PINguAR.org

Archive for May, 2007


Internet’i offline gezmek!?

May 31, 2007 Author: PINguAR | Filed under: Guncel, Firefox, Gezegen, Faideli Siteler

Bilgi işlemde zaman zaman “Internet’i offline olarak gezme”ye dair geyikler döndürürdük. Uzun zamandır Internet = Google olduğundan sanırım bu esprimiz gerçek oluyor. Google Gears, Google’ın en son oyuncağı. “Offline çalışma”dan kasıt Google Reader gibi Google uygulamalarının verilerini ilişkisel bir veritabanında tutması ve kaynakları yerel olarak bilgisayarınızda depolaması.

Buradan Firefox eklentisini kurup Google Gears uygulamasının bilgisayarınıza veri indirmesini onaylayarak kullanmaya başlayabilirsiniz (henüz beta). Google Reader feed’leri bilgisayarınıza depolarken >>.

Bu arada son finallerim (sonunda okul bitiyor :) ) olduğu için yazmaya fırsat bulamadım. Sevdiğim tüm Web 2.0 siteleri devler tarafından yutulmaya devam ediyor. Favori sitelerimden Youtube ve Blogger‘dan sonra Feedburner‘ı da Google’a kaptırdık. Aslında sözkonusu Google olduğu sürece (ne de olsa o almasa diğerleri alacak) “aman yarabbi tekel oluşuyor” diye pek üzülmüyorum. Ama hep Google’a yar olacağını düşündüğüm Last.FM‘i CBS gibi bir radyo tekeline kaptırmak beni üzdü. Aslında Google’ın en büyük eksiklerinden biri müzik piyasasına dair kayda değer bir uygulaması ve del.icio.us’a rakip bir sosyal imleme sitesinin olmaması. Aslında dilimin ucunda bir iki isim var, ama bekleyelim ve görelim diyorum ;)

South Park Mac vs. PC

May 21, 2007 Author: PINguAR | Filed under: Linux, Biraz da Gülelim =)

Bu kategoriye birşeyler yazmayalı çok olmuş. Artık Tumblr’ı sabote ediyorum böyle şeyler için ama Gates vs. Jobs parodisini aratmayacak başka bir tanesini paylaşmadan geçemezdim :)

[Müzik] Opeth, Jon Oliva, Rush ve daha fazlası..

May 18, 2007 Author: PINguAR | Filed under: Guncel, Muzik, Gezegen

  • Önce en sıcak gelişme ile başlayalım: dün Peter Lindgren 16 yıldır beraber çalıştığı Opeth‘den ayrılma kararı aldığnı açıkladı. Kendisi birşeyleri kaybettiğinden bahsediyor, en kısa zamanda bulabilmesini umuyoruz, ne diyelim.. Yeni gitarist eski Arch Enemy ve Talisman adamı Fredrik Åkesson olacakmış.
    Sonradan gelen alakasız fakat ek bilgi edit’i: Mikael’in İbrahim Tatlıses fanı olduğunu biliyor muydunuz? Biliyorum inanamıyorsunuz.. O halde sizi önce buraya (Mikael’in ofişıl myspace sayfası), sonra da Music listesine alalım..
  • Megadeth geçen haftalarda Lacuna Coil‘ın solisti Cristina‘yı da yanına katarak  Tout Le Monde‘u yeniden ısıttı. Vidyoyu buradan izleyebilirsiniz.
  • Progresif alemlerin kralı Rush yeni albümü “Snakes & Arrows“u çıkardı. Albümün ilk hiti Far Cry‘ın vidyosunu buradan izleyebilirsiniz (süper klip ;) ). Bu arada yeni gruplar kendini bu kadar çabuk bozarken, eski toprakların hala süper iş çıkarmalarına bayıldığmı söyleyeyim.
  • Hazır eski toprak demişken bir türlü fırsat bulup da yazamadığım W.A.S.P‘ın yeni albümü Dominator‘dan bahsedeyim. Eski enerjilerinden hiçbirşey kaybetmemişler. Albümdeki şarkılardan bir tanesi bile es geçilecek cinsten değil (özellikle Mercy pek gaz).
  • Şimdi de başka bir eski toprak King Diamond‘dan bahsedelim :) Hala hazırlık aşamasındaki yeni albümleri “Give Me Your Soul… Please“‘den çıkan ilk single “Never Ending Hilltam burada ücretsiz olarak indirilmeye hazır.
  • Paradise Lost daha önce burada bahsettiğim single’ın ardından In Requiem albümünü çıkardı ve sert ve mükemmel altyapısıyla bizi hayal kırıklığına uğratmadı ;)

