PINguAR.org

Archive for the ‘Guncel’ Category


Welcome to the machine..

Nov 13, 2007 Author: PINguAR | Filed under: Pardus, Sevgili Gunluk, Guncel, Gezegen

İş güçle uğraşmaktan, “bugün-yarın yazarım” dediğim şey, sonunda Didem’in son girdisine düşmüş. :) Kısaca yazayım madem.

Bu ay başından itibaren, Parkyeri‘ndeki görevimden ayrılıp, Tübitak UEKAE‘de Pardus geliştiricisi olarak çalışmaya başladım (olay, günlerden bir gün –Barcamp‘te Faik ile Gökmen‘in aklımı çelmesi ile oldu aslında :) (sonradan gelen edit: bu “akıl çelme” olayı, Parkyeri’nden Pardus’a geçmem için değil, bu ay başında başlayacağım IBM’den Pardus’a geçmek için bir akıl çelme idi. Doruk uyarmış beni yanlış anlaşılma için, bunu da böyle düzelteyim dedim.))

Pardus ile ilgili yazacaklarıma, bu adresteki yeni günlüğümden ulaşabilirsiniz ;)

Ortaya karışık..

Aug 28, 2007 Author: PINguAR | Filed under: Linux, Faideli Programlar, Guncel, Firefox, Muzik, Gezegen

  • RailsEnvy.com elemanları yine “Ruby on Rails vs ..” vidyolarına başlamışlar. Rails vs .NET için buraya, Rails vs Php için buraya tıkk.

  • Bloglines, kullanıcılarını Bloglines Beta‘yı denemeye ve geribildirime davet ediyor. Beta ile, Bloglines tamamen yeniden dizayn edilmiş ve Ajax ile geliştirilmiş drag & drop özelliği, feed arayüzleri için 3 farklı seçenek gibi güzel özellikleri var. Buradan tanıtım vidyosunu izleyebilir ya da direkt kendiniz test edebilirisniz. Daha da ayrıntılı bilgi burada.

  • (more…)

    GNOME 10. Yildonumu Basin Bildirisi

    Aug 18, 2007 Author: PINguAR | Filed under: Linux, Gnome, Guncel, Gezegen

    GNOME TOPLULUĞU YAZILIM ÖZGÜRLÜĞÜNÜN, YENİLİĞİN VE ENDÜSTRİ BİRLEŞMESİNİN 10. YILINI KUTLUYOR

    Boston MA, USA — 15 Ağustos, 2007 — GNOME’un bir aylık dünya genelindeki 10. yıldönümü bu hafta, Eylül ortasında GNOME 2.20 sürümü ile taçlandırılmak üzere başlıyor. Kutlama haftası boyunca, GNOME katılımcıları on yıllık geçmişin hoş anılarını barındıran wiki sayfası, ve GNOME topluluğu üyelerinin “Açık Kaynak” tariflerini barındıran bir yemek tarifleri kitabı hazırlıyorlar. (more…)

    İstanbul’da Progresif Çılgınlığı

    Aug 18, 2007 Author: PINguAR | Filed under: Guncel, Muzik, Last.FM

    Girdiye “yeap!” diye başlamam gayet doğal olacak sanırım, çünkü birbiri ardına gelen konser haberleri İstanbul’u bir progresif gathering mekanına çevirecek cinsten. DT ve PoS ve Riverside‘ı kaçırdığıma üzülürken, dün Serdar’dan Riverside‘ın Ekim’de geleceği haberini aldım. Zaten uzun zamandır Riverside’da bir Anathema, Orphaned Land ya da RC kaderi bekliyordum.. -üzerine bir de mütevazilik hedesi eklenince- sanırım artık bu elemanları ay aşırı TR’de göreceğiz :)

    (more…)

    Internet’i offline gezmek!?

    May 31, 2007 Author: PINguAR | Filed under: Guncel, Firefox, Gezegen, Faideli Siteler

    Bilgi işlemde zaman zaman “Internet’i offline olarak gezme”ye dair geyikler döndürürdük. Uzun zamandır Internet = Google olduğundan sanırım bu esprimiz gerçek oluyor. Google Gears, Google’ın en son oyuncağı. “Offline çalışma”dan kasıt Google Reader gibi Google uygulamalarının verilerini ilişkisel bir veritabanında tutması ve kaynakları yerel olarak bilgisayarınızda depolaması.

