PINguAR.org
Bilgi işlemde zaman zaman “Internet’i offline olarak gezme”ye dair geyikler döndürürdük. Uzun zamandır Internet = Google olduğundan sanırım bu esprimiz gerçek oluyor. Google Gears, Google’ın en son oyuncağı. “Offline çalışma”dan kasıt Google Reader gibi Google uygulamalarının verilerini ilişkisel bir veritabanında tutması ve kaynakları yerel olarak bilgisayarınızda depolaması.
Buradan Firefox eklentisini kurup Google Gears uygulamasının bilgisayarınıza veri indirmesini onaylayarak kullanmaya başlayabilirsiniz (henüz beta). Google Reader feed’leri bilgisayarınıza depolarken >>.
Bu arada son finallerim (sonunda okul bitiyor
) olduğu için yazmaya fırsat bulamadım. Sevdiğim tüm Web 2.0 siteleri devler tarafından yutulmaya devam ediyor. Favori sitelerimden Youtube ve Blogger‘dan sonra Feedburner‘ı da Google’a kaptırdık. Aslında sözkonusu Google olduğu sürece (ne de olsa o almasa diğerleri alacak) “aman yarabbi tekel oluşuyor” diye pek üzülmüyorum. Ama hep Google’a yar olacağını düşündüğüm Last.FM‘i CBS gibi bir radyo tekeline kaptırmak beni üzdü. Aslında Google’ın en büyük eksiklerinden biri müzik piyasasına dair kayda değer bir uygulaması ve del.icio.us’a rakip bir sosyal imleme sitesinin olmaması. Aslında dilimin ucunda bir iki isim var, ama bekleyelim ve görelim diyorum
Bu kategoriye birşeyler yazmayalı çok olmuş. Artık Tumblr’ı sabote ediyorum böyle şeyler için ama Gates vs. Jobs parodisini aratmayacak başka bir tanesini paylaşmadan geçemezdim ![]()

Jon Oliva‘nın müzik piyasasındaki “has” adamlardan olduğunu bilenler bilir Jon Oliva, Savatage’dan ayrıldıktan sonra (sanırım kardeşi Criss‘in (ki o da erken yaşta yitip giden süper gitaristlerden biriydi) ölümü yüzünden bu adı verdi grubuna) kurduğu Jon Oliva’s Pain grubuyla kariyerine devam ediyor. Bu arada grubun elemanlarının çoğu Circle II Circle‘ın elamanlarından oluşuyor (ki tesadüfe bakın Jon, Savatage’dan ayrıldıktan sonra yerine gelen Zak‘ın (ki o da fevkalaldenin fevkinde bir beyfendidir, One Child ile zamanında beni benden almıştır) grubuydu C2C). İşte az önce bahsettiğim yeni albüm, 2006′nın sonlarına doğru Jon Oliva’s Pain’den çıkan Maniacal Renderings. Siz beğenir misiniz bilmem ama albümdeki Time to Die, Maniacal Renderings, Through The Eyes Of The King gibi parçalar bir klasik olabilir ve gerçekten çok sertler (gaz gaz..
). Hatta hemen Through The Eyes of the King‘i dinleyelim (jon baba beni affet.. nette hiç sample bulamadım albüme dair, mp3leri yarıda kesecek teknoloji ve yetenek de henüz bende yok
):
Through The Eyes of the King:
Gelelim Jon Oliva’nın Savatage’ın o muhteşem senfonikliğini entegre ettiği süper grup Trans Siberian Orchestra‘ya.. Fazla söze gerek yok, aşağıdaki şarkıyı dinleyin diyorum
Wizards in Winter:
Not: Bu yazıyı bir hışımla yazdığım için gruplara link vermeye & resim koymaya takatim ve zamanım kalmadı.. ilgilenirseniz artık bir Google’larsınız
İyi dinlemeler!

Web 2.0 hedelerine karşı koyamayan ben, sonunda Twitter+Tumblr karışımı bir yerlere daha bulaştım.. daha beteri ne olabilir bilemiyorum
Zaten günlük iyice çorba oldu, en sonunda İngilizce günlüğüme yazdıklarımı bu günlüğe de eklemeye karar verdim.
Türkçe Last.FM
Last.FM‘in her ne kadar İngilizce versiyonu daha kuul gözükse de (Türkçeleştirme biraz motamot duruyor, özellikle buzdolabı kullanım kılavuzlarından aşina olduğumuz geniş zaman kipi hiç olmamış..) Türkçe bir Last.FM olacak olması güzel (kullanıcı adı & parola: beta).
Playlist Player
Last.FM bir süre önce playlist özelliğini duyurmuştu. Bir de bunları çalabileceğimiz bir ‘playlistçalar’ olsa ne güzel olurdu diye düşünürken, Last.Fm güzel bir hamle yapmış ve “Playlist Player” zamazingosunu çıkartmış [ben de kendisini hemen pinguar.org ~ müzik sayfasına ekledim]
Bu pencereye benzer en çok dinlenen şarkılar/sanatçılar listesini de flash olarak oluşturabiliyorsunuz:

Last.FM web2.0′ın MTV’si mi olacak?
İçinizden “bunu yapan insan olamaz” dediğinizi duyar gibiyim
Fakat Last.FM’in bu hafta hayata geçirmesi beklenen bir Video sekmesi olacak. Kullanıcılar dinlediği gruplara ve müzik zevklerine göre vidyo kanalları oluşturabilecekler.
Not#1: Last.FM gibi kendisini sürekli yenileyen oluşumları seviyorum. Google da bunlardan biri. Başarının sırrı bu olsa gerek.
Not#2: Günlüğü sürekli takip edenleriniz son günlerdeki bu entry patlamasını merak edebilirler“Çok boş vaktim var, o yüzden vaktimi böyle saçmasapan şeylerle harcıyorum” diyebilmeyi çok isterdim fekat aslında hiç bu kadar yoğun olmamıştım. Ne kadar işim varsa canım o kadar dalga geçmek istiyor sanırım
![]()
Not#3: Sega Master System II zamanlarında oynadığımız bir araba yarışı oyunu vardı, yarışı tam kaybedecekken “turbo” düğmesine basar şaha kalkardık (tabii kimin kaç turbo yapma hakkı kaldığına göre kazanan değişirdi). Keşke insanların da bir kaç kereye mahsus bir turbo düğmesi olsa diye düşündüm bir an..
(bkz: kendini araba zanneden insanlar)
(bkz: sabahın dördünde insanın aklına gelen abuk fikirler)Not#4: Yukarıdakilerden daha komik bir de bu var: “Scream Maskeli Koyun”. Seviyorum bu ülkede yaşamayı
![]()
Yaklaşık 4 senelik üniversite hayatım boyunca sürekli akademik kariyer yapmak istediğimden, şu girdiyi yazana kadar daha önce hiç CV hazırlamamıştım. “Nasıl CV Hazırlanır” belgeleri arasında bir miktar dolaştıktan sonra en iyisinin başka bir CV’ye bakarak hazırlanması olduğunu düşünüp bulabildiğim en has CV‘yi örnek almıştım
Gel gelelim ben şu belgeyi yeni gördüm (not: yazarın kendisi henüz 18 yaşındayken Caltech‘den mezun olmuş, halihazırda onaylanmayı bekleyen patentleri bile olan ve Google’da yönetici olarak çalışan bir bağyan: 王忻).
Her neyse, belgeye şöyle bir baktığımızda diyor ki:
Tabii bu öğütleri okuduktan sonra hazırladığım CV’yi bir kere daha göz geçirdim. Anormal bir durum yok fakat keşke “Information Technologies” altında yazdıklarımı derecelendirmeseymişim (orada yazdıklarımı bilmiyor değilim tabii, zaten çoğu eğitimini gördüğümüz şeyler
ki sonradan tecrübeyi ‘yıllandırmanın’ daha objektif olduğuna kanaat getirdim. Fakat belgenin sahibinin benden onyüzmilyonbin kat fazla şey bildiği halde CV’sine sadece “C++ ve Java biliyorum” yazmasından sonra acaba her gariban yurdum genci gibi ben de biraz abarttım mı diye düşünmüyor değilim
Şenlik hakkındaki izlenimlerimi yazarken Ulak6Net Görev Gücü olarak bir de toplantı yaptığımızı yazmıştım (hani şu “yuvarlak yer masası” toplantısı
).
Toplantıdan bir kare (bu harika fotoğraf için Erçin‘e teşekkürler):

Daha önce de yazmıştım, müzik piyasası son yıllardaki en hareketli aylarını yaşıyor. Aslında kritik edeceğim onlarca albüm birikti ama vakit bulup yazamıyorum. O yüzden bugun 3 single ve 1 albümle yetineceğiz
Baştan bir liste yapayım:
Blind Guardian - Another Stranger Me
5 Mayıs- Blind Guardian Ankara konseri uzun zamandır gitmeyi planladığım, her seferinde tam biletleri satın alacakken çıkan aksilikler yüzünden gidemediğim bir konserdi. Bu seferlik single ile idare etmek zorundayız, ne yapalım..
Single’daki Another Stanger Me şarkısı bana BG’ın hafiften progresife kayıyor olduğunu düşündürttü. Bir power-progressive durumu sözkonusu. Şarkı adından da tahmin edilebileceği gibi, psikiyatride en çok ilgimi çeken ve en sevdiğim * hastalık olan şizofreniye müzdarip bir adamdan bahsediliyor (en azından klipte böyle bir adam var,..).
Single’daki diğer şarkılar:
Zaten myspace’den uzun zamandır dinlemekteydik single’a ait parçaların özetlerini.. En hit parça The Enemy olsa da ben Beneath Black Skies’ı daha çok sevdiğimi söylemeliyim.
Aslında Nick’in sesini Shattered‘da olduğu gibi gaddarca ve tok kullanmasından yanayım (ki Savatage’ın One Child’ını Zak gibi söylediğini hayal eder dururum..).
Single’daki diğer şarkılar:
Okumaya devam edin.. (more…)
Geçen hafta Çarşamba sabahı Şenlik‘e katılmak için ayrıldığım Çanakkale’ye bir iki saat önce döndüm. Nete pek girme fırsatım olmadı, o yüzden adeti bozmayayım, verdiğim her uzunca aradan sonra yaptığım gibi listeleyeyim. Gün gün şenlik 2007‘de başımdan geçenler:
Neyse ki diğer konuşmacılar; ODTÜ Enformatik Enstitüsü’nün kurucusu ve ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği Ögretim Üyesi Prof. Dr. Neşe Yalabık, Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Teknolojisi ve Programlama Bölüm Başkanı Reyyan Ayfer, 2001 yilinda Birleşmiş Milletler tarafindan “9 Başarili Türk İs Kadınları”ndan biri olarak seçilmiş, turk.internet.com sitesinin sahip olduğu Intervizyon şirketinin Genel Müdürü Füsun Nebil ve Bilkent Üniversitesi BilWIC Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Begüm Saygeçitli beni kurtardı.

Yukarıdaki fotoğraf da şenlikte çektiğim tek kare (ve dandik cep telefonu kamerasının bile bu güzel bağyanın şirinliğine toz kondurmadığına dikkat ediniz, ehem).
Özlü SözThere are two kind of sysadmins: Paranoids and Losers.
--Anonymous