PINguAR.org
.''`.
: :' : Debian, The Universal Operating System
`. `'
`-
Debian’ın olur da Pardus’un olmaz mı ![]()
(`.-,')
.-' ;
_.-' , `,-
_ _.-' .' /._
.' ` _.-. / ,'._;)
( . )-| (
)`,_ ,'_,' _;) Özgürlük için... www.pardus.org.tr
('_ _,'.' (___,))
`-:;.-'
Diğerleri için (more…)
Microsoft, Bill Gates imzalı Vista satıyormuş. Sadece 20 bin tane üretilen bu özel sürüme sahip olmanız için en az 250 doları gözden çıkarmanız gerekiyor.
Ben de Tekman imzalı Pardus Intergalactic Limitıd Edişın, ya da Murdock imzalı Debian Universal Limited Edition istiyorum, tabii bu kadar harika bir kutuya sahip olursa
Bir de geçen sene neredeyse bir ay boyunca rapidshare’den 80 parçalık Vista indirmeye çalışan bir sınıf arkadaşım vardı. 79. parçayı da indirdikten sonra son parçanın silindiğini görünce küçük çaplı bir kriz geçirmiş ve Linux kullanmayı ciddi ciddi düşünmeye başlamıştı
Okul açıldığında Vista edinen varsa gidip bir göz atacağım, ortaya nasıl birşey çıkmış merak ediyorum.
Güzel bir referans, bir köşede saklamakta yarar var. Hatta yeni bir vi kullanıcısıysanız wallpaper yapmanızı bile öneririm ![]()

.
Burada ilgili karta göre hazırlanmış bir kılavuz da mevcut.
Az önce Boş Zaman Geçirgeci‘nde gezerken * “Firefox’taki 7 Gizli Sayfa” diye bir limk’e rastladım, asıl kaynak da burada. Bunlardan herkes gibi ilkini biliyordum sadece
Ama diğer sayfalar da oldukça ilginç, özellikle sonuncusu:
about: Klasik “about” sayfası. Toolbar’daki “Mozilla Firefox Hakkında”‘dan pek farklı değil.
about:buildconfig Build platfom, kullandığınız araçlar ve argümanların bulunduğu bir sayfa.
about:cache Hafıza ve disk belleği hakkında bazı istatistikler ve bilgiler.
about:config Firefox’la ilgili bir çok detaylı ayar bilgileri.
about:plugins Tahmin edebileceğiniz gibi kurulan eklentiler…
about:credits Alfabetik olarak sıralanmış detaylı bir katkıcılar listesi.
about:Mozilla Ve işte beni en çok şaşırtan sayfa! Mozilla Kitabı’ndan bazı sözler var. Mozilla Kitabı da şöyle birşeymiş. Benim about:Mozilla sayfam:
Sonunda dev hayvan yere düştü ve inançsızlar neşeye büründü.
Ancak küllerinden büyük bir kuş yükselen adına her şey bitmemişti.
Kuş inançsızlara tepeden bakarak onlara ateş
ve gökgürültüsü savurdu. Dev hayvan yerine gelen gücüyle yeniden doğdu ve Mammon’un takipçileri korkudan sindiler.Mozilla Kitabı’ndan, 7:15
Son sayfa için yazarın duyguları: “Diablo II’de Cow level’ı keşfetmiş gibi oldum…”
Önce Geek Code vardı… Ama en son 96′da güncellenen bir kod olduğu için yerini Hacker Key‘e kaptırmak zorunda kaldı. [Mesela Geek Code’da sadece Star Trek, Babylon 5 ve X-Files varken, Hacker Key’de Monty Python’dan Battlestar Galactica’ya ve hatta ortaokulda ben de dahil bir çoğumuzu ekrana esir eden Xena bile var
]
Geçen gün Wordpress’i kurunca gelen Blogroll’da bir dolaşayım dedim ve Maky Amca’nın bloguna rastladım. [Bir blogda ilk ilgimi çeken şey sidebar’larda kullanılan ıvır zıvırlardır
] Her neyse bu vesile ile Blogger Code’u öğrenmiş oldum. Meğer Blogger’lar “Geek’lerden neyimiz eksik?” diyerek Blogger Code diye birşey yapmışlar. 2.0 generator sürümü burada, decoder ise burada.
Böyle şeylere dayanamadığım için ben de yaptım bir tane
Blogger code:
Bunu canım sıkılınca okuyayım diye üye olduğum bir haber/eğlence listesinde gördüm. Bir çok meslek grubu için değişik stratejiler ortaya koymuşlar ama ben bilgisayar ve matematikle ilgili olanları alıntılıyorum. Tespitler tek kelimeyle müthiş
Değişik meslekten insanların Fil avına çıktığını düşünün. Sonuçlar aşağıdaki gibi olacaktır tahminen:
MATEMATİKÇİLER
Matematikçiler fil avlamak için Afrikaya giderler; fil olmayan herşeyi dışarı atıp geriye ne kalırsa, onu avlarlar.
DENEYİMLİ MATEMATİKÇİLER
Bir önceki adımdaki işlemi yapmadan önce, en az bir filin bulunduğunu ispat ederler.
MATEMATİK PROFESÖRLERİ
En az bir filin bulunduğunu ispat ederler; ve onun bulunup yakalanma işini yüksek lisans öğrencilerine ödev olarak verirler.
İSTATİSTİKÇİLER
Peşpeşe N kez rastladıkları hayvana FİL adını verip, onu avlarlar.
BİLGİSAYAR MÜHENDİSLERİ
1. Afrika ya git.
2. Ümit Burnundan başla
3. Düzenli bir şekilde tüm kıtayı doğudan batıya tarayarak kuzeye doğru ilerle.
4. Her tarama adımında;
4a. Görülen tüm hayvanları yakala
4b. Her yakalanan hayvanı bilinen bir fille karşılaştır.
4c. Bulunca dur.
DENEYİMLİ BİLGİSAYAR MÜHENDİSLERİ
Yukarıdaki algoritmanın durmasını garantilemek için Kahire civarına önceden bir fil yerleştirirler.
ASSEMBLY DİLİ PROGRAMCILARI
Bu algoritmayı, ellerinin ve dizlerinin üzerinde emekleyerek izlemeyi tercih ederler.
DONANIM MÜHENDİSLERİ
Afrika ya gidip, rengi gri olan hayvanları rastgele yakalamaya başlarlar. Ağırlığı, daha önceden bilinen bir filinkinden yüzde on beş fazla veya az bir hayvana rastlayında dururlar.
BİLGİSAYAR YAZILIMI SATICILARI
Yakaladıkları ilk hayvanı sevkedip, fil faturası keserler.
BİLGİSAYAR DONANIMI SATICILARI
Tavşan yakalayıp; bunları griye boyayıp Masa Üstü Fil diye satarlar.
Anaokulunu da sayarsak (2+13) yıllık eğitim hayatımda, sevdiğim & eğlendiğim tek ders matematik olmuştur *.
Aslında yeterince cesaretlensem, yüksek lisansımı matematik üzerine yapmak istiyorum (ama matematik bölümünde öğrenim gören birinin aldığı derslerin %90′ını almadığım için şimdilik gözüm korkuyor).
Her neyse. Glumbert‘de “A new way to multiply” diye bir vidyoya rastladım. Nette de bir iki haftadır bayağı ilgi gören bir vidyo.
Aslında yeni bir yöntem falan değil, yine bildiğimiz çarpma ama basit bir “eye-hack” de diyebiliriz buna.
Yukarıdan da görebileceğiniz gibi, her rakamı çizgilerle ifade ediyoruz (3 rakamı için 3 çizgi). İki sayıyı birbiriyle çarptığımız noktalar zaten çizgileri kesiştirdiğimiz noktalar olduğundan, klasik çarpma işlemini gerçekleştiriyoruz aslında. Ama bunu, “çizgilerin üzerindeki noktaları sayma” eylemine indirgediğiniz zaman ilginç bir yöntem gibi geliyor.
Metot büyük sayılar için oldukça elverişsiz fakat küçük sayılarda işe yarıyor. Bir de biraz üzerinde uğraşılsa Napier’in Kemikleri‘nin yandan yemişi olacak gibi geldi bana
Vidyoyu buradan izleyebilirsiniz.
Bir zamanlar “seti@home” tiplerinden olmuş biri olarak * * * * * - ki aslında Grid Computing‘in insanlığa faydasını, uzayda garip yaratıklar hakkındaki merakımı gidermekten çok öte işlere yaradığını * * çok sonraları öğrendim..- ama bugün okuduğum bir haber beni heyecanlandırdı.