    Buradan Firefox eklentisini kurup Google Gears uygulamasının bilgisayarınıza veri indirmesini onaylayarak kullanmaya başlayabilirsiniz (henüz beta). Google Reader feed’leri bilgisayarınıza depolarken >>.

    Bu arada son finallerim (sonunda okul bitiyor :) ) olduğu için yazmaya fırsat bulamadım. Sevdiğim tüm Web 2.0 siteleri devler tarafından yutulmaya devam ediyor. Favori sitelerimden Youtube ve Blogger‘dan sonra Feedburner‘ı da Google’a kaptırdık. Aslında sözkonusu Google olduğu sürece (ne de olsa o almasa diğerleri alacak) “aman yarabbi tekel oluşuyor” diye pek üzülmüyorum. Ama hep Google’a yar olacağını düşündüğüm Last.FM‘i CBS gibi bir radyo tekeline kaptırmak beni üzdü. Aslında Google’ın en büyük eksiklerinden biri müzik piyasasına dair kayda değer bir uygulaması ve del.icio.us’a rakip bir sosyal imleme sitesinin olmaması. Aslında dilimin ucunda bir iki isim var, ama bekleyelim ve görelim diyorum ;)

    [Müzik] Opeth, Jon Oliva, Rush ve daha fazlası..

    May 18, 2007 Author: PINguAR | Filed under: Guncel, Muzik, Gezegen

    • Önce en sıcak gelişme ile başlayalım: dün Peter Lindgren 16 yıldır beraber çalıştığı Opeth‘den ayrılma kararı aldığnı açıkladı. Kendisi birşeyleri kaybettiğinden bahsediyor, en kısa zamanda bulabilmesini umuyoruz, ne diyelim.. Yeni gitarist eski Arch Enemy ve Talisman adamı Fredrik Åkesson olacakmış.
      Sonradan gelen alakasız fakat ek bilgi edit’i: Mikael’in İbrahim Tatlıses fanı olduğunu biliyor muydunuz? Biliyorum inanamıyorsunuz.. O halde sizi önce buraya (Mikael’in ofişıl myspace sayfası), sonra da Music listesine alalım..
    • Megadeth geçen haftalarda Lacuna Coil‘ın solisti Cristina‘yı da yanına katarak  Tout Le Monde‘u yeniden ısıttı. Vidyoyu buradan izleyebilirsiniz.
    • Progresif alemlerin kralı Rush yeni albümü “Snakes & Arrows“u çıkardı. Albümün ilk hiti Far Cry‘ın vidyosunu buradan izleyebilirsiniz (süper klip ;) ). Bu arada yeni gruplar kendini bu kadar çabuk bozarken, eski toprakların hala süper iş çıkarmalarına bayıldığmı söyleyeyim.
    • Hazır eski toprak demişken bir türlü fırsat bulup da yazamadığım W.A.S.P‘ın yeni albümü Dominator‘dan bahsedeyim. Eski enerjilerinden hiçbirşey kaybetmemişler. Albümdeki şarkılardan bir tanesi bile es geçilecek cinsten değil (özellikle Mercy pek gaz).
    • Şimdi de başka bir eski toprak King Diamond‘dan bahsedelim :) Hala hazırlık aşamasındaki yeni albümleri “Give Me Your Soul… Please“‘den çıkan ilk single “Never Ending Hilltam burada ücretsiz olarak indirilmeye hazır.
    • Paradise Lost daha önce burada bahsettiğim single’ın ardından In Requiem albümünü çıkardı ve sert ve mükemmel altyapısıyla bizi hayal kırıklığına uğratmadı ;)

