PINguAR.org
Hem masaüstleri (KDE, GNOME, ..) hem de uygulamalar (doğal olarak) derli toplu bir arayüz ile son kullanıcıya sunuluyorlar. Ama son bir kaç gündür uygulamalarda bulunan fazlalık menü ve çubuklarla kafayı bozmuş idim. Sonunda kırpabileceğim heryeri kırptım ve böyle bir masaüstü ve böyle bir Firefox kaldı elimde. Bir de oturdum hesapladım, sadece Firefox’da yaklaşık %12 yerden kazanmışım
Bunlarla ilgili bir yazı yazdım İngilizce günlüğe, aynısını buraya yazınca duplicate oluyor
Buradan okuyabilirsiniz.
Bugünki geliştirici toplantısından bir kare ile veda edeyim hadi:

Bazen mp3 ararken Google’i kullanıyorum, çok uç şarkılar dışında genelde istediğimi bulabiliyorum. Tabii en önemlisi ararken kullandığınız parametreler, çünkü fake içeriklerle karşılaşma olasılığınız çok oluyor mp3, divx vs. aratırken. Benim kullandığım parametreler şöyleydi:
intitle:"index.of" "parent directory" "size" "last modified" "description" [snd] (mp4|mp3|avi|flac|aac|ape|ogg) -inurl:(jsp|php|html|aspx|htm|cf|shtml|lyrics-realm|mp3-collection) -site:.info
Fekat az önce, yukarıdaki işkenceye daha fazla katlanamayacağımı fark edip, bunun bir firefox eklentisini yapayım dedim. Bu adresten indirebilirsiniz (hatta Roxette ve Look parametrelerini vererek denemenizi öneririm
)
Eklentiler ve search engine’ler ile ilgili araştırırken, karşıma OpenSearch çıktı. Opensearch a9.com tarafından geliştirilmiş ve pek çok tarayıcı tarafından desteklenen bir format ve bunu kullanarak istediğiniz arama sonucunu üretebilirsiniz.
Fazla ayrıntısına girmeden, yaptığım eklentiyi açıklayayım: (more…)

Bloglines, kullanıcılarını Bloglines Beta‘yı denemeye ve geribildirime davet ediyor. Beta ile, Bloglines tamamen yeniden dizayn edilmiş ve Ajax ile geliştirilmiş drag & drop özelliği, feed arayüzleri için 3 farklı seçenek gibi güzel özellikleri var. Buradan tanıtım vidyosunu izleyebilir ya da direkt kendiniz test edebilirisniz. Daha da ayrıntılı bilgi burada.
Web alışkanlıkları çok ilginç bir noktada değişmeye başlamıştı Web 2.0 kavramı çıkmaya yüztutmuş iken. Her ayrı işlev için ayrı siteler ve servisler kullanmaya başlamıştık; link kaydetmek için bir tane, dinlediğimiz müzikler için bir tane, vidyolar için bir tane, … Şimdi trendin tümevarım doğrultusunda ilerlediğini gözlemliyorum. Artık o kadar çok ayrıştırdık ki bu servisleri, her biriyle ilgilenmek gitgide zorlaştı.
Artık devir 3-4 servisi bir arada sunanların devri - kazanç zaman olduğu için bu tür oluşumlar gitgide prim görecek
Benim şimdilik prim verdiklerim arasında FoxyTunes var. (more…)
Bilgi işlemde zaman zaman “Internet’i offline olarak gezme”ye dair geyikler döndürürdük. Uzun zamandır Internet = Google olduğundan sanırım bu esprimiz gerçek oluyor. Google Gears, Google’ın en son oyuncağı. “Offline çalışma”dan kasıt Google Reader gibi Google uygulamalarının verilerini ilişkisel bir veritabanında tutması ve kaynakları yerel olarak bilgisayarınızda depolaması.
Buradan Firefox eklentisini kurup Google Gears uygulamasının bilgisayarınıza veri indirmesini onaylayarak kullanmaya başlayabilirsiniz (henüz beta). Google Reader feed’leri bilgisayarınıza depolarken >>.
Bu arada son finallerim (sonunda okul bitiyor
) olduğu için yazmaya fırsat bulamadım. Sevdiğim tüm Web 2.0 siteleri devler tarafından yutulmaya devam ediyor. Favori sitelerimden Youtube ve Blogger‘dan sonra Feedburner‘ı da Google’a kaptırdık. Aslında sözkonusu Google olduğu sürece (ne de olsa o almasa diğerleri alacak) “aman yarabbi tekel oluşuyor” diye pek üzülmüyorum. Ama hep Google’a yar olacağını düşündüğüm Last.FM‘i CBS gibi bir radyo tekeline kaptırmak beni üzdü. Aslında Google’ın en büyük eksiklerinden biri müzik piyasasına dair kayda değer bir uygulaması ve del.icio.us’a rakip bir sosyal imleme sitesinin olmaması. Aslında dilimin ucunda bir iki isim var, ama bekleyelim ve görelim diyorum
Az önce Boş Zaman Geçirgeci‘nde gezerken * “Firefox’taki 7 Gizli Sayfa” diye bir limk’e rastladım, asıl kaynak da burada. Bunlardan herkes gibi ilkini biliyordum sadece
Ama diğer sayfalar da oldukça ilginç, özellikle sonuncusu:
about: Klasik “about” sayfası. Toolbar’daki “Mozilla Firefox Hakkında”‘dan pek farklı değil.
