ama benim gibi bir klavye delisinden beklendiği gibi * şmdilik favorim Terminus ![]()
Gelelim diğer bomba albüme. Rotting Christ‘ın yeni albümü!
.
(more…)
Son iki üç gündür son zamanların trendi Joomla‘yla ilgileniyorum. Aslında üzerinde biraz vakit harcamadan önce “İçerik Yönetimi” kavramı bana çok uzak geliyordu. Ama zamanla Joomla’nın size sunduğu imkanları (modüller, component’ler vs.) görünce “şunu da ekleyeyim, bu component neymiş acaba?” diye kendinizi kaybediyorsunuz
Joomla kullanarak şimdilik *taslak* formunda olan ve folk metali tanıtmayı amaçladığım bir site tasarladım (bunun işi bitince sıra power’a da gelecek
). Genel olarak 5-6 başarılı folk metal grubu (Finntroll, Elvenking, Korpiklaani, Mägo de Oz vs.) hakkında biyografi diskografi vs. gibi bilgiler bulunuyor. Şimdilik üyelik kısmı pek bir işe yaramıyor, bir de simpleboard ile bir forum ekleyeceğim beta versiyonunun çıkardığı sorunları halledersem. Kendisi şu an böylesine berbat bir adreste, ama ilerde ne olur bilinmez…
Bu arada… Buralarda birşeyler oluyor w(^o^)W
GNOME kütüphanelerini kullanan, Python‘la yazılmış takvim/ajanda programı; pAgenda‘nın bugün 2.0 sürümü çıktı. Kendileri şöyle diyor ana sayfalarında:
Most calendars primary goal is use as eye-candy, or they are designed for inter/intra office communication/collaboration. pAgenda is meant to view/edit/print appointments quickly and easily. Why waste your time when you've got things to do?
2.0 sürümününn en büyük özelliklerinden biri, CSV dosyalarını import ve export edebilmesi. KDE’nin Korganizer‘ına minik bir rakip doğuyor gibi * Ayrıntılı bilgi burada.
Şans oyunları oynamayı sever misiniz bilmem. Açıkçası ben, ne fala inanan, ne de falsız kalanlardanım. Ancak yine de, şimdiye kadar elde ettiğim en büyük başarıların; sayısal lotoda 3′lü tutturmak * * ve 20 senede ancak milli piyangodan iki amorti tutturmak olarak sayabilirim (ah, bir keresinde de kazıkazan’dan 1 milyon kazanmiştim
hakkını yemeyeyim).
Heyneyse, bu muhabbete girmemin asıl sebebi, bugün Firefox Eklentileri‘nde dolaşırken; İddiaa‘cılar için harika bir eklentiye rastlamam: Footie..
Footie; tarayıcınızın sağ alt köşesinde, minik bir çerçeve içinde, takip ettiğiniz maçın sonuçlarını takımların logolarıyla beraber sunan bir program.
(Bu arada, Türkiye liginden bulduğum tek screenshot’un da, Beşiktaş’ımın yenildiği maç olması, ayrıca üzücü *..)
Eklentilerden bahsetmişken, bir süredir FasterFox kullanıyorum.
FasterFox, Firefox’un performansını ikiye katlamayı vaadeden bir eklenti. Aslında yaptığı şey, önceden yapılan default ayarlar yerine, sizin manuel olarak birkaç ince ayarı yapmanıza dayanıyor. Yine de, denemekte fayda var diye düşünüyorum.
Bu arada, dün güzide okulumun, güzide bölümündeki 5. yarıyılım da bitti. Bense, dünden beri Helloween‘in I want out‘unu loop’a aldım, bağıra çağıra söylüyorum (aslında şarkıyı, Sonata Arctica cover’ıyla tanıdım).
Sözlerinin bir kısmı şöyle; katılmayan yoktur herhalde;
From all lives beginning on
We are pushed in little forms
No one asks us how we like to be
In school they teach us what to think
But everyone says different things
But they’re all convinced that
They’re the ones to see
(…)
People tell me a and b
They tell me how I have to see
Things that I have seen already clear
So they push me then from side to side
They’re pushing me from black to white
They’re pushing’til there’s nothing more to hear
(…)
Çarpık eğitim sistemini kınıyorum
.. Şarkı hakkındaki daha fazla bilgiyi ve üstünkörü yaptığım Türkçe çevirisini, METuxAL‘da bulabilirsiniz..
Bugün tesadüfen ilginç bir yazı buldum; ben bir kısmını şöyle vereyim, isteyenler devamını şöyle okusunlar::
Not: Vurgulamalar bana ait değildir::
***
(…)
Windows, topluma kabul ettirilen şartlanma ve taklit esasına dayalı müslümanlık anlayışı gibidir sanki…
LINUX ise, ferdî, birebir Rasûlullah’ı muhatap gören, Allah ile arasına kimseyi sokmayan; her şeyi kendinde bulup keşfetmeyi öngören; insanları bu yolda sürekli düşünmeye ve sorgulamaya yönlendirerek sistem ve düzeni tanımamızı isteyen Allah Rasûlü ve son nebisi’nin orijinal sistemine dayanır!
Evet…
İşte benim anlayışıma göre, Zamanın Yenileyicisi’nin dünya üzerine getirdiği yeni anlayışın, bilgisayar dünyasında açığa çıkışına bir örnektir bu olay..
(…)
***
Yazının devami burada.
Artık takip edilecek blog/haber sitesi sayısı artınca; bir RSS okuyucu kullanmak şart oldu. Ben de bu yüzden (fazla bellek yiyor diye afaroz ettiğim
) Akregator‘u yeniden kullanmaya karar verdim. RSS okuyucu arayanlar bir göz atsın derim.