    • Dream Theater’ın haziran ayında çıkacak Systematic Chaos albümünden (kapağı da şöyle) çıkan ilk şarkı The Dark Eternal Night’ın stüdyo kaydı geçen hafta Roadrunner tarafından youtube’a kondu (lö leziz).
    • Biraz da yurdum semalarında gezelim ve Mavi Sakal‘ın yeni albümünden bahsedelim: Yeni..Den! Peki neden? diye sormak istiyorum.. Albümdeki şarkıların malesef albümün adı gibi yeni olmadığını söylemem gerekiyor. Eski şarkılardan Şaşkın ve Çektir Git‘in yeni yorumlarının haricinde Tibet Ağırtan‘ın eski albümünden şarkıların yeni gibi ısıtılıp koyulması olmamış (şarkılar süper fakat Mavi Sakal’dan daha iyisini beklemek hakkımız ;) ).
    • Nedense yalnızca depresyona girdiğim ve çok çok üzgün olduğum zamanlar haricinde ruhumun dinlemeye el vermediği Hayko Cepkin, yeni albümünü yakında çıkaracak. Albüm kapağına tek kelimeyle hayran kaldım!



    Bir de bundan sonra müzikle ilgili yazılarıma dinlenesi gruplar ile son vereyim diye düşündüm.
    Jon Oliva‘nın müzik piyasasındaki “has” adamlardan olduğunu bilenler bilir ;) Ancak Savatage‘dan ayrıldıktan sonra neler yaptığı hakkında yakından takip eden müzikseverler haricinde bilen pek kimse yoktur. Efendim bu deha, artık birazcık :) ilerleyen yaşının getirdiği avantajdan olsa gerek (olgunluk diyelim) vokal kariyerinde fezaya erdi. Bir röportajında “sesimi hiç bu kadar iyi kullanmamıştım” demiş. Zaten yeni albümünü dinleyen kimse buna itiraz edemez. Yeni albüm..?

    Jon Oliva, Savatage’dan ayrıldıktan sonra (sanırım kardeşi Criss‘in (ki o da erken yaşta yitip giden süper gitaristlerden biriydi) ölümü yüzünden bu adı verdi grubuna) kurduğu Jon Oliva’s Pain grubuyla kariyerine devam ediyor. Bu arada grubun elemanlarının çoğu Circle II Circle‘ın elamanlarından oluşuyor (ki tesadüfe bakın Jon, Savatage’dan ayrıldıktan sonra yerine gelen Zak‘ın (ki o da fevkalaldenin fevkinde bir beyfendidir, One Child ile zamanında beni benden almıştır) grubuydu C2C). İşte az önce bahsettiğim yeni albüm, 2006′nın sonlarına doğru Jon Oliva’s Pain’den çıkan Maniacal Renderings. Siz beğenir misiniz bilmem ama albümdeki Time to Die, Maniacal Renderings, Through The Eyes Of The King gibi parçalar bir klasik olabilir ve gerçekten çok sertler (gaz gaz.. ;) ). Hatta hemen Through The Eyes of the King‘i dinleyelim (jon baba beni affet.. nette hiç sample bulamadım albüme dair, mp3leri yarıda kesecek teknoloji ve yetenek de henüz bende yok :) ):

    Through The Eyes of the King:

    Gelelim Jon Oliva’nın Savatage’ın o muhteşem senfonikliğini entegre ettiği süper grup Trans Siberian Orchestra‘ya.. Fazla söze gerek yok, aşağıdaki şarkıyı dinleyin diyorum ;)

    Wizards in Winter:

    Not: Bu yazıyı bir hışımla yazdığım için gruplara link vermeye & resim koymaya takatim ve zamanım kalmadı.. ilgilenirseniz artık bir Google’larsınız ;)

    İyi dinlemeler!

    Daha önce de yazmıştım, müzik piyasası son yıllardaki en hareketli aylarını yaşıyor. Aslında kritik edeceğim onlarca albüm birikti ama vakit bulup yazamıyorum. O yüzden bugun 3 single ve 1 albümle yetineceğiz ;)

    Baştan bir liste yapayım:

    • Blind Guardian - Another Stranger Me
    • Paradise Lost - The Enemy
    • Marilyn Manson - Heart Shaped Glasses
    • Pain of Salvation - Scarsick

    Blind Guardian - Another Stranger Me

    5 Mayıs- Blind Guardian Ankara konseri uzun zamandır gitmeyi planladığım, her seferinde tam biletleri satın alacakken çıkan aksilikler yüzünden gidemediğim bir konserdi. Bu seferlik single ile idare etmek zorundayız, ne yapalım..

