PINguAR.org
Twitter‘ı bir kısmınız biliyor ve kullanıyor, bilmeyenler içinse: twitter, o an ne yaptığınızı cümle aleme duyurmak gibi (saçma) bir motto ile yola çıkan bir site. Buna rağmen o an ne yaptığımızı yazmaktan alamıyoruz kendimizi o ayrı..
Fekat, ben twitter’ı en çok amacı dışında kullanmayı seviyorum; mesela Pardus Dünyası‘ndaki, Özgürlük İçin Gezegeni‘nindeki, ya da Linux Gezegeni‘ndeki en yeni girdilerin, cep telefonuna ücretsiz olarak sms ile gönderilmesini istemez miydiniz?
Ya da (bu kısım geliştiriciler için biraz) herhangi bir proje için, üzerinize atanan, ya da tercihinize bağlı olarak, cc listesine geçtiğiniz her yeni hatanın, sms olarak telefonunuza gelmesini istemez miydiniz? (bu arada, ofiste >15 geliştiriciden 5′ine sorma fırsatım oldu, istemiyorlarmış efendim.. kendileri bilir
)
Bu arada bu sms ile cep telefonunuza gelme özelliği dışında, isterseniz IM seçeneği ile jabber ya da msn üzerinden de bildirim mevcut ![]()
Bu iş için plan gayet basit: (more…)
Girdiye “yeap!” diye başlamam gayet doğal olacak sanırım, çünkü birbiri ardına gelen konser haberleri İstanbul’u bir progresif gathering mekanına çevirecek cinsten. DT ve PoS ve Riverside‘ı kaçırdığıma üzülürken, dün Serdar’dan Riverside‘ın Ekim’de geleceği haberini aldım. Zaten uzun zamandır Riverside’da bir Anathema, Orphaned Land ya da RC kaderi bekliyordum.. -üzerine bir de mütevazilik hedesi eklenince- sanırım artık bu elemanları ay aşırı TR’de göreceğiz
Az önce yanlışlıkla sayfa yaratayım diye girdi yaratıp, farkettikten sonra hemen silsem de RSS okuyucular (en azından Google Reader) yazıyı çekmiş gözüküyor. Neler olup bittiğini açıklayayım bare
Bana göre iyi bir Web2.0 servisini iyi yapan şeylerden biri servisi ne kadar kişiselleştirebildiğimdir (diğer önemli kıstasım bilimum her zamazingo için RSS feed’i vermesidir). Youtube, favori videolarınızı herhangi bir arayüzde sitenize eklemeye olanak veren bir servis vermiyordu. Hatta sırf bu yüzden geçenlerde Tumblr’da sevdiğim videoları topladığım bir log açmıştım >> videolog.tumblr.com (more…)
Web alışkanlıkları çok ilginç bir noktada değişmeye başlamıştı Web 2.0 kavramı çıkmaya yüztutmuş iken. Her ayrı işlev için ayrı siteler ve servisler kullanmaya başlamıştık; link kaydetmek için bir tane, dinlediğimiz müzikler için bir tane, vidyolar için bir tane, … Şimdi trendin tümevarım doğrultusunda ilerlediğini gözlemliyorum. Artık o kadar çok ayrıştırdık ki bu servisleri, her biriyle ilgilenmek gitgide zorlaştı.
Artık devir 3-4 servisi bir arada sunanların devri - kazanç zaman olduğu için bu tür oluşumlar gitgide prim görecek
Benim şimdilik prim verdiklerim arasında FoxyTunes var. (more…)
Önbilgi: Ailede herkesin 10 dakikada elde açma börek yapabildiği, her mide kazınışında (ki hep kazınır) “hadi bi börek açalım” dendiği bir evde yaşıyorum
Geçen hafta da böyle günlerden biriydi ve felekten bir masa çalıp bilimum börek, sarma vb. ‘den bir masa donattık. Ananem de (ki kendisi şeker + kalp + tansiyon hastası olmasına rağmen hiçbir yasağa uymayan ve rejim yapmayı reddeden inatçı bir insandır) bu masaya karşı koyamayıp yaklaşık 6 börek ve 15 sarma yedi
Akabinde yere uzanıp karnını sıvazlarken, o tarihi sözcükler ağzından dökülüverdi: “Ohh.. Hiç bu kadar doymamıştım.. Demek ki bugüne kadar ben hep aç yaşamışım.”
