PINguAR.org
Daha önce Debian’a kurban giden SunV240 makinadan burada bahsetmiştim. Kaşla göz arasında diğer SunV240 da Debian olmuştu. (Debian’a laf yok
günlük işlerim/internette sörf vb. işler dışında programlama vb. için Debian kullanıyorum, fekat gönül o Sparc’ların Solaris’ten ayrı kalmasına razı olmuyordu).
Neyse ki Necdet Hoca insafa gelerek geçenlerde makinalardan birini tekrar Solaris’e döndürmeye izin verdi. Kurulum sırasında
“No Disks found. Check to make sure disks are powered up.”
gibi abuk bir hata ile karşılaştım. Araştırdıktan sonra bu hatanın diskler Sun olmadığında ya da disk etiketlerinin Solaris’in anlayamayacağı türden olduğunda çıktığını öğrendim. Solaris yükleyicisi EFI etiketlerden anlamıyormuş. Bizim makinada da Debian yüklü olduğundan en iyi çözümün sistemi formatlamak olduğunu okudum. Keşke “basayım formatı gitsin” diye düşünüp formatlamak yerine etiketleri adam etmekle uğraşsaydım çünkü dün 12 civarı başlayan format işlemi mesai bitince ben bilgi işlemden ayrılırken hala sürüyordu.
Yarın bakacağız bakalım format bitmiş mi
Not: Gelen yorumlardan ve eleştirilerden sonra sitemin bir standart faciası olduğunu öğrendim. Yalnızca kendi tarayıcım/çözünürlüğüm ve bilgisayarımda test ettiğimden çoğu ziyaretçide günlük sağa sola kayıyormuş
O yüzden isteyenler sağdaki menüden “Tema Değiştir” ile eski temayı seçebilirler.
PlanetQuake en güçlü ve en sevilen Quake motorlarından biri olan Darkplaces‘ın yaratıcısı LordHavoc ile yaptığımız röportajı yukarıdaki başlık ile aşağıdaki gibi duyurmuş:
There is an interview with LordHavoc of DarkPlaces over at LinuxQuake.org. The author of the very popular Quake Engine and mod talks about his NEW Quake Engine called DarkWar (no website available yet), the status of DarkPlaces, testing on different operating systems, closed source security modules, favourite Quake mods, thoughts on Quake 4, plus much more. If you’re a fan of LordHavoc and his work then you likely will not want to miss out on this read!
Daha sonra haberi QuakeDev.com‘da da gördüm, Steve gerçekten bu röportaj için çok uğraştı. LordHavoc uzun zamandır üzerinde çalıştığı DarkWar motorunu, “özel hayatı ve tüm bilinmeyenlerini”
sadece bu röportajda açıkladı
Röportajı buradan okuyabilir, PDF halini de buradan indirebilirsiniz.
Aslında uzun zaman önce dün bilgisayarımı 1 günlüğüne kapatacağıma dair Shutdown Day organizasyonuna söz vermiştim. Gerçekten yapabileceğimi sanıyordum (ironik olarak; bilgisayarı kapatıp DVD izlemeyi planlamıştım). Ama işler beklediğim gibi yürümedi ve ben de bu özel günü yaklaşık 12 saat bilgisayar başında geçirerek uzun zamandır “under construction” ibaresi gördüğünüz sitemi yeniden tasarladım.
Eski tasarımdaki gibi ziyaretçilerin göz sağlığına hitap eden renkler yerine, bu sefer tasarımı en sevdiğim renkler olan siyah, çingene pembesi * ve turkuaz ağırlıklı yaptım. Bu sefer web üzerindeki tüm çalışmalarımı bir araya toplamaya çalıştım. Eski sitenin aksine bol içerikli ve bol sayfalı oldu, o yüzden aşağıya sitenin haritasını koyuyorum:
+ Ana sayfa + Hakkımda - Muzik - Sinema - Akademik - Gezi - İmler + Seminerler + Belgeler - Çeviriler - Makaleler - Öyküler + Projeler + Görseller - Fotoğraflar - Manga - Ekran Görüntüleri - Duvarkağıtları - ASCII Art + Çeşitli - Linkler - Hayvanat Bahçesi - Gothlog - Site Düğmeleri + Günlük + English
Makaleler kısmında daha önce sitemde olmayan iki makale var: biri “Bilişim Dünyasında Kadının Yeri” biri de “Google Hacking“. Onun dışında eskiden FantaziYazarları‘nda yazdığımız hikayelere tekrar göz attım: keşke grubu kapatmasaydım, insanlar biraz daha yazmaya üşenmeseydi de bu harika hikaye devam etseydi.