    Single’daki Another Stanger Me şarkısı bana BG’ın hafiften progresife kayıyor olduğunu düşündürttü. Bir power-progressive durumu sözkonusu. Şarkı adından da tahmin edilebileceği gibi, psikiyatride en çok ilgimi çeken ve en sevdiğim * hastalık olan şizofreniye müzdarip bir adamdan bahsediliyor (en azından klipte böyle bir adam var,..).

    Single’daki diğer şarkılar:

    • 1. another stranger me
    • 2. all the king’s horses
    • 3. dream a little dream of me
    • 4. lionheart (demo version)
    • 5. the edge (demo version)


    Paradise Lost- The Enemy

    Zaten myspace’den uzun zamandır dinlemekteydik single’a ait parçaların özetlerini.. En hit parça The Enemy olsa da ben Beneath Black Skies’ı daha çok sevdiğimi söylemeliyim.

    Aslında Nick’in sesini Shattered‘da olduğu gibi gaddarca ve tok kullanmasından yanayım (ki Savatage’ın One Child’ını Zak gibi söylediğini hayal eder dururum..).

    Single’daki diğer şarkılar:

    • 1. The Enemy
    • 2. Beneath Black Skies
    • 3. Godless

    Okumaya devam edin.. (more…)

    Şenlik 2007′nin Ardından

    May 7, 2007 Author: PINguAR | Filed under: Linux, Sevgili Gunluk, WIC, Guncel, Seminerler, Gezegen

    Geçen hafta Çarşamba sabahı Şenlik‘e katılmak için ayrıldığım Çanakkale’ye bir iki saat önce döndüm. Nete pek girme fırsatım olmadı, o yüzden adeti bozmayayım, verdiğim her uzunca aradan sonra yaptığım gibi listeleyeyim. Gün gün şenlik 2007‘de başımdan geçenler:

    • Öncelikle her etkinlik/seminer ve şenlikte üstüme yapışıp kalan gereksiz utangaçlığımdan bu sefer bir miktar kurtuldum sanırım :roll: İsmen tanıdığım hemen hemen herkesle tanıştım.
    • İlk gün süper geçen bir Seminer-CG toplantımız vardı (aslında ben ufaktan mdakin’in seminerine sıvışmak üzereydim ki, Kaya beni yakamdan tutup C salonuna götürdü). Şimdiye kadar katıldığım en enstantaneli toplantıydı: şu an aklıma gelenler Löker‘in Lost’daki Dharma’cılar gibi “Linux Nedir?” vidyosu hazırlama önerisi, Didem‘in “Had leen” çıkışları, … Bir de Seminer-CG’nin yeni üyelere ihtiyacı var, buradan ben de duyurmuş olayım.
    • Aynı gün Eclipse’in GSoC öğrencisi, ODTÜ’den Çağatay‘la tanıştım. Günlük açma konusunda kendisinin bir miktar aklını çelmeye çalıştım, umarım GSoC’da neler olup bittiğini yazacağı bir günlük açar (ki halen okul belgelerini Google’a göndermeye üşenen ben’e bir örnek olur).
    • 2. gün benim de konuşmacı olduğum Bilişim ve Kadınlar: Meslek Seçiminden Hayata paneli vardı. Her konuşmacının 10 dakika süresi olduğu için o süreye sığdırabildiğim kadar konuşmaya çalıştım. Reyyan hocam akademik ve sosyal hayatımızdan da bahsetmemizi istemişti. Aslında bulup bulabileceği en kötü örnek bendim sanırım bu konuda: günümün ~15 saatini bilgisayar başında geçirdiğimi söyledikten sonra bir an “Tanrım, neden ben?” diye atıma binip uzaklaşmak istedim salondan :)

      Neyse ki diğer konuşmacılar; ODTÜ Enformatik Enstitüsü’nün kurucusu ve ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği Ögretim Üyesi Prof. Dr. Neşe Yalabık, Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Teknolojisi ve Programlama Bölüm Başkanı Reyyan Ayfer, 2001 yilinda Birleşmiş Milletler tarafindan “9 Başarili Türk İs Kadınları”ndan biri olarak seçilmiş, turk.internet.com sitesinin sahip olduğu Intervizyon şirketinin Genel Müdürü Füsun Nebil ve Bilkent Üniversitesi BilWIC Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Begüm Saygeçitli beni kurtardı.

