Hayatta bir saniye sonra insanın başına ne geleceği belli olmuyor. Güya dün Mephisto’da Joe Satriani’ye pena imzalatacak (ve muthemelen adamı bu kadar yakından görebileceğim tek ‘an’ olacak), sonra bir kaç saat sonra kalkacak uçağa yetişip İsviçre’ye gidecek, ertesi sabah oradan İngiltere’ye geçerek bugün de yarınki konferans (Guadec) için hazırlık yapıyor olacaktım..

Beni tanıyanlar ne kadar “son ana kadar işini süründüren” biri olduğumu bilirler- bilmeyenler için de günlükte bir yerlerde ipuçları mevcut zaten :) Buna rağmen yola çıkmama 3 gün kala vize başvurusu yapmış, iki gün kala biletlerimi almış, heyecanla İngiltere’ye, oradaki konferans bitince de trenle hayallerimdeki ülke İskoçya’ya gitme planlarını, haritalarını ve bilimum teçhizatı kurmuş; ve hatta bavulumu hazırlamayı bile 1 gün kala yaparak üzerime yapışan “yumurta-kapı” damgasını ekarte etmeyi başarmıştım (ya da öyle düşünüyordum).. Fakat son gol yaramaz ananecikten geldi..

Tam yola çıkacağım gün ananemle annem çarşıya çıkmışlardı. Aslında ananemi dışarı çıkarken hiç yalnız bırakmam, fakat ne de olsa ananemin yanında annem var diyerek yolculuktan önce işlerimi organize etmek için evde kalmıştım. Fakat farkında olmadığım şey, ananeme “sen burada uslu uslu bekle, ben iki dakika sonra geleceğim” lafını söyleyince, tam tersi reaksiyon aldığımız ve ananemin bırakıldığı yerden mutlaka bir yaramazlık fikriyle sırra kadem bastığını annemin unutmuş olmasıydı.. (bkz: geçen sene Atatürk Havalanında yaşananlar) O gün de annem arabayı parkedip iki dakika sonra geleceğini söyleyince, ananem karşısındaki manavda gözüne kestirdiği domatesleri almak maksadıyla arabadan sıvışmış ve soluğu manavda almış. Bir de gizli işler karıştırmanın verdiği heyecandan olsa gerek; miniğin ayağı kaymış ve malesef kalçasını kırmış :(

Bu sabah miniği ameliyata aldılar, yarın da yoğun bakımdan çıkaracaklar. Doktorlar durumunun iyi olduğunu söylediler. İnşallah kısa sürede iyileşecek, İngiltere’ye de beraber gideceğiz ;) Bu arada kendisi yaramazlık peşinde koştuğu için çok pişman olmuş, süt dökmüş kediye dönmüş :) Canım benim (K)




Sonradan gelen edit:
Bugün ziyarete gittik, bana Uludağ Gazoz şiparişi verdi :) Kendisinin durumu gayet iyi.

Hastaneden dönüş yolunda da abimlerle zincirleme kaza geçirdik; sağ şeritte seyir halindeyken duyduğum fren sesiyle aynaya bakıp 2 arkamızdaki arabanın arkamızdakine; onun da bize geçirmesi tıpkı filmlerdeki gibiydi. Neyse ki diğer arabalarda ve bizde herhangi bir sağlık problemi yok- diğerlerindeki maddi hasar bir miktar daha büyük ama bizim sadece arka kaporta göçtü. Sağ şeritte olduğumuz için olası bir felaketten ucuz kurtulduk..

Header’daki arama kutusuna eklediğim 4815162342 rakamları yüzünden başıma bunların geldiğini düşünecek kadar paranoyaklaştığımı da ekleyeyim..