Bu arada, metal dünyasında şu sıralar bir hareket var gibi. (Evet, hala Türkiye’nin en iyi gruplarından biri olduğunu iddia etmekteyim -> AlmoRa, MoonspelL, Katatonia * ve In Flames * ; önümüzdeki aylarda yeni albümlerini çıkaracaklar. Haggard 3 Şubatta, OpetH; 29 Martta, Blind Guardian; 12 Mayısta Türkiye’ye gelecek. Bu grupların hepsini çok sevdiğim gruplar ancak konserlerine gitme imkanın olduğunu sanmıyorum *, artık sadece albümlerle yetineceğim.
Unutmadan, bugün bilgi işlemde, iki ziyaretçi ağırladık; kendileri pucca‘yla garu kadar sevimli bir çift gerçekten *.
İkisine de yeni hayatlarında iyi eğlenceler diliyorum ^o~

Debian sözcüğünün; Ian Murdock ve eşi Debra’dan geldiğini bilmeyen yoktur herhalde ![]()
Peki, Debian sürüm isimlerinin, Toy Story filminden alındığını biliyor musunuz? * *
Ya da, Debian’ın 1.0 sürümünün asla çıkmadığını?
Debian tarihi hakkında daha fazla şey öğrenmek istiyorsanız, çevirisi bir süre önce biten Debian Tarihçesi belgesine bir göz atabilirsiniz ^o~
Bu arada, bugün arşivimi düzenlerken, ‘moon’ ile alakalı çokça şarkı olduğunu farkettim. Pinguar’ın dışında, uzun bir süredir !moonquelle! ya da !moon! nicklerini kullandığımdan mı bu kadar moon içerikli şarkı var diye düşünmedim değil
Sonra, hepsini ayrı ayrı çok fazla sevdiğim bu şarkıları listeleyeyim dedim (listeye eklemek istedikleriniz olursa, siz de yazın
)
Moon Magick :: Sentenced
Nickimin isim babası olan şarkı. * Şarkının sahibi, ‘keşke dağılmasaydılar; dünya daha harika bir yer olurdu’ diye düşündürten en sevdiğim grup Sentenced’a ait.
I am in shape for the game, but for life?… no more
Celtic Moon -Final Fantasy IV :: Enya
Mükemmel bir şarkı. İnsanın elf olup; yayını sırtına atıp, yağmur altında Mirkwood ormanında yürüyesi geliyor — gerçekten
Virginia Moon :: Foo Fighters
Norah Jones’un Foo Fighters’a eşlik ettiği harika bir şarkı.
Stay there, soft and blue. Virginia moon, i’ll wait for you…
Shoot the Moon :: Norah Jones
When the snows come rolling through
You’re rolling too with some new lover.. *
Man on The Moon :: REM
REM’in Andy Kaufman içerikli
şarkısı; *
Hey Andy are you goofing on Elvis? Hey, baby. Are we losing touch?
Aşağıdakiler de, annem için ayırdığım arşivde bulunan ve isteği üzerine yazdığım şarkılar :
Bad Moon Rising :: CCR
Çok şirin bir folk şarkısı.
Don’t go around tonight
Well it’s bound to take your life
There’s a bad moon on the rise..
Blue Moon :: Dean Martin
* * *
Blue moon, you saw me standing alone
Without a dream in my heart
Without a love of my own..
Moon River :: Frank Sinatra * *
Moon river, wider than a mile
I’m crossin’ you in style some day
Old dream maker, you heartbreaker
Not: Yukarıdaki Debian Aynalı Kadın resmi bu adresten alınmıştır.

Bayram için İstanbul’dan gelen dayım, şu sıralar pek bir sevinçli. Kendisi Türkiye’nin ilk Teknik Emniyet Mühendislerinden * ve programlamayı delikli kartlarla falan yapma kısmı orta yaşına denk gelen *, şeker mi şeker 80 küsür yaşında bir insan. Halen bilgisayarla bu kadar ilgili olması gözlerimi yaşartıyor
Tabii ki hemen benim nelerle uğraştığıma falan baktı. Sonra; Linux’u gördü
On sene kadar önce, çalıştığı fabrikanın bilgi işlemindeki “çocuk”ların böyle bişeyden bahsettiğini ama öğrenmediği için üzüldüğünü kayıtlara geçti
Ve bu andan sonra, tabii ki artık ona Linux kurmamak olmazdı. Sadece Linux yerine Penguen demeyi tercih ediyor. Artık şöyle diyaloglar geçiyor aramızda:
Tabii ki, 80 küsür yaşındaki dayımın, Pardus’u nereden öğrendiğini öğrenmem gerekiyordu
Meğer yine fabrikanın bilgi işleminde ‘takılırken’ * duymuş.
Neyse, herkesin bayramı kutlu olsun
Bu da bayram $ekeri: How Linux Could Overthrow Microsoft—Herkesin bir göz atması gerek bence.
Hadi bu da ikinci bayram $ekeri olsun: The Dweller Of Rhymes–Nedense bayramlarda başka şarkı dinlemek istemiyorum
Not :: The Dweller Of Rhymes.mp3 tamamen grubun resmi sitesinden şeyedilmiş olup, yukarıdaki fotoğraf da Kim Anderson‘a aittir—ki kendisi yine bayramlarda fotoğraflarına en çok bakmayı sevdiğim sanatçıdır.
Not2:: Ihim, sanirim bu kadari koppirayt şeysinden yırtmama yetecektir
Özlü SözAs soon as we started programming, we found to our surprise that it wasn't as easy to get programs right as we had thought. Debugging had to be discovered. I can remember the exact instant when I realized that a large part of my life from then on was going to be spent infinding mistakes in my own programs.
--Maurice Wilkes discovers debugging, 1949