    • Şenlikte tanıştığım isimlerden biri de Melih Bayram Dede idi. Kendisi İstanbul’a geldiğimde bir TV programına katılmam için teklifte bulundu. Seve seve kabul ettim ben de, zaten bir TV kusurdu.. :)
    • Yine aynı gün kendimi zorla davet ettirdiğim öğle yemeğinde sevgili Tekman hocamla bitmek bilmeyen projemi konuşma fırsatım oldu. İşin içine manifestler ve türlü zamazingo tasarı girince Necdet hocayla beraber bu işi 1 ayda bitiremeyeceğime kanaat getirdiler. Hatta Necdet hoca sağolsun önümde daha 1 senem olduğunu, rahat rahat bitirebileceğimi söyleyerek üstü kapalı şekilde beni sınıfta bırakmakla tehdit etti :)
    • 3. gün Ulak6Net Görev Gücü toplantımız vardı. Seminerlerden sonra çimenlerin üzerinde yuvarlak yer masası toplantısı yaptık, fotoğrafları alınca buraya da koyucam.
      Toplantının ardından LKD Paneli vardı… ama sanırım bir yere varamadı.
    • Yine aynı gün sensei‘yle konuşma fırsatım oldu. Çok şanslı bir çekirge olduğumu söylemek istiyorum, öğrencisini böyle rahatlatan, sıkboğaz etmeyen başka mentor yeryüzünde yoktur heralde.
    • Son gün şenliğe ananemle annemi de getirdim. Hüzeyfe seminerin ortasında salona dalan ananemi görünce geçici bir şok yaşamış duyduğuma göre, ama kendisine sorma fırsatım olmadı.
    • Ve kapanışta LKD Yılın Penguenleri ödülleri vardı; ben de En Çalışkan Penguen seçildim. Aslında kendimizin çalıp kendimizin oynadığı bir etkinlik olmasa ödülü bir miktar anlamlandırabilirdim tabii ama yine de beni bu ödüle layık gören herkese çok teşekkürler ;)

    • Aslında yukarıda anlattığım etkinliklerin haricinde bir iki seminer/etkinliğe daha katıldım ancak kalan vaktimin çoğu Ankara’da kaybolmakla geçti. Hayatımda sehiriçinde bu kadar süratli ve acayip araba süren bir güruh görmedim. Annemden cebren ve hile ile her arabasını alıp yola çıktığımda kendimi ya şehirdışında buldum ya da yanlışlıkla yol ayrımını kaçırıp (ya da tırsıp uygun şeride geçemeyip) karşı şeride geçmek için kavşak aradım (ve Ankara’da karşı şeride geçmenin yalnızca üst geçitlerle olduğunu çok sonra öğrendim). Bunların haricinde trafikte bol bol cinnet geçirdim ve hayatımı film şeridinden izledim.
    • Zaten bu girdi yeterince uzun oldu, bare bunu da buraya yazayım. Geçen hafta açtığım anket sonuçları belli oldu: 10 kişi müzikle ilgili yazıların başka bir günlükte olmasını isterken, 17 kişi aynı yerde yayınlanmasını istemiş. 6 kişi farketmez demiş ve 5 kişi benden dayak yemek istemiş. Ben de çareyi günlüğün adını değiştirmekte buldum, çünkü günlüğün adı “Pınar’ın Linux Günlüğü” olunca farklı içerikte yazılar yazmak beni rahatsız ediyordu.

    Yukarıdaki fotoğraf da şenlikte çektiğim tek kare (ve dandik cep telefonu kamerasının bile bu güzel bağyanın şirinliğine toz kondurmadığına dikkat ediniz, ehem).

    Hepimiz Google’ız..