Şimdi bu ön bilgiyi verdikten sonra, teknoloji içerikli bir blogda bu hikayenin nereden çıktığından bahsedelim:
Karikaturum.com harika bir karikatür sitesi. İster “Şöhret et beni” diyor fotoğrafınızı yolluyorsunuz sizi çiziyorlar, ister “Hikayemi Çiz” diyor ve hikayenizi ve ilgili fotoğrafı yolluyorsunuz hikayenizi çiziyorlar. Üstelik tamamen ücretsiz! Böyle bir siteyi ancak karikatür sanatını çok seven insanlar yürütebilir, ellerine & kalemlerine sağlık diyorum
İşte ben de siteye ananemin aşağıdaki fotoğrafını ve girdinin başındaki hikayeyi gönderdim ve bir kaç gün içinde aşağıdaki karikatürü çizdiler. Sonuç tek kelimeyle harikaydı, yalnız ananem “benim göbeğim o kadar büyük değil, ayıp etmişler” serzenişinde bulundu o kadar ![]()

“Nasıl yani?” dediğinizi duyar gibiyim. Az önce keşfettiğim bir site sayesinde, Youtube’ün kısa zamanda yeni mp3 download cennetine dönüşeceğini düşünüyorum (sanırım bu durum yakında müzik şirketlerini de rahatsız edecek).
Bildiğiniz gibi Youtube’den izlediğimiz video’ları FLV formatıyla kaydetmemizi sağlayan bir çok site ve Firefox eklentisi mevcuttu. Daha sonra piyasada flv converter programları sık sık görür olduk. Henüz beta yayınındaki Vixy.net ise çoğumuzun işine yaramayan flv formatını AVI, MOV, MP4, MP3 ve hatta cep telefonları için 3GP formatına! çeviren bir site. Yalnızca flv dosyasının url’sini yazıp istediğiniz formatı seçtikten sonra “Start” düğmesine tıklamanız yeterli. Benim en çok işime yarayan 3GP oldu, sevdiğim video’ları cep telefonuma depolayabilecek olmam harika
Öte yandan girdinin başlığına geri dönelim. Youtube uzun süredir yeni çıkan şarkıları incelemek, ve sık bulunamayan şarkıları dinlemek için sıkça kullanılıyordu. Bu gibi siteler sayesinde tek bir tıkla izlediğiniz müzik video’sunu mp3 olarak kaydedebilmeniz hem yeni bir download mecrasını hem de yeni bir hukuki müzik savaşı boyutunu ortaya çıkarak gibi gözüküyor. Nitekim mp3′lerin kalitesi azımsanmayacak cinsten.
Örneğin Lacrimas Profundere‘in çok sevdiğim ve uzun zamandır dinlemediğim Amber Girl şarkısına bakalım. Şarkının video adresini Vixy.net‘e yazıyorsunuz ve karşınıza aşağıdaki kalitede bir mp3 geliyor (üstelik ~ 7 mb’lık video’dan ~ 1 buçuk mb’lık bir mp3 çıkıyor):
Bilgi işlemde zaman zaman “Internet’i offline olarak gezme”ye dair geyikler döndürürdük. Uzun zamandır Internet = Google olduğundan sanırım bu esprimiz gerçek oluyor. Google Gears, Google’ın en son oyuncağı. “Offline çalışma”dan kasıt Google Reader gibi Google uygulamalarının verilerini ilişkisel bir veritabanında tutması ve kaynakları yerel olarak bilgisayarınızda depolaması.
Buradan Firefox eklentisini kurup Google Gears uygulamasının bilgisayarınıza veri indirmesini onaylayarak kullanmaya başlayabilirsiniz (henüz beta). Google Reader feed’leri bilgisayarınıza depolarken >>.
Bu arada son finallerim (sonunda okul bitiyor
) olduğu için yazmaya fırsat bulamadım. Sevdiğim tüm Web 2.0 siteleri devler tarafından yutulmaya devam ediyor. Favori sitelerimden Youtube ve Blogger‘dan sonra Feedburner‘ı da Google’a kaptırdık. Aslında sözkonusu Google olduğu sürece (ne de olsa o almasa diğerleri alacak) “aman yarabbi tekel oluşuyor” diye pek üzülmüyorum. Ama hep Google’a yar olacağını düşündüğüm Last.FM‘i CBS gibi bir radyo tekeline kaptırmak beni üzdü. Aslında Google’ın en büyük eksiklerinden biri müzik piyasasına dair kayda değer bir uygulaması ve del.icio.us’a rakip bir sosyal imleme sitesinin olmaması. Aslında dilimin ucunda bir iki isim var, ama bekleyelim ve görelim diyorum

Web 2.0 hedelerine karşı koyamayan ben, sonunda Twitter+Tumblr karışımı bir yerlere daha bulaştım.. daha beteri ne olabilir bilemiyorum
Türkçe Last.FM
Last.FM‘in her ne kadar İngilizce versiyonu daha kuul gözükse de (Türkçeleştirme biraz motamot duruyor, özellikle buzdolabı kullanım kılavuzlarından aşina olduğumuz geniş zaman kipi hiç olmamış..) Türkçe bir Last.FM olacak olması güzel (kullanıcı adı & parola: beta).
