PINguAR.org
Günlüğüme birşeyler yazmayalı neredeyse iki hafta olmuş. İki haftadır bağlanamayan Internet yüzünden günlüğü ihmal etmem bir yana, en çok ortamlarda dönen bilimum flame’i senkronize takip edememiş olmaktan üzüntü duydum (şimdi de o kadar maili okumak yemiyor, neyse).
Neler oldu özet geçeyim kısaca:
(more…)
Sonunda, … evet sonunda okulumdan mezun oluyorum. Üniversiteye geldiğimde 17 yaşındaymışım, şimdi 21 yaşında “eşşek kadar kız” olarak ayrılmak biraz garibime gidiyor
Üniversiteye geldiğim ilk sene, daha önce bilgisayarla oyun oynamak, paint’te çiçek & böcek çizmek, word’de hikaye yazmaktan öteye giden bir ilişkim yoktu. Buna bağlı olarak yeni tanıştığımız hocalar neyle ilgilendiğimizi sorunca “oyun tasarımı” diyordum
Amerikalı bilim adamları, elektrik kablosu kullanmadan bir cihaza enerji iletmenin yöntemini buldu.
Son günlerde bir çok haber sitesinde ve komunite weblog’larında sürekli “artık kablo kullanmadan enerjinin iletilebildiği” haberleri sanki yeni bir keşif yapılmışcasına veriliyor.
Tesla bunu onyıllar önce zaten yapmışken ve tamamen duygusal sebeplerle diğer bir çok buluşunda olduğu gibi tarihin karanlık sayfalarına gömülmek zorunda bırakılmışken; bari bugün; onlarca yıl önce elinde bulundurduğu yüzlerce patent, atmosferdeki enerjiyi kullanma, parçacık hızlandırma ve kablosuz enerji nakli çalışmaları, … artık bilinirken, böyle bir haberde Tesla’nın adının dahi anılmamasını anlayamıyorum (bu haber siteleri arasında yalnız SDN bu konuya değinmişti, onlara da teşekkür ediyorum).
Ben yine iyi niyetli davranarak, Tesla’yı ve yaptığı çalışmaları bilmediklerini farzediyorum. Tesla’yı bir daha anmak, kim olduğunu & ne yaptığını bilmeyenler için, hatırlamak için, …
(more…)
Gördüğünüz gibi dün gece ani bir darbe ile günlük tasarımını değiştirdim
Hem biraz daha web2.0 görüntüsü vermek, hem tasarımı ana sayfayla uyumlu yapmak, hem de iyi kodlanmış bir tema bulunca kaçırmak istemedim.
Yenilikler:
Son olarak sağda tasarımla ilgili bir anket var, beklerim
Google’dan Leslie (tüm öğrencilerle yakından ilgilenen şirin hacker), geçen ay her sene olduğu gibi bu sene de gsoc öğrencilerine sürprizler hazırladığını söylemişti. Postayı almam gereken tarihin üzerinden iki üç hafta geçmesine ve herkesin listede ikide bir sürprizin ne kadar süper olduğunu söyleyip beni meraktan çatlatmasına rağmen yine de posta gelmeyince bana da boynumu büküp işime devam etmek kalmıştı… Sonunda dün posta elime ulaştı!
Karl Fogel‘dan imzalı Producing Open Source Software kitabı (ama itiraf edeyim kitabı alanlar kendilerini parçalarcasına teşekkür edince, ya Linus ya Stallman‘dan imzalı birşey sanmıştım ben de..
) (more…)
Önbilgi: Ailede herkesin 10 dakikada elde açma börek yapabildiği, her mide kazınışında (ki hep kazınır) “hadi bi börek açalım” dendiği bir evde yaşıyorum
Geçen hafta da böyle günlerden biriydi ve felekten bir masa çalıp bilimum börek, sarma vb. ‘den bir masa donattık. Ananem de (ki kendisi şeker + kalp + tansiyon hastası olmasına rağmen hiçbir yasağa uymayan ve rejim yapmayı reddeden inatçı bir insandır) bu masaya karşı koyamayıp yaklaşık 6 börek ve 15 sarma yedi
Akabinde yere uzanıp karnını sıvazlarken, o tarihi sözcükler ağzından dökülüverdi: “Ohh.. Hiç bu kadar doymamıştım.. Demek ki bugüne kadar ben hep aç yaşamışım.”
Şimdi bu ön bilgiyi verdikten sonra, teknoloji içerikli bir blogda bu hikayenin nereden çıktığından bahsedelim:
Karikaturum.com harika bir karikatür sitesi. İster “Şöhret et beni” diyor fotoğrafınızı yolluyorsunuz sizi çiziyorlar, ister “Hikayemi Çiz” diyor ve hikayenizi ve ilgili fotoğrafı yolluyorsunuz hikayenizi çiziyorlar. Üstelik tamamen ücretsiz! Böyle bir siteyi ancak karikatür sanatını çok seven insanlar yürütebilir, ellerine & kalemlerine sağlık diyorum
İşte ben de siteye ananemin aşağıdaki fotoğrafını ve girdinin başındaki hikayeyi gönderdim ve bir kaç gün içinde aşağıdaki karikatürü çizdiler. Sonuç tek kelimeyle harikaydı, yalnız ananem “benim göbeğim o kadar büyük değil, ayıp etmişler” serzenişinde bulundu o kadar ![]()

Yaklaşık bir buçuk ay önce gsoc danışmanım Adam, Guadec‘e gelmek isteyip istemediğimi sormuş, eğer istersem öğrenciler için sağladıkları burstan yararlanabileceğimi söylemişti. Ancak bu süper haberi almamın ertesi günü; ananemin sanki gelin gidiyormuşum gibi “hayır! ben torunumu “elin İngiltere’leri”ne göndermem!” çığlıkları yüzünden ağzımın sularını silmek zorunda kalmıştım. Gelin görün ki canım ananem, sanki inadına biliyormuşcasına tüm sponsorluk başvuruları bittikten sonra, geçen hafta ansızın İngiltere’ye gitmeme razı oldu. Seviyoruz kendisini
Tabii bana da bir tek, başvuru tarihi bitmesine rağmen “ya tutarsa” deyip Gnome’dan sponsorluk istemek kaldı (başta Vinsınt ve Edım olmak üzere tanıdığım herkesin başını bir miktar ağrıttım tabii
). Sonunda düşünüp taşınmışlar ve sponsorluklar bitmesine rağmen masraflarımın bir kısmını karşılayamaya karar vermişler. Diğer Gnome-gsoc öğrencileri, danışmanlarım ve kımınite ile buluşacağım için pek mutluyum.