  • Dream Theater’ın haziran ayında çıkacak Systematic Chaos albümünden (kapağı da şöyle) çıkan ilk şarkı The Dark Eternal Night’ın stüdyo kaydı geçen hafta Roadrunner tarafından youtube’a kondu (lö leziz).
  • Biraz da yurdum semalarında gezelim ve Mavi Sakal‘ın yeni albümünden bahsedelim: Yeni..Den! Peki neden? diye sormak istiyorum.. Albümdeki şarkıların malesef albümün adı gibi yeni olmadığını söylemem gerekiyor. Eski şarkılardan Şaşkın ve Çektir Git‘in yeni yorumlarının haricinde Tibet Ağırtan‘ın eski albümünden şarkıların yeni gibi ısıtılıp koyulması olmamış (şarkılar süper fakat Mavi Sakal’dan daha iyisini beklemek hakkımız ;) ).
  • Nedense yalnızca depresyona girdiğim ve çok çok üzgün olduğum zamanlar haricinde ruhumun dinlemeye el vermediği Hayko Cepkin, yeni albümünü yakında çıkaracak. Albüm kapağına tek kelimeyle hayran kaldım!



Bir de bundan sonra müzikle ilgili yazılarıma dinlenesi gruplar ile son vereyim diye düşündüm.
Jon Oliva‘nın müzik piyasasındaki “has” adamlardan olduğunu bilenler bilir ;) Ancak Savatage‘dan ayrıldıktan sonra neler yaptığı hakkında yakından takip eden müzikseverler haricinde bilen pek kimse yoktur. Efendim bu deha, artık birazcık :) ilerleyen yaşının getirdiği avantajdan olsa gerek (olgunluk diyelim) vokal kariyerinde fezaya erdi. Bir röportajında “sesimi hiç bu kadar iyi kullanmamıştım” demiş. Zaten yeni albümünü dinleyen kimse buna itiraz edemez. Yeni albüm..?

Jon Oliva, Savatage’dan ayrıldıktan sonra (sanırım kardeşi Criss‘in (ki o da erken yaşta yitip giden süper gitaristlerden biriydi) ölümü yüzünden bu adı verdi grubuna) kurduğu Jon Oliva’s Pain grubuyla kariyerine devam ediyor. Bu arada grubun elemanlarının çoğu Circle II Circle‘ın elamanlarından oluşuyor (ki tesadüfe bakın Jon, Savatage’dan ayrıldıktan sonra yerine gelen Zak‘ın (ki o da fevkalaldenin fevkinde bir beyfendidir, One Child ile zamanında beni benden almıştır) grubuydu C2C). İşte az önce bahsettiğim yeni albüm, 2006′nın sonlarına doğru Jon Oliva’s Pain’den çıkan Maniacal Renderings. Siz beğenir misiniz bilmem ama albümdeki Time to Die, Maniacal Renderings, Through The Eyes Of The King gibi parçalar bir klasik olabilir ve gerçekten çok sertler (gaz gaz.. ;) ). Hatta hemen Through The Eyes of the King‘i dinleyelim (jon baba beni affet.. nette hiç sample bulamadım albüme dair, mp3leri yarıda kesecek teknoloji ve yetenek de henüz bende yok :) ):

Through The Eyes of the King:

Gelelim Jon Oliva’nın Savatage’ın o muhteşem senfonikliğini entegre ettiği süper grup Trans Siberian Orchestra‘ya.. Fazla söze gerek yok, aşağıdaki şarkıyı dinleyin diyorum ;)

Wizards in Winter:

Not: Bu yazıyı bir hışımla yazdığım için gruplara link vermeye & resim koymaya takatim ve zamanım kalmadı.. ilgilenirseniz artık bir Google’larsınız ;)

İyi dinlemeler!

