PINguAR.org
Daha önce Debian’a kurban giden SunV240 makinadan burada bahsetmiştim. Kaşla göz arasında diğer SunV240 da Debian olmuştu. (Debian’a laf yok
günlük işlerim/internette sörf vb. işler dışında programlama vb. için Debian kullanıyorum, fekat gönül o Sparc’ların Solaris’ten ayrı kalmasına razı olmuyordu).
Neyse ki Necdet Hoca insafa gelerek geçenlerde makinalardan birini tekrar Solaris’e döndürmeye izin verdi. Kurulum sırasında
“No Disks found. Check to make sure disks are powered up.”
gibi abuk bir hata ile karşılaştım. Araştırdıktan sonra bu hatanın diskler Sun olmadığında ya da disk etiketlerinin Solaris’in anlayamayacağı türden olduğunda çıktığını öğrendim. Solaris yükleyicisi EFI etiketlerden anlamıyormuş. Bizim makinada da Debian yüklü olduğundan en iyi çözümün sistemi formatlamak olduğunu okudum. Keşke “basayım formatı gitsin” diye düşünüp formatlamak yerine etiketleri adam etmekle uğraşsaydım çünkü dün 12 civarı başlayan format işlemi mesai bitince ben bilgi işlemden ayrılırken hala sürüyordu.
Yarın bakacağız bakalım format bitmiş mi
Not: Gelen yorumlardan ve eleştirilerden sonra sitemin bir standart faciası olduğunu öğrendim. Yalnızca kendi tarayıcım/çözünürlüğüm ve bilgisayarımda test ettiğimden çoğu ziyaretçide günlük sağa sola kayıyormuş
O yüzden isteyenler sağdaki menüden “Tema Değiştir” ile eski temayı seçebilirler.
.''`.
: :' : Debian, The Universal Operating System
`. `'
`-
Debian’ın olur da Pardus’un olmaz mı ![]()
(`.-,')
.-' ;
_.-' , `,-
_ _.-' .' /._
.' ` _.-. / ,'._;)
( . )-| (
)`,_ ,'_,' _;) Özgürlük için... www.pardus.org.tr
('_ _,'.' (___,))
`-:;.-'
Diğerleri için (more…)
Bu kadar jan-jan bana fazla
Masaüstünden bir kullanıcı olarak tek beklediğim ve tek yapabildiğim renk uyumlu ikonlar & pencere tasarımları iken; ve bunların ekran görüntüsünü alıp; “Bak yaa, ne güzel masaüstüm var di mi?” gibi havalı cümleler kurarken; bir süredir sistemimde yalnızca Pardus kullanmam bu konudaki fikirlerimi tepetaklak etmeye yetti * * *.
Masaüstü özellikleri bir kenara * * Debian’da bir wireless kart tanıtmak, dizüstünün pil durumunu göstermek ya da bluetooth adaptörünü tanıtmak için saatler harcayıp kendimi jiletlediğim günler daha dün gibiyken; kılımı kıpırdatmadan bu özelliklerin ayağıma serilmesi aklımı çelen diğer özelliklerden sadece bir kaçı… *.
Aslında uzunca bir süredir; alışkanlıklarımı * * bir kenara bırakmayı başarıp (daha doğrusu başaramayıp) , Pardus’a yeterince vakit ayırmadığımın farkındaydım. Pardus’u desteklemeye çalışıyordum ama, bu destekleme 1.0′dan önce yapılan test kurulumları, ya da meraklı öğrencilere Pardus kurmaktan öteye gitmiyordu; kişisel çalışma ortamımda Pardus kullanmam gerektiğini uzunca bir zaman düşündükten sonra; ani bir kararla, en azından grubu uçurup bir süreliğine kendime Pardus’tan başka şans tanımadım– ve aslında bu yöntem oldukça işe yarıyor (ki bu klasik bir metottur; Windows’dan Linux’a geçmek isteyip de alışkanlıklarını bırakamayanlara da sistemlerini tamamen uçurmaları salık verilir
)
Sonuç olarak; tamamen Pardus’a geçmenin beni fazlasıyla tatmin ettiğini ve alışkanlıklarımı aratmadığını söyleyebilirim.
Benim gibi biri için * * fazla radikal bir karar oldu ama, buradan Pardus’ta emeği geçen, her geliştirici ve katılımcıya, bug bildirimi yapanlardan çevirmenlere kadar; çok teşekkür ediyorum. Herkesin kullanması ve desteklemesi gereken bir dağıtım olduğunu üzerine basa basa söyleyerek; huzurlarınızdan ayrılıp mutlu mesut Pardus’uma geri dönüyorum efem
Not: Yukarıdaki resim, tamamen bir yerlerden çalıntı olup, Gimp ile suç ortaklığı yapılarak bu hale getirilmiştir * *.
Steven Vaughan yapmış gene yapacağını, Debian Ölüyor Mu? demiş.