    Apr 10, 2007 Author: PINguAR | Filed under: Guncel, Gezegen

    Gün geçmiyor ki Google başka bir orijinal fikirle karşımıza çıkmasın… Bu seferki de istatiksel otomatik çeviri. Halihazırda kullandığımız otomatik çeviri siteleri gibi varolan dil kurallarını ve sözlükleri kullanarak çeviri yapmak yerine, Google iki dil arasında insanlar tarafından çevirilmiş olabildiğince çok çeviriyi sisteme yüklüyerek bazı istatistikler çıkarıyor. Tabii bu mantığa göre sisteme ne kadar çok çeviri yüklenirse o kadar başarılı sonuçlar elde edilmiş oluyor. Elbette mükemmel bir çeviri elde etmeyi bekleyemeyiz ama yine de dil engelinin önemli boyutta ortadan kalkacağı kesin gibi gözüküyor.

    Google’ın bu tip durumlarda, yani makinadan çok insanın tecrübeleri ve iş gücünü kullanarak çözüm sağlaması (bkz: Google Image Labeler isimli, resimleri etiketlemek ve daha doğru sonuçlar ortaya çıkarmak için karşılıklı oynanan bir oyun şeklinde gelişen cin uygulama (ki benim de saatlerimi almıştı zamanında), bkz: az önce bahsettiğimiz istatiksel çeviride daha önce insanların çevirmiş olduğu metinlerin kullanılması) bana Mekanik Türk’ü hatırlatıyor.

    Mekanik Türk (Mechanical Turk, Satranç Oynayan Türk Otomatı) 1700′lü yıllarda Wolfgang Von Kempelen tarafından Viyana imparotoriçesi Maria Theresa için yapılmış bir satranç otomatıydı. Resimde de görüldüğü gibi bir kabinet üzerinde satranç tahtası, karşısında da kaftanlı, bıyıklı :) zamane Türk’lerinden esinlenilmiş bir figür bulunuyordu. Bu otomat kurularak çalışıyordu ve sanki gerçek bir insanmış gibi satranç tahtasını tarıyor ve arada bir başını sallıyordu. Üstelik rakiplerini de yenebiliyordu. Otomatın içini açtığınızdaysa mekanik parçalardan başka birşey gözükmüyordu.

    Yıllar yılı herkes bu esrarı çözmeye çalışmış, hatta Edgar Allan Poe bile bu konuda bir makale yazmıştı. Tabii en sonunda ortaya otomatın içinde usta bir satranççı olduğu ortaya çıkmıştı :razz:

    Wikipedia’da konuyla ilgili çok güzel bir makale de var.

    Bakalım Google’dan daha ne sürprizler göreceğiz?

    UlakNet ipv6 Task Force

    Apr 8, 2007 Author: PINguAR | Filed under: Linux, Sevgili Gunluk, Guncel, Gezegen

    Kabüllenemediğim bazı nedenlerden dolayı yaklaşık bir buçuk senedir görev yaptığım Seminer-CG‘den Necdet Hoca ile beraber ben de ayrıldım. Bu süre zarfı içinde grup çalışması ve insan ilişkileri bakımından güzel şeyler öğrendim; zaman içinde birlikte çalışmaktan keyif aldığım Barış, Löker, Çağlar (ve grupta olmamasına rağmen bize bizden çok yardım eden Doruk) gruptan ayrıldı… grupta çalışmayı hiç bırakmayacakmışız gibi gelse de şimdi de biz ayrılıyoruz. Yalnızca 2006′daki şenlikten bu yana 94 seminer gerçekleştirilmiş, aramıza 46 yeni konuşmacı katılmış, 78 yeni seminer notu hazırlanmış. Çalışma tempomuzu ve yaptıklarımızı bildiğim için, açıkçası içim çok rahat. Bu çalışma tempomuzun diğer çalışma gruplarına da örnek olmasını dilerim.

    Herneyse. Ben de artık Seminer-CG’ye harcamakta olduğum zamanımı ve emeğimi Ulakbim‘e harcamaya karar verdim. Bakalım IPv6 Task Force olarak nelere imza atacağız ;)

    Not: Bu da günlüğüme 100. yazım.. Bir gruptan ayrılıp, yeni bir gruba katıldığımı haber vermem için bekliyormuş beni meğer..