Playlist Player
Last.FM bir süre önce playlist özelliğini duyurmuştu. Bir de bunları çalabileceğimiz bir ‘playlistçalar’ olsa ne güzel olurdu diye düşünürken, Last.Fm güzel bir hamle yapmış ve “Playlist Player” zamazingosunu çıkartmış [ben de kendisini hemen pinguar.org ~ müzik sayfasına ekledim]
Bu pencereye benzer en çok dinlenen şarkılar/sanatçılar listesini de flash olarak oluşturabiliyorsunuz:

Last.FM web2.0′ın MTV’si mi olacak?
İçinizden “bunu yapan insan olamaz” dediğinizi duyar gibiyim
Fakat Last.FM’in bu hafta hayata geçirmesi beklenen bir Video sekmesi olacak. Kullanıcılar dinlediği gruplara ve müzik zevklerine göre vidyo kanalları oluşturabilecekler.
Not#1: Last.FM gibi kendisini sürekli yenileyen oluşumları seviyorum. Google da bunlardan biri. Başarının sırrı bu olsa gerek.
Not#2: Günlüğü sürekli takip edenleriniz son günlerdeki bu entry patlamasını merak edebilirler“Çok boş vaktim var, o yüzden vaktimi böyle saçmasapan şeylerle harcıyorum” diyebilmeyi çok isterdim fekat aslında hiç bu kadar yoğun olmamıştım. Ne kadar işim varsa canım o kadar dalga geçmek istiyor sanırım
![]()
Not#3: Sega Master System II zamanlarında oynadığımız bir araba yarışı oyunu vardı, yarışı tam kaybedecekken “turbo” düğmesine basar şaha kalkardık (tabii kimin kaç turbo yapma hakkı kaldığına göre kazanan değişirdi). Keşke insanların da bir kaç kereye mahsus bir turbo düğmesi olsa diye düşündüm bir an..
(bkz: kendini araba zanneden insanlar)
(bkz: sabahın dördünde insanın aklına gelen abuk fikirler)Not#4: Yukarıdakilerden daha komik bir de bu var: “Scream Maskeli Koyun”. Seviyorum bu ülkede yaşamayı
![]()
On gün önce apar topar İstanbul’a gitmek zorunda kaldığım için * internet bağlantım yoktu. On günde çok şey birikmiş, bir kaç saat RSS okuyucumun başından kalkamadım
Hemen gecikmiş borcumu ödeyeyim: Hamdi (H-Yaman) bana pas atmış
Bu seferki “RSS nedir, öğreniyoruz paslaşması”. Aslında vaktim olunca RSS beslemeleri, kullandığım araçlar ve Feedburner’ın yetenekleriyle ilgili bir girdi yazmak istiyorum, bu da ilk bölümü olsun.

1- RSS Nedir?
Hayatta en önemli, dikkatli harcanması gereken şey tabii ki zaman. RSS teknolojisi de benim ıvır zıvıra harcadığım zamanı büyük ölçüde azaltıyor olduğu için en sevdiğim buluşlardan biri. Yalnızca en son haberlerden/girdilerden vs. ilk siz haberdar olmakla kalmıyorsunuz, aynı zamanda takip ettiğiniz sitelerdeki görsel karmaşıklık, reklamlar gibi zamazingolardan da sıyrılıyorsunuz. Kısaca, RSS kullanmıyorsanız mutlaka bir yerden kullanmaya başlamalısınız.
2- Blogunuzun RSS bağlantıları nelerdir?
RSS beslemelerimi Feedburner‘dan yayımlıyorum. Feedburner da en az RSS kadar faideli bir buluş
Feedburner sayesinde sitemin RSS beslemesini kaç kişi takip ediyor, nasıl takip ediyor gibi istatistiksel bilgilere ulaşıyorum. Ayrıca günlüğümün sol tarafında görünen buton da dahil, banner’lar buzzboost’lar gibi bir çok işlevsel ve görsel hizmet sunuyor. Dediğim gibi Feedburner’ı daha sonra başka bir günlük girdisinde ele alacağım.
RSS bağlantılarım 3 tane.
Aynı zamanda Linux Gezegeni‘nde yazar olduğum için orada yayınlanan yazılarımı bu beslemeden: http://feeds.feedburner.com/pinguar
Yalnızca Linux ve Özgür Yazılım ile ilgili yazılarımı bu beslemeden: http://feeds.feedburner.com/pinguar-linux
Günlük üzerindeki tüm yazıları da bu beslemeden yayınlıyorum: http://feeds.feedburner.com/pinguar-all
.
(more…)
Özlü SözUNIX is simple. But It just needs a genius to understand its simplicity.
--Dennis Ritchie