Ameliyat olmasından bir kaç gün sonra ananem başka bir sağlık sorunu yüzünden tekrar ameliyat olmak zorunda kaldığından (safra kesesi denen garip şeyi aldılar, kimse sorsam “benim de yok abla” lafını duyduğumdan vücuttaki işlevini çözebilmiş değildim zaten) bir haftadır yine hastane ile ev arasında mekik dokuyorum (/\CIB/\DEM ile ilgili anılarımı sonraya bırakıyorum, underground bir vahşi batı edasıyla yürüyor herşey çünkü)…

Bu koşuşturmacada bulabildiğim 10 dk.yı nasıl değerlendiririm diye düşündüm ve günlüğe random başlık ve sağ tarafta gördüğünüz gibi random “özlü söz” özellikleri ekledim.

Enstantane dediğim şeye geliyorum hemen; sevdiğim özlü sözleri toplarken Linus’un burada sarfettiği şu sözünü de eklemiştim:

Life is a game, and if you aren’t in it to win, what the heck are you still doing here?

Hayat bir oyun, ve eğer kazanmak için gelmediysen hala burada ne halt ediyorsun?

Tabii cümle değişik şekillerde yorumlanabilir, ben burada “kazanma” ile bahsedilen şeyin kişisel mutluluk & huzur olduğuna inanıyorum. Herneyse, aşağıda bu cümleye getirilmiş ilginç bir yorum var, bakış açısının güzelliği burada işte:

As always Linus is interesting… even when he’s wrong…
If life is a game, then it is a zero sum game for all players.
Because everyone dies in the end.
What he should have said is “Life is a playground. If you’re not playing why are you here?”

Linus her zamanki gibi enteresan… yanılmakla beraber…
Eğer hayat bir oyunsa, tüm oyuncular için sıfır toplamlı bir oyundur.
Çünkü sonunda herkes ölür.
Linus’un söylemesi gereken “Hayat bir oyun alanıdır. Eğer oynamıyorsan niçin buradasın?”

Kaynak: D.C.T.W.Y.C.D.T

Not #1: D.C.T.W.Y.C.D.T’nin açılımı: Don’t Code Today What You Can’t Debug Tomorrow
Not #2: Zero-sum nedir?