Debian 1.2′nin 93 yılında piyasaya sürüldüğü halde, halen 4.0′ın çıkmadığını hesaba katarak bir zamanlar camianın göz bebeği olan Debian’ın artık bunalımda olduğundan bahsetmiş, o da yetmemiş Debian listelerinde yalama olan olaylara * kadar uzanmış. Matthew Garrett’in istifası da dahil, Debian geliştiricilerinin bir bir Debian’dan ayrılmalarının * sebebini geliştirmeden önce gelen Debian politikalarına bağlamış - ki bu noktada Vaughan amcaya katılmayan yoktur sanırım.
Gerçekten eğer verilecek her karar saçma sapan bir tartışma ve bir yere varamamaya gitmeye devam ederse, Debian’dan “Debian mı? Duymuştum galiba onu. Ubuntu’nun atası değil miydi o?
” diye bahsedilecek günler pek de uzak görünmüyor.
Kendisiyle savaşta olan bir camianın yerden yere vurulmasını okumak istiyorsanız buradan buyrun.

Debian sözcüğünün; Ian Murdock ve eşi Debra’dan geldiğini bilmeyen yoktur herhalde ![]()
Peki, Debian sürüm isimlerinin, Toy Story filminden alındığını biliyor musunuz? * *
Ya da, Debian’ın 1.0 sürümünün asla çıkmadığını?
Debian tarihi hakkında daha fazla şey öğrenmek istiyorsanız, çevirisi bir süre önce biten Debian Tarihçesi belgesine bir göz atabilirsiniz ^o~
Bu arada, bugün arşivimi düzenlerken, ‘moon’ ile alakalı çokça şarkı olduğunu farkettim. Pinguar’ın dışında, uzun bir süredir !moonquelle! ya da !moon! nicklerini kullandığımdan mı bu kadar moon içerikli şarkı var diye düşünmedim değil
Sonra, hepsini ayrı ayrı çok fazla sevdiğim bu şarkıları listeleyeyim dedim (listeye eklemek istedikleriniz olursa, siz de yazın
)
Moon Magick :: Sentenced
Nickimin isim babası olan şarkı. * Şarkının sahibi, ‘keşke dağılmasaydılar; dünya daha harika bir yer olurdu’ diye düşündürten en sevdiğim grup Sentenced’a ait.
I am in shape for the game, but for life?… no more
Celtic Moon -Final Fantasy IV :: Enya
Mükemmel bir şarkı. İnsanın elf olup; yayını sırtına atıp, yağmur altında Mirkwood ormanında yürüyesi geliyor — gerçekten
Virginia Moon :: Foo Fighters
Norah Jones’un Foo Fighters’a eşlik ettiği harika bir şarkı.
Stay there, soft and blue. Virginia moon, i’ll wait for you…
Shoot the Moon :: Norah Jones
When the snows come rolling through
You’re rolling too with some new lover.. *
Man on The Moon :: REM
REM’in Andy Kaufman içerikli
şarkısı; *
Hey Andy are you goofing on Elvis? Hey, baby. Are we losing touch?
Aşağıdakiler de, annem için ayırdığım arşivde bulunan ve isteği üzerine yazdığım şarkılar :
Bad Moon Rising :: CCR
Çok şirin bir folk şarkısı.
Don’t go around tonight
Well it’s bound to take your life
There’s a bad moon on the rise..
Blue Moon :: Dean Martin
* * *
Blue moon, you saw me standing alone
Without a dream in my heart
Without a love of my own..
Moon River :: Frank Sinatra * *
Moon river, wider than a mile
I’m crossin’ you in style some day
Old dream maker, you heartbreaker
Not: Yukarıdaki Debian Aynalı Kadın resmi bu adresten alınmıştır.
Battle for Wesnoth‘un 1.0 sürümü çıktı. BFW RPG öğeli turn-based bir strateji oyunu. Aslında turn-based tabanlı strateji oyunlarını pek sevdiğim söylenemez
Real-time olanlar daha zevkli tabii ki. Turn-based olunca bir süre sonra ister istemez oyundan sıkılmaya başlıyorsunuz. Mesela ben küçükken (H.O.M.M (Heroes Of Might and Magic) vardı. O da RPG temalı turn-based strateji oyunuydu ama ne kadar süper olursa olsun bir hafta oynadın mı insanı sıkıyordu.
Hmmm, önce biz saldıralım, tühh! adımım yetmedi yaw görüyo musun, adamın önüne yem attım kendimi :'( şimdi bekleyelim, o bize saldırsın. Off, kaç damage koymuş şu pikeman bana yaa :S Beahhh... Tamammmm, hadi şu savaş faslını otomatiğe alalım.. Ama bu da zevk vermio kiii.. :S
Çok düşünmüşümdür, neden RPG konulu strateji oyunları genelde turn-based tabanlı oluyor diye. Cevabını da halen bulamamışımdır
Aslında neden H.O.M.M bu kadar tutulmuştu o zaman? Şimdi şimdi düşünüyorum da o oyun kazanma hırsımızı tatmin ediyordu. Bir mağaraya girip kolay yoldan 1000 altın götürmek işimize geliyordu. Eh, uzun zamandır oynamamışım; şimdilerde grafikleri uçurmuşlar tabii ki. Velhasıl teknoloji ilerliyor ve ben yaşlanıyorum
Evet, peki tamam. Güyaa Wesnoth’dan bahsedicektim ben
Ihım, denemekte yarar var bu şirin oyunu ^o~

apt-get install wesnoth
#apt-get install cowsay
Cowsay, kullanıcıdan standart girdi olarak aldığı dizgileri, bir
inekle
konuşuyormuşsunuz gibi ASCII resmine döndüren bir program.
moon@moon:~$ cowsay "Hey, canın mı sıkıldı?"