Bir de aklımda İngiltere’den trenle İskoçya’ya (ki yıllardan beri gitmek istediğim yegane yerdir) oradan da botla İrlanda’ya geçme gibi deli planlarım da var
Umarım İngiltere konsolosluğu sorun çıkarmaz da hevesim kursağımda kalmaz
Not: Bu sefer sanki anlaşmışlarcasına en $ukela konferanslar Büyük Britanya’da ve birbirini takip eden tarihlerde. Debconf 17-23 Haziran’da İngiltere’de, akabinde AKademy 30-7 Temmuz’da İskoçya’da (bu arada en bi superman Faik‘in de sunumu varmış AKademy’de, programı karıştırırken rastladım- çok sevindim
) sonra da 15-21 Temmuz arasında da Guadec var. Gönül 1 ay İngiltere’de kalıp hepsine katılmak isterdi ama orada £ konuşuyor
Uykusuzluk insanın hayal gücünde ve görme yetisinde oyunlar oynayabiliyor. Aşağıdaki fotoğrafa ilk baktığımda, Matz’ın (en sağdaki) yerlere kadar uzanan kırmızı bir pelerin giyen, göğsünün ortasında kocaman bir M yazan bir süperkahraman olduğunu falan zannettim
Herneyse, harika bir vidyo: Kenji Hiranabe, Shintaro Kakutani, ve bizim Matz C++, Java ve Ruby’yi irdeliyorlar (ingilizce altyazı mevcut).

Diğer güzellik de Rails Podcast’inin yeni bölümü. Çoğu devchix‘ten olan bağyanlar ile bilişim ve programlama dünyasında kadınlar hakkında sohbet etmişler:
I haven’t updated my blog for a along time (but writing about progress of soc to gnome-soc list) because of being too busy about my last exams. I’ll graduate from university in a week (lol I’ll be a computer engineer at last) and now waiting to take my last exam (at this monday) to be free and completely interested in my soc project.
But Gsoc doesn’t let me alone!
Yesterday was a very interesting day, because the biggest national and official TV channel TRT came to my university for making an interview with me! They’ve heard of me about being one of the first students who have being accepted to Gsoc and the first woman who has accepted from Turkey.
I first talked a bit about myself, my soc project, GNOME, Evolution & Seahorse, benefits of Google Summer of Code, etc. . Then they asked me what I’m thinking about Google’s last buyings. I was so excited during the whole interview as being a reserved person, so I don’t know how did I answered like:
“Yes, Google can be a bit monopolist, so the situation can be a bit anxious. But as Google makes our lifes easier with their awesome projects, and they truly know what to do with what,.. hey I can’t say NO to this monopoly!”..
Today another TV channel (but not big as TRT, it’s local TV channel of Canakkale) will make an interview with me, too. Hey, I’m going to be famous ![]()
(more…)
“Nasıl yani?” dediğinizi duyar gibiyim. Az önce keşfettiğim bir site sayesinde, Youtube’ün kısa zamanda yeni mp3 download cennetine dönüşeceğini düşünüyorum (sanırım bu durum yakında müzik şirketlerini de rahatsız edecek).
Bildiğiniz gibi Youtube’den izlediğimiz video’ları FLV formatıyla kaydetmemizi sağlayan bir çok site ve Firefox eklentisi mevcuttu. Daha sonra piyasada flv converter programları sık sık görür olduk. Henüz beta yayınındaki Vixy.net ise çoğumuzun işine yaramayan flv formatını AVI, MOV, MP4, MP3 ve hatta cep telefonları için 3GP formatına! çeviren bir site. Yalnızca flv dosyasının url’sini yazıp istediğiniz formatı seçtikten sonra “Start” düğmesine tıklamanız yeterli. Benim en çok işime yarayan 3GP oldu, sevdiğim video’ları cep telefonuma depolayabilecek olmam harika
Öte yandan girdinin başlığına geri dönelim. Youtube uzun süredir yeni çıkan şarkıları incelemek, ve sık bulunamayan şarkıları dinlemek için sıkça kullanılıyordu. Bu gibi siteler sayesinde tek bir tıkla izlediğiniz müzik video’sunu mp3 olarak kaydedebilmeniz hem yeni bir download mecrasını hem de yeni bir hukuki müzik savaşı boyutunu ortaya çıkarak gibi gözüküyor. Nitekim mp3′lerin kalitesi azımsanmayacak cinsten.
Örneğin Lacrimas Profundere‘in çok sevdiğim ve uzun zamandır dinlemediğim Amber Girl şarkısına bakalım. Şarkının video adresini Vixy.net‘e yazıyorsunuz ve karşınıza aşağıdaki kalitede bir mp3 geliyor (üstelik ~ 7 mb’lık video’dan ~ 1 buçuk mb’lık bir mp3 çıkıyor):
Özlü SözSoftware and cathedrals are much the same - first we build them, then we pray.
--Anonymous