Uzun zamandır yazmıyorum (yazamıyorum), farkındayım Yoğun iş temposu, biraz ara verdikten sonra lafa nasıl başlayacağını bilememe gibi bilimum mazeretleri sıraladığımı farzedin, daha özenli olayım bir de artik… Tamaam..
Efenim, yarın Parkyerlileri de dahil olmak üzere, geek’ten hallice bir dolu insan, Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilecek, “tam kafa” etkinlik Barcamp‘de olacak.
Barcamp Nedir?
Barcamp, içeriğin önceden planlanmadığı, katılımcıların yönlendirmesiyle gelişen kendine özgü bir organizasyondur.
Barcampler, insanların öğrenme ve paylaşma arzusundan doğan anlık toplanmalardır.
Katılımcıların etkileşimleri, demoları, tartışmalarıyla dolu yoğun bir etkinliktir.
Daha fazla bilgi için Barcamp grubuna bakabilirsiniz. Orada görüşmek üzere!
Şaşılacak bir şey değil artık.. ama bir pınar klasiği olarak bu konsere de geç kaldım..
Önce sahne şovundan girmek istiyorum konuya.. tek kelime ile leziz bir sahneydi. Ayrıca el fenerleriyle konser alanının dört bir yanında cirit atan güvenlik görevlilerinin lazer ve ışık efektlerine eşlik etmesi görülmeye değerdi.. (!).
Bloglines, kullanıcılarını Bloglines Beta‘yı denemeye ve geribildirime davet ediyor. Beta ile, Bloglines tamamen yeniden dizayn edilmiş ve Ajax ile geliştirilmiş drag & drop özelliği, feed arayüzleri için 3 farklı seçenek gibi güzel özellikleri var. Buradan tanıtım vidyosunu izleyebilir ya da direkt kendiniz test edebilirisniz. Daha da ayrıntılı bilgi burada.
Boston MA, USA — 15 Ağustos, 2007 — GNOME’un bir aylık dünya genelindeki 10. yıldönümü bu hafta, Eylül ortasında GNOME 2.20 sürümü ile taçlandırılmak üzere başlıyor. Kutlama haftası boyunca, GNOME katılımcıları on yıllık geçmişin hoş anılarını barındıran wiki sayfası, ve GNOME topluluğu üyelerinin “Açık Kaynak” tariflerini barındıran bir yemek tarifleri kitabı hazırlıyorlar. Bu yazının devamını okuyun »
Parkyeri’nde ortam & insanlar tam beklediğim gibi, ofiste kendime bulduğum karanlık çalışma odası harika, kütüphane (henüz kurcalamaya zaman bulamasam da) gerçekten Enver’in dediği kadar var, öğle yemeklerini Cevahir’de hep beraber yemek çok eğlenceli.. Kısaca, insanın 3 senedir (2.ci sınıftan beri) çalışmak istediği yegane yerde çalışmaya başlaması harika birşeymiş
Tek derdim, İstinyePark denen alışveriş zamazingosunun inşaatı sayesinde 45-60 dk. yolda geçirmem (ve bir de her seferinde metrodan çıkınca Ortaklar Caddesi okunu takip edip (ve gitmem gereken yönün tersine doğru yürürken hiç çakozlamayıp) kendimi Beytem Plaza’nın (Parkyeri’nin olduğu plaza) 200 metre uzağında bulmam ayrı bir ukte oldu bende.. ıhm..)
Sağ tarafta gördüğünüz random “özlü söz” kutusu için söz toplarken, Linus’un burada sarfettiği şu sözünü de eklemiştim:
Life is a game, and if you aren’t in it to win, what the heck are you still doing here?
Hayat bir oyun, ve eğer kazanmak için gelmediysen hala burada ne halt ediyorsun?
Tabii cümle değişik şekillerde yorumlanabilir, ben burada “kazanma” ile bahsedilen şeyin kişisel mutluluk & huzur olduğuna inanıyorum. Herneyse, aşağıda bu cümleye getirilmiş ilginç bir yorum var, bakış açısının güzelliği burada işte:
As always Linus is interesting… even when he’s wrong…
If life is a game, then it is a zero sum game for all players.
Because everyone dies in the end.
What he should have said is “Life is a playground. If you’re not playing why are you here?”