Web 2.0 hedelerine karşı koyamayan ben, sonunda Twitter+Tumblr karışımı bir yerlere daha bulaştım.. daha beteri ne olabilir bilemiyorum :)

Yenilikler..

May 16, 2007 Author: PINguAR | Filed under: Sevgili Gunluk
  • Sonunda sevgili günlük ziyaretçilerime işkence yapmaktan vazgeçip daha ‘hafif’ bir tema kullanmaya karar verdim (evet, yine pembe :) evet yine “tema değiştir” seçeneğinden ruhunuzu feraha kavuşturabilirsiniz).
  • Zaten günlük iyice çorba oldu, en sonunda İngilizce günlüğüme yazdıklarımı bu günlüğe de eklemeye karar verdim.

  • Üst header’daki hiçbir img’e link verip ana sayfaya dön diyemiyorum - ki bir web sitesinde en sevmediğim şey ana sayfaya dönmek için tıklanacak bir link olmamasıdır :cry: Bu ne biçim css, anlamak mümkün değil..

Türkçe Last.FM

Last.FM‘in her ne kadar İngilizce versiyonu daha kuul gözükse de (Türkçeleştirme biraz motamot duruyor, özellikle buzdolabı kullanım kılavuzlarından aşina olduğumuz geniş zaman kipi hiç olmamış..) Türkçe bir Last.FM olacak olması güzel (kullanıcı adı & parola: beta).

Playlist Player


Last.FM bir süre önce playlist özelliğini duyurmuştu. Bir de bunları çalabileceğimiz bir ‘playlistçalar’ olsa ne güzel olurdu diye düşünürken, Last.Fm güzel bir hamle yapmış ve “Playlist Player” zamazingosunu çıkartmış [ben de kendisini hemen pinguar.org ~ müzik sayfasına ekledim]

last.fm playlist player

Bu pencereye benzer en çok dinlenen şarkılar/sanatçılar listesini de flash olarak oluşturabiliyorsunuz:



Last.FM web2.0′ın MTV’si mi olacak?

İçinizden “bunu yapan insan olamaz” dediğinizi duyar gibiyim :) Fakat Last.FM’in bu hafta hayata geçirmesi beklenen bir Video sekmesi olacak. Kullanıcılar dinlediği gruplara ve müzik zevklerine göre vidyo kanalları oluşturabilecekler.

Not#1: Last.FM gibi kendisini sürekli yenileyen oluşumları seviyorum. Google da bunlardan biri. Başarının sırrı bu olsa gerek.

Not#2:
Günlüğü sürekli takip edenleriniz son günlerdeki bu entry patlamasını merak edebilirler :) “Çok boş vaktim var, o yüzden vaktimi böyle saçmasapan şeylerle harcıyorum” diyebilmeyi çok isterdim fekat aslında hiç bu kadar yoğun olmamıştım. Ne kadar işim varsa canım o kadar dalga geçmek istiyor sanırım :cry:

Not#3: Sega Master System II zamanlarında oynadığımız bir araba yarışı oyunu vardı, yarışı tam kaybedecekken “turbo” düğmesine basar şaha kalkardık (tabii kimin kaç turbo yapma hakkı kaldığına göre kazanan değişirdi). Keşke insanların da bir kaç kereye mahsus bir turbo düğmesi olsa diye düşündüm bir an..
(bkz: kendini araba zanneden insanlar)
(bkz: sabahın dördünde insanın aklına gelen abuk fikirler)