Bir de eski sitede olmayan Duvarkağıtları bölümü var ilginizi çekebilecek
Günlük tasarımını da siteninkine paralel yaptım. Aslında uzun zamandır bu renklerde bir tema arayıp, istediğim gibi bir tane bulamıyordum. Madem öyle, ben de güzel bir tema bulup kendi istediğim gibi değiştireyim dedim. Sonunda Vistered Little Theme gördüğünüz hale geldi
Eski tasarımın hayranları için vakit bulunca tema değiştirme özelliği ekleyeceğim sağ menüye, ama şimdilik bu renklere bağımlısınız
Bill Gates’in Four Seasons oteline ortak olma girişimini bazılarınız duymuştur. Dün ekşi’de dolaşırken aşağıdaki girdiyi gördüm. Bu harika mizahı paylaşmamak elde değildi
Esas kaynak: 10576356 -> vinyl @ ek$i
Sahtesi:
bill gates’in ortak olmasi sonucu fiyat politikasi su sekilde sadelestirilmistir:
$99: starter oda. banyosuz, telefonsuz, televizyonsuz
$109: oem oda. odaya girerken ve cikarken elbise ve camasirlar ayni olmali.
$119: basic oda. banyolu, telefonsuz, tv 3 kanalli
$139: premium oda. banyolu, telefonlu, tv 8 kanalli
$169: business oda. banyosuz, telefonlu, tv 20 kanalli
$199: professional oda. banyolu, telefonsuz, televizyonsuz, 5 kisi kalabilir
$239: oda 2007. professional oda + 8 kanalli tv + sabun
$279: enterprise oda. business oda + sabun (banyoya upgrade mumkun)
$329: multimedia oda. banyo, telefon, tv, 5 kisilik, gece lambasi
$399: ultimate oda. multimedia oda’nin ozellikleri + yatak
Günlük yazarının yorumu: “Gözün doysun be adam…”
Annem bana “Bela seni seviyor” dedi *. Bilmiyorum belki ben de belayı seviyorumdur ki başımdan sürekli trajikomik olaylar geçiyor
Önceki gece saat 2 sularında çok komik bir şekilde elimi “yardım”. Hastaneye giderken yolda kendimi “trafik kazasında bacakları arabada sıkıştığı için bir daha dans edemeyeceğinden korkan Tanyeli gibi” hissedrek zırıl zırıl ağlamaktaydım (ki bu ağlama 3 dikiş yemeden önce o koca iğnenin bana geliyor olduğunu gördüğümde ve sağ elimin tamamen sargı içinde bir askıyla boynuma sarıldığında da şiddetini arttırarak devam etti).
İnsanın yalnızca sol elini kullablmesi berbat bişey. Solak olmak da berbat bişey; spiralli deftere birşeyler yazmaya çalıştığımda teller elimi acıtıyor, kahveyi fincama dökmeden koyabilmem için vücudumu 90 derece açıyla sola doğru döndürmem gerekiyor vb. Neyse ki mouse yerine touchpad diye bir alternatif var
Bir de her cümlede en az 5-6 typo çıkıyor, mesela yazının buraya kadarki kısmına gelene kadar her üç kelimede bir geri dönüp typo düzeltmek zorunda kalıyorum (biraz da elim alışsın diye yazıyorum buraya aslında, çünkü önümdeki iki hafta çok yoğun
)
Neyse, gösterimdeki penguen filmlerini kritik etmek istiyordum bir ara, zira piyasada bu kadar çok ve böylesine güzel penguen filmeri her zaman olmyor. Kritikleri başka br güne bırakmak zorundayım ama Happy Feet de Farce of the Penguins de birbirinden şirin ve komik filmler, tavsiye ediyorum.
Bir de reklamla karışık haber olsun: Farce of the Penguins’in harika göndermeler yaptığı muhteşem La Marche de L’empereur belgeseli bugün 20.00′da Atv’de. Vakit bulursanız bu kaliteli belgeseli kaçırmayın derim
.