Linus her zamanki gibi enteresan… yanılmakla beraber…
Eğer hayat bir oyunsa, tüm oyuncular için sıfır toplamlı bir oyundur.
Çünkü sonunda herkes ölür.
Linus’un söylemesi gereken “Hayat bir oyun alanıdır. Eğer oynamıyorsan niçin buradasın?”
Web alışkanlıkları çok ilginç bir noktada değişmeye başlamıştı Web 2.0 kavramı çıkmaya yüztutmuş iken. Her ayrı işlev için ayrı siteler ve servisler kullanmaya başlamıştık; link kaydetmek için bir tane, dinlediğimiz müzikler için bir tane, vidyolar için bir tane, … Şimdi trendin tümevarım doğrultusunda ilerlediğini gözlemliyorum. Artık o kadar çok ayrıştırdık ki bu servisleri, her biriyle ilgilenmek gitgide zorlaştı.
Artık devir 3-4 servisi bir arada sunanların devri - kazanç zaman olduğu için bu tür oluşumlar gitgide prim görecek
Google’dan Leslie (tüm öğrencilerle yakından ilgilenen şirin hacker), geçen ay her sene olduğu gibi bu sene de gsoc öğrencilerine sürprizler hazırladığını söylemişti. Postayı almam gereken tarihin üzerinden iki üç hafta geçmesine ve herkesin listede ikide bir sürprizin ne kadar süper olduğunu söyleyip beni meraktan çatlatmasına rağmen yine de posta gelmeyince bana da boynumu büküp işime devam etmek kalmıştı… Sonunda dün posta elime ulaştı! Karl Fogel‘dan imzalı Producing Open Source Software kitabı (ama itiraf edeyim kitabı alanlar kendilerini parçalarcasına teşekkür edince, ya Linus ya Stallman‘dan imzalı birşey sanmıştım ben de.. ) Bu yazının devamını okuyun »
Uykusuzluk insanın hayal gücünde ve görme yetisinde oyunlar oynayabiliyor. Aşağıdaki fotoğrafa ilk baktığımda, Matz’ın (en sağdaki) yerlere kadar uzanan kırmızı bir pelerin giyen, göğsünün ortasında kocaman bir M yazan bir süperkahraman olduğunu falan zannettim
Herneyse, harika bir vidyo: Kenji Hiranabe, Shintaro Kakutani, ve bizim Matz C++, Java ve Ruby’yi irdeliyorlar (ingilizce altyazı mevcut).
Diğer güzellik de Rails Podcast’inin yeni bölümü. Çoğu devchix‘ten olan bağyanlar ile bilişim ve programlama dünyasında kadınlar hakkında sohbet etmişler:
Bilgi işlemde zaman zaman “Internet’i offline olarak gezme”ye dair geyikler döndürürdük. Uzun zamandır Internet = Google olduğundan sanırım bu esprimiz gerçek oluyor. Google Gears, Google’ın en son oyuncağı. “Offline çalışma”dan kasıt Google Reader gibi Google uygulamalarının verilerini ilişkisel bir veritabanında tutması ve kaynakları yerel olarak bilgisayarınızda depolaması.
Buradan Firefox eklentisini kurup Google Gears uygulamasının bilgisayarınıza veri indirmesini onaylayarak kullanmaya başlayabilirsiniz (henüz beta). Google Reader feed’leri bilgisayarınıza depolarken >>.
Bu arada son finallerim (sonunda okul bitiyor ) olduğu için yazmaya fırsat bulamadım. Sevdiğim tüm Web 2.0 siteleri devler tarafından yutulmaya devam ediyor. Favori sitelerimden Youtube ve Blogger‘dan sonra Feedburner‘ı da Google’a kaptırdık. Aslında sözkonusu Google olduğu sürece (ne de olsa o almasa diğerleri alacak) “aman yarabbi tekel oluşuyor” diye pek üzülmüyorum. Ama hep Google’a yar olacağını düşündüğüm Last.FM‘i CBS gibi bir radyo tekeline kaptırmak beni üzdü. Aslında Google’ın en büyük eksiklerinden biri müzik piyasasına dair kayda değer bir uygulaması ve del.icio.us’a rakip bir sosyal imleme sitesinin olmaması. Aslında dilimin ucunda bir iki isim var, ama bekleyelim ve görelim diyorum