________________________
------------------------
^__^
(oo)_______
(__) )/ ||----w |
|| ||
moon@moon:~$ cowsay -g "Biraz ot karşığında anlaşabiliriz
"
______________________________________
--------------------------------------
^__^
($$)_______
(__) )/ ||----w |
|| ||
moon@moon:~$ cowsay -p "Heeyy, hadi dostum ota ihtiyacım varr, heeyyy
benimle konuşurken gözlerime bak"
_________________________________________
/ Heeyy, hadi dostum ota ihtiyacım varr, heeyyy benimle konuşurken gözlerime bak /
-----------------------------------------
^__^
(@@)_______
(__) )/ ||----w |
|| ||
moon@moon:~$ cowsay -d "Kahretsin, siz şu penguenler, böghhghghee"
_______________________________
/ Kahretsin, siz şu penguenler, böghhghghee /
-------------------------------
^__^
(xx)_______
(__) )/ U ||----w |
|| ||
moon@moon:~$ cowsay -f dragon "Ejderhada olurum icabında, bööle bi
güzelliğim ben yaw"
_____________________________________
/ Ejderhada olurum icabında, bööle bi güzelliğim ben yaw /
-------------------------------------
/ // |___/| / // /0 0 __ / // | / / /_/ // | @_^_@'/ /_ // | //_^_/ /_ // | ( //) | /// | ( / /) _|_ / ) // | _ ( // /) '/,_ _ _/ ( ; -. | _ _.-~ .-~~~^-.
(( / / )) ,-{ _ `-.|.-~-. .~ `.
(( // / )) '/ / ~-. _ .-~ .-~^-. (( /// )) `. { } / (( / )) .----~-. -' .~ `. ^-.
///.----..> _ -~ `. ^-` ^-_
///-._ _ _ _ _ _ _}^ - - - - ~ ~-- ,.-~
/.-~
-b : Borg Modu
-d : Ölü Mod
-g : Paragöz Mod ![]()
-p : Paranoyak Mod
-s : Taş Modu ![]()
-t : Yorgun Mod
-y : Enerjik Mod
-f dragon: Ejderha Modu
-f bunny: Tavşan Modu
Bugün, yazın bir kısmını çevirmeyi planlamış olduğum ve bir kısmının çevirisini bitirdiğim Programming Ruby kitabının türkçe sayfalarını yayınladım. Tabii ki unununstable bir durumda
Kod örneklerini, ana başlıkları değiştirmedim, onları sonradan elden geçirmeyi planlıyorum. Kitabın devamını da azar azar çevirmeye devam edicem.

Bu arada, unutmadan geçen hafta Ruby‘nin 1.8.3 sürümü çıktı.
Kaynak kodları burada.
md5sum:: 63d6c2bddd6af86664e338b31f3189a6
Bugün güzide okulumuzun güzide laboratuarındaki bilgisayarlara Debian kurmaya başladık. Güvenlik için, ssh, ppp, exim4′ü kaldırıyoruz, KDE, Openoffice.org, türkçe dil paketleri ve Mozilla-Firefox kuruyoruz. Sağolsunlar, çalışma arkadaşlarım da yardımcı oluyorlar ^o~
Not1: Bir türlü KDE’de neden Firefox’u çalıştıramadığımızı anlamadık ![]()
Not2: Sevgili Necdet Hoca’mla yaptığım o duygu sömürülü konuşma sonucunda birkaç bilgisayara da GNOME kurmama izin verdi
—Napiym, çok karmaşık geliyor KDE bana :$
Debian, diğer GNU/Linux dağıtımlarına göre daha eğlenceli bence
Aslında şu ana kadar kullandıkları sürüm isimleri bile insanı eğlendiriyor
Mesela unstable versiyona verilen, ve her zaman oyuncakları parçalayan karakter sid ismi gibi, diğer birçok sürüm ismi çizgi film karakterlerinden oluşuyor
* buzz (Buzz Lightyear) bir uzaylı
* rex bir dinazor
* bo (Bo Peep) sürekli koyunlarıyla ilgilenen bir kız
* hamm domuz kumbarası ![]()
* slink (Slinky Dog) oyuncak bir köpek
* potato, Mr. Potato
* woody bir kovboy
* sid oyuncakları parçalayan bir çocuk
Başka kim yapar böle bişiyi?
Özlü SözIf builders built buildings the way programmers wrote programs, then the first woodpecker that came along would destroy civilization.
--Gerald Weinberg