Aslında teknik olarak yeni bir şey değil; ama hedef kitle büyük.. Yeni çıkan PS3 ‘lere grid computing sayesinde boş oldukları zamanlar Stanford Üniversitesi’ndeki Cure@PS3 projesine bağlanacak ve kanser, Alzheimer gibi hastalıkların araştırmasında kullanılacaklar.
PS3 kullanıcılarının miktarını göz önüne alırsak, gayet başarılı ve iyi düşünülmüş bir proje olmuşa benziyor… *
Not: Bu vesileyle kendimizi yeni GC ortamlarına atalım, insanlığa bir yararımız dokunsun… *
/\ndy Hunt’ın (şu bizim pragmatik programcı
) blogunda dolaşırken, “Am i a nerd?” quizine rastladım. /\ndy %96 ile Nerd God olmuşken, bir de kendimi merak ettim (Aslında, daha fazla nerd çıkmayı benim de gözüm yemezdi
);
Ben de aynı sitede “Are you a computer geek” quizi buldum. Şükür ki nerd’den daha yüksek çıktı. Peki.. Fotoğraftaki Alain Delon kılıklı adamın kim olduğu hakkında en ufak bir fikrim olmamasına rağmen, kendisine listede en çok, “Seymour Cray” ismini layık gördüğüm için, quize biraz fesat karıştırdığımı itiraf ediyorum
Bugün pek yazasım yoktu ama, her zaman logosunu günün anlam ve önemine göre değiştiren Savannah‘da aşağıdaki şirin şeyleri görünce koptum

.
Özlü SözThere are lies, damned lies and benchmarks.
--Anonymous