Not: Başlığın mp3 forumlarından fırlamış gibi durduğunun farkındayım ama daha yaratıcı bir başlık bulamadım ![]()
Günlüğümde Linux, Özgür Yazılım, Bilgisayar ve Teknoloji gibi konuların dışına çıkmamaya özen gösteriyorum ama içinde bulunduğumuz şu günler, beni müzik piyasası hakkında bir şeyler yazmaya zorluyor: ki çıkan yeni albümler gerçekten “lö leziz” nitelikte.
2007 çıkışlı ve en sevdiğim bazı grupların albümleri şöyle:
.
Dark Tranquillity - Fiction
1. Nothing To No One
2. The Lesser Faith
3. Terminus (Where Death Is Most Alive)
4. Blind At Heart
5. Icipher
6. Inside The Particle Storm
7. Empty Me
8. Misery´s Crown
9. Focus Shift
10. The Mundane And The Magic
.
DT Kesinlikle “çok” iyi bir iş çıkarmış. Soundları birbirine yakın şarkılardan oluşan bir albümün aksine albümdeki neredeyse her parça farklı bir sounda ve tada sahip (bazı riffler tanıdık gelse de, o kadar olur diyoruz). Açılış parçası “Nothing To No One” albümün ne kadar gaz olduğunun işaretini ilk anda veriyor. Ama benim gibi bir klavye delisinden beklendiği gibi * şmdilik favorim Terminus ![]()
Gelelim diğer bomba albüme. Rotting Christ‘ın yeni albümü!
.
(more…)
Bill Gates ile gönül adamı Steve Jobs bir araya gelirse
–spoiler–
Steve: Findeer!
Finder: Yes, my lord.
S: Find Bill Gates and delete him.
F: With pleasure.
S: Then, empty the trash.
F: Wohahahaa….
Bir de Commodore 64′un hali içler acısıydı ![]()
–spoiler–
On gün önce apar topar İstanbul’a gitmek zorunda kaldığım için * internet bağlantım yoktu. On günde çok şey birikmiş, bir kaç saat RSS okuyucumun başından kalkamadım
Hemen gecikmiş borcumu ödeyeyim: Hamdi (H-Yaman) bana pas atmış
Bu seferki “RSS nedir, öğreniyoruz paslaşması”. Aslında vaktim olunca RSS beslemeleri, kullandığım araçlar ve Feedburner’ın yetenekleriyle ilgili bir girdi yazmak istiyorum, bu da ilk bölümü olsun.

1- RSS Nedir?
Hayatta en önemli, dikkatli harcanması gereken şey tabii ki zaman. RSS teknolojisi de benim ıvır zıvıra harcadığım zamanı büyük ölçüde azaltıyor olduğu için en sevdiğim buluşlardan biri. Yalnızca en son haberlerden/girdilerden vs. ilk siz haberdar olmakla kalmıyorsunuz, aynı zamanda takip ettiğiniz sitelerdeki görsel karmaşıklık, reklamlar gibi zamazingolardan da sıyrılıyorsunuz. Kısaca, RSS kullanmıyorsanız mutlaka bir yerden kullanmaya başlamalısınız.
2- Blogunuzun RSS bağlantıları nelerdir?
RSS beslemelerimi Feedburner‘dan yayımlıyorum. Feedburner da en az RSS kadar faideli bir buluş
Feedburner sayesinde sitemin RSS beslemesini kaç kişi takip ediyor, nasıl takip ediyor gibi istatistiksel bilgilere ulaşıyorum. Ayrıca günlüğümün sol tarafında görünen buton da dahil, banner’lar buzzboost’lar gibi bir çok işlevsel ve görsel hizmet sunuyor. Dediğim gibi Feedburner’ı daha sonra başka bir günlük girdisinde ele alacağım.
RSS bağlantılarım 3 tane.
Aynı zamanda Linux Gezegeni‘nde yazar olduğum için orada yayınlanan yazılarımı bu beslemeden: http://feeds.feedburner.com/pinguar
Yalnızca Linux ve Özgür Yazılım ile ilgili yazılarımı bu beslemeden: http://feeds.feedburner.com/pinguar-linux
Günlük üzerindeki tüm yazıları da bu beslemeden yayınlıyorum: http://feeds.feedburner.com/pinguar-all
.
(more…)
Özlü SözI did say something along the lines of "C makes it easy to shoot yourself in the