Not#4: Yukarıdakilerden daha komik bir de bu var: “Scream Maskeli Koyun”. Seviyorum bu ülkede yaşamayı :)

Yaklaşık 4 senelik üniversite hayatım boyunca sürekli akademik kariyer yapmak istediğimden, şu girdiyi yazana kadar daha önce hiç CV hazırlamamıştım. “Nasıl CV Hazırlanır” belgeleri arasında bir miktar dolaştıktan sonra en iyisinin başka bir CV’ye bakarak hazırlanması olduğunu düşünüp bulabildiğim en has CV‘yi örnek almıştım :) Gel gelelim ben şu belgeyi yeni gördüm (not: yazarın kendisi henüz 18 yaşındayken Caltech‘den mezun olmuş, halihazırda onaylanmayı bekleyen patentleri bile olan ve Google’da yönetici olarak çalışan bir bağyan: 王忻).

Her neyse, belgeye şöyle bir baktığımızda diyor ki:

  • CV’nize çalışmalarınızın detaylarını da ekleyin: hangi programlama diliyle kodladığınızı, projede tam olarak ne yaptığınızı, ..
  • Etkileyici detayları, daha önemsiz detaylara da yer verip gölgede bırakmayın.
  • Yaptığınız işleri anlatırken gerçek etmenleri kullanın, mesela “Projede kısa zamanda inanılmaz sonuçlar yarattım” demek yerine “Projeye 3 haftalık bir çalışma ile %25 daha fazla performans kazandırdım” deyin.
  • Aldığınız ödüllerden ve başarılardan da bahsedin.
  • ‘Sallamayın’: CV’nizde XYZ projesinin arkaplanında çalıştığınızı yazdıysanız, ancak orda çalışan biri “Ben de XYZ’de çalıştım ancak o bu projede hiç yer almadı!” derse bu anında reddedilme sebebiniz olur.

Tabii bu öğütleri okuduktan sonra hazırladığım CV’yi bir kere daha göz geçirdim. Anormal bir durum yok fakat keşke “Information Technologies” altında yazdıklarımı derecelendirmeseymişim (orada yazdıklarımı bilmiyor değilim tabii, zaten çoğu eğitimini gördüğümüz şeyler :) ki sonradan tecrübeyi ‘yıllandırmanın’ daha objektif olduğuna kanaat getirdim. Fakat belgenin sahibinin benden onyüzmilyonbin kat fazla şey bildiği halde CV’sine sadece “C++ ve Java biliyorum” yazmasından sonra acaba her gariban yurdum genci gibi ben de biraz abarttım mı diye düşünmüyor değilim :ihi:

Ulak6Net Görev Gücü (heyt..!)

May 9, 2007 Author: PINguAR | Filed under: Sevgili Gunluk, Gezegen

Şenlik hakkındaki izlenimlerimi yazarken Ulak6Net Görev Gücü olarak bir de toplantı yaptığımızı yazmıştım (hani şu “yuvarlak yer masası” toplantısı :) ).

Toplantıdan bir kare (bu harika fotoğraf için Erçin‘e teşekkürler):

Daha önce de yazmıştım, müzik piyasası son yıllardaki en hareketli aylarını yaşıyor. Aslında kritik edeceğim onlarca albüm birikti ama vakit bulup yazamıyorum. O yüzden bugun 3 single ve 1 albümle yetineceğiz ;)

Baştan bir liste yapayım:

  • Blind Guardian - Another Stranger Me
  • Paradise Lost - The Enemy
  • Marilyn Manson - Heart Shaped Glasses
  • Pain of Salvation - Scarsick

Blind Guardian - Another Stranger Me

5 Mayıs- Blind Guardian Ankara konseri uzun zamandır gitmeyi planladığım, her seferinde tam biletleri satın alacakken çıkan aksilikler yüzünden gidemediğim bir konserdi. Bu seferlik single ile idare etmek zorundayız, ne yapalım..