about:buildconfig Build platfom, kullandığınız araçlar ve argümanların bulunduğu bir sayfa.
about:cache Hafıza ve disk belleği hakkında bazı istatistikler ve bilgiler.
about:config Firefox’la ilgili bir çok detaylı ayar bilgileri.
about:plugins Tahmin edebileceğiniz gibi kurulan eklentiler…
about:credits Alfabetik olarak sıralanmış detaylı bir katkıcılar listesi.
about:Mozilla Ve işte beni en çok şaşırtan sayfa! Mozilla Kitabı’ndan bazı sözler var. Mozilla Kitabı da şöyle birşeymiş. Benim about:Mozilla sayfam:
Sonunda dev hayvan yere düştü ve inançsızlar neşeye büründü.
Ancak küllerinden büyük bir kuş yükselen adına her şey bitmemişti.
Kuş inançsızlara tepeden bakarak onlara ateş
ve gökgürültüsü savurdu. Dev hayvan yerine gelen gücüyle yeniden doğdu ve Mammon’un takipçileri korkudan sindiler.Mozilla Kitabı’ndan, 7:15
Son sayfa için yazarın duyguları: “Diablo II’de Cow level’ı keşfetmiş gibi oldum…”
WebExpose Ekibi, Linux makinenizde hem IE 5.0 & IE 5.5 & IE 6.0 hem de IE 7.0 sürümlerini nasıl yükleyeceğinize dair bir girdi yazmışlar. Yalnız 7.0 sürümünü arayüzü ile değil de, 6.0′ın rendering motoruna gömülü olarak kullanabiliyorsunuz (ki zaten bizi de IE 7.0′ın getirdiği tab ya da rss okuyucu gibi son teknoloji (!) özelliklerine ihtiyacımız yok
).
Peki, makinamızda her çeşit IE sürümü çalıştırmanın ne gibi mantıklı sebepleri olabilir?
- Linux üzerinde çalışan web tasarımcıları: Sayfalarınızı yalnız Firefox, Opera, Epiphany vb. Linux ile uyumlu web tarayıcılarında değil, aynı zamanda makinanızda Windows beslemek zorunda kalmadan IE üzerinde de test edebilirsiniz (ki nerede bir Windows makina görsem, hemen IE’ı açıp web sayfalarımın nasıl gözüktüğünü kontrol eden - akabinde sayfalarımın bu kadar berbat gözüktüğüne inanamayıp olay yerinden hızla uzaklaşan ben: bu seçeneği kendime önermiyorum
)
- Windows üzerinde çalışan web tasarımcıları: Aynı Windows makinada hem IE 6.0 hem de 7.0 çalıştıramayan * web tasarımcıları bu yolla her çeşit IE üzerinde sayfalarını deneme imkanına sahipler! * *
- Veee… Ailesinde öğretmen barındıran, ve bu yüzden Milli Eğitim Bakanlığı’nın tasarım harikası ILSIS web sitesine login olabilmek için makinasında Windows beslemek zorunda kalan geniş kitle * : Annemi geçen sene emekli ettiğimiz için ihtiyaç duyup denemedim. Bu yüzden İlsis Sistemi her ne kadar “Internet Explorer 5.0 ve üzerindeki versiyonları için hazırlanmıştır.” dese de yine de Windows üzerinde çalışmayan bir IE ile sorun çıkabilir. *.
Bu adreste kurulum işinin nasıl yapıldığı ayrıntılı olarak anlatılmış. Ama WINE’la * mı yoksa bu yolla mı daha güvenli bir IE’ye sahip olunur, bilemiyorum…
GNOME kütüphanelerini kullanan, Python‘la yazılmış takvim/ajanda programı; pAgenda‘nın bugün 2.0 sürümü çıktı. Kendileri şöyle diyor ana sayfalarında:
Most calendars primary goal is use as eye-candy, or they are designed for inter/intra office communication/collaboration. pAgenda is meant to view/edit/print appointments quickly and easily. Why waste your time when you've got things to do?
2.0 sürümününn en büyük özelliklerinden biri, CSV dosyalarını import ve export edebilmesi. KDE’nin Korganizer‘ına minik bir rakip doğuyor gibi * Ayrıntılı bilgi burada.
Şans oyunları oynamayı sever misiniz bilmem. Açıkçası ben, ne fala inanan, ne de falsız kalanlardanım. Ancak yine de, şimdiye kadar elde ettiğim en büyük başarıların; sayısal lotoda 3′lü tutturmak * * ve 20 senede ancak milli piyangodan iki amorti tutturmak olarak sayabilirim (ah, bir keresinde de kazıkazan’dan 1 milyon kazanmiştim
hakkını yemeyeyim).
Heyneyse, bu muhabbete girmemin asıl sebebi, bugün Firefox Eklentileri‘nde dolaşırken; İddiaa‘cılar için harika bir eklentiye rastlamam: Footie..
Footie; tarayıcınızın sağ alt köşesinde, minik bir çerçeve içinde, takip ettiğiniz maçın sonuçlarını takımların logolarıyla beraber sunan bir program.
(Bu arada, Türkiye liginden bulduğum tek screenshot’un da, Beşiktaş’ımın yenildiği maç olması, ayrıca üzücü *..)
Eklentilerden bahsetmişken, bir süredir FasterFox kullanıyorum.
FasterFox, Firefox’un performansını ikiye katlamayı vaadeden bir eklenti. Aslında yaptığı şey, önceden yapılan default ayarlar yerine, sizin manuel olarak birkaç ince ayarı yapmanıza dayanıyor. Yine de, denemekte fayda var diye düşünüyorum.
Bu arada, dün güzide okulumun, güzide bölümündeki 5. yarıyılım da bitti. Bense, dünden beri Helloween‘in I want out‘unu loop’a aldım, bağıra çağıra söylüyorum (aslında şarkıyı, Sonata Arctica cover’ıyla tanıdım).
Sözlerinin bir kısmı şöyle; katılmayan yoktur herhalde;
From all lives beginning on
We are pushed in little forms
No one asks us how we like to be
In school they teach us what to think
But everyone says different things
But they’re all convinced that
They’re the ones to see
(…)
People tell me a and b
They tell me how I have to see
Things that I have seen already clear
So they push me then from side to side
They’re pushing me from black to white
They’re pushing’til there’s nothing more to hear
(…)
Çarpık eğitim sistemini kınıyorum
.. Şarkı hakkındaki daha fazla bilgiyi ve üstünkörü yaptığım Türkçe çevirisini, METuxAL‘da bulabilirsiniz..
Aslında şu ana kadar, pek fazla medya oynatıcısı değiştirmedim (peki, bir zamanlar Kaffeine takıldığımı ve bir türlü xmms‘den vazgeçemediğimi itiraf ediyorum
).
Ancak gelin görün ki AmaroK, süper temaları * * *, musicbrainz‘i desteklemesi, crossfading hedesi, süper karizma yarı şeffaf bilgi ekranı, şarkı sözl… *…
Kısacası bir kız çocuğunun gönlünü çelmek için bütün bileşenlere sahip bir program.
Tabii tüm bunların haricinde, bir de Mike Oldfield ve AmaroK‘unun ya da 5000 küsür yıllık dövüş san’atımız AmaroK‘un da etkisi olmuştur muhakkak
.
Aslında AmaroK’u iki sene kadar önce de denemiştim, ama nedense şarkıları kesik kesik çalıyordu *. Ve bir kaç ay önce, ish‘in tavsiyesiyle yeniden denedim; ilk başlarda küçük çaplı çökmelere maruz kalıyorduk, fakat tesadüf eseri, bu çökmelerin crossfading ile ilgili olduğunu keşfedince * *, şu an crossfading’siz de olsa, Rodney amcanın elini öpecek kadar AmaroK’çu oldum
Bu da, C biliyor olmanın verdiği rahatlıkla- sadece sınavdan önceki gün baktığım ve hayal kırıklığıyla * sonuçlanan C# vizesine ithafen olsun:
Two Java ints walk into a C# bar. They spot an attractive double on her own. The first int walks up to her.
“Hey, baby,” he says, “my VM or yours?” She slaps him and he walks back dejected.
The second int walks over: “Hey, cute-stuff, can I cook your Beans for breakfast?” After a quick slapping, he too walks back.
A nearby float then ambles over casually. “Were those two primitive types bothering you?”, he remarks.
“Yes. I’m so glad you’re here,” she says. “They just had no class!”
Nitekim:
Windows platformu altında kod kotarmayı öğrenmek ile zırh giyerek dans etmek eşdeğerdir.
______________________________________ ESR
Bu yüzden Mono‘ya $ükranlarımı sunuyorum tabii ki.
Bu arada, haftada bir firefox teması değiştiren biri olarak, şimdiye kadar gördüğüm en şirin tema bu oldu sanırım:
Özlü SözC programmers never die. They are just cast into void.
--Edsger Dijkstra