Single’daki Another Stanger Me şarkısı bana BG’ın hafiften progresife kayıyor olduğunu düşündürttü. Bir power-progressive durumu sözkonusu. Şarkı adından da tahmin edilebileceği gibi, psikiyatride en çok ilgimi çeken ve en sevdiğim * hastalık olan şizofreniye müzdarip bir adamdan bahsediliyor (en azından klipte böyle bir adam var,..).

Single’daki diğer şarkılar:

  • 1. another stranger me
  • 2. all the king’s horses
  • 3. dream a little dream of me
  • 4. lionheart (demo version)
  • 5. the edge (demo version)


Paradise Lost- The Enemy

Zaten myspace’den uzun zamandır dinlemekteydik single’a ait parçaların özetlerini.. En hit parça The Enemy olsa da ben Beneath Black Skies’ı daha çok sevdiğimi söylemeliyim.

Aslında Nick’in sesini Shattered‘da olduğu gibi gaddarca ve tok kullanmasından yanayım (ki Savatage’ın One Child’ını Zak gibi söylediğini hayal eder dururum..).

Single’daki diğer şarkılar:

  • 1. The Enemy
  • 2. Beneath Black Skies
  • 3. Godless

Okumaya devam edin.. (more…)

Şenlik 2007′nin Ardından

May 7, 2007 Author: PINguAR | Filed under: Linux, Sevgili Gunluk, WIC, Guncel, Seminerler, Gezegen

Geçen hafta Çarşamba sabahı Şenlik‘e katılmak için ayrıldığım Çanakkale’ye bir iki saat önce döndüm. Nete pek girme fırsatım olmadı, o yüzden adeti bozmayayım, verdiğim her uzunca aradan sonra yaptığım gibi listeleyeyim. Gün gün şenlik 2007‘de başımdan geçenler:

  • Öncelikle her etkinlik/seminer ve şenlikte üstüme yapışıp kalan gereksiz utangaçlığımdan bu sefer bir miktar kurtuldum sanırım :roll: İsmen tanıdığım hemen hemen herkesle tanıştım.
  • İlk gün süper geçen bir Seminer-CG toplantımız vardı (aslında ben ufaktan mdakin’in seminerine sıvışmak üzereydim ki, Kaya beni yakamdan tutup C salonuna götürdü). Şimdiye kadar katıldığım en enstantaneli toplantıydı: şu an aklıma gelenler Löker‘in Lost’daki Dharma’cılar gibi “Linux Nedir?” vidyosu hazırlama önerisi, Didem‘in “Had leen” çıkışları, … Bir de Seminer-CG’nin yeni üyelere ihtiyacı var, buradan ben de duyurmuş olayım.
  • Aynı gün Eclipse’in GSoC öğrencisi, ODTÜ’den Çağatay‘la tanıştım. Günlük açma konusunda kendisinin bir miktar aklını çelmeye çalıştım, umarım GSoC’da neler olup bittiğini yazacağı bir günlük açar (ki halen okul belgelerini Google’a göndermeye üşenen ben’e bir örnek olur).
  • 2. gün benim de konuşmacı olduğum Bilişim ve Kadınlar: Meslek Seçiminden Hayata paneli vardı. Her konuşmacının 10 dakika süresi olduğu için o süreye sığdırabildiğim kadar konuşmaya çalıştım. Reyyan hocam akademik ve sosyal hayatımızdan da bahsetmemizi istemişti. Aslında bulup bulabileceği en kötü örnek bendim sanırım bu konuda: günümün ~15 saatini bilgisayar başında geçirdiğimi söyledikten sonra bir an “Tanrım, neden ben?” diye atıma binip uzaklaşmak istedim salondan :)

    Neyse ki diğer konuşmacılar; ODTÜ Enformatik Enstitüsü’nün kurucusu ve ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği Ögretim Üyesi Prof. Dr. Neşe Yalabık, Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Teknolojisi ve Programlama Bölüm Başkanı Reyyan Ayfer, 2001 yilinda Birleşmiş Milletler tarafindan “9 Başarili Türk İs Kadınları”ndan biri olarak seçilmiş, turk.internet.com sitesinin sahip olduğu Intervizyon şirketinin Genel Müdürü Füsun Nebil ve Bilkent Üniversitesi BilWIC Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Begüm Saygeçitli beni kurtardı.

  • Şenlikte tanıştığım isimlerden biri de Melih Bayram Dede idi. Kendisi İstanbul’a geldiğimde bir TV programına katılmam için teklifte bulundu. Seve seve kabul ettim ben de, zaten bir TV kusurdu.. :)
  • Yine aynı gün kendimi zorla davet ettirdiğim öğle yemeğinde sevgili Tekman hocamla bitmek bilmeyen projemi konuşma fırsatım oldu. İşin içine manifestler ve türlü zamazingo tasarı girince Necdet hocayla beraber bu işi 1 ayda bitiremeyeceğime kanaat getirdiler. Hatta Necdet hoca sağolsun önümde daha 1 senem olduğunu, rahat rahat bitirebileceğimi söyleyerek üstü kapalı şekilde beni sınıfta bırakmakla tehdit etti :)
  • 3. gün Ulak6Net Görev Gücü toplantımız vardı. Seminerlerden sonra çimenlerin üzerinde yuvarlak yer masası toplantısı yaptık, fotoğrafları alınca buraya da koyucam.
    Toplantının ardından LKD Paneli vardı… ama sanırım bir yere varamadı.
  • Yine aynı gün sensei‘yle konuşma fırsatım oldu. Çok şanslı bir çekirge olduğumu söylemek istiyorum, öğrencisini böyle rahatlatan, sıkboğaz etmeyen başka mentor yeryüzünde yoktur heralde.
  • Son gün şenliğe ananemle annemi de getirdim. Hüzeyfe seminerin ortasında salona dalan ananemi görünce geçici bir şok yaşamış duyduğuma göre, ama kendisine sorma fırsatım olmadı.
  • Ve kapanışta LKD Yılın Penguenleri ödülleri vardı; ben de En Çalışkan Penguen seçildim. Aslında kendimizin çalıp kendimizin oynadığı bir etkinlik olmasa ödülü bir miktar anlamlandırabilirdim tabii ama yine de beni bu ödüle layık gören herkese çok teşekkürler ;)

  • Aslında yukarıda anlattığım etkinliklerin haricinde bir iki seminer/etkinliğe daha katıldım ancak kalan vaktimin çoğu Ankara’da kaybolmakla geçti. Hayatımda sehiriçinde bu kadar süratli ve acayip araba süren bir güruh görmedim. Annemden cebren ve hile ile her arabasını alıp yola çıktığımda kendimi ya şehirdışında buldum ya da yanlışlıkla yol ayrımını kaçırıp (ya da tırsıp uygun şeride geçemeyip) karşı şeride geçmek için kavşak aradım (ve Ankara’da karşı şeride geçmenin yalnızca üst geçitlerle olduğunu çok sonra öğrendim). Bunların haricinde trafikte bol bol cinnet geçirdim ve hayatımı film şeridinden izledim.
  • Zaten bu girdi yeterince uzun oldu, bare bunu da buraya yazayım. Geçen hafta açtığım anket sonuçları belli oldu: 10 kişi müzikle ilgili yazıların başka bir günlükte olmasını isterken, 17 kişi aynı yerde yayınlanmasını istemiş. 6 kişi farketmez demiş ve 5 kişi benden dayak yemek istemiş. Ben de çareyi günlüğün adını değiştirmekte buldum, çünkü günlüğün adı “Pınar’ın Linux Günlüğü” olunca farklı içerikte yazılar yazmak beni rahatsız ediyordu.

Yukarıdaki fotoğraf da şenlikte çektiğim tek kare (ve dandik cep telefonu kamerasının bile bu güzel bağyanın şirinliğine toz kondurmadığına dikkat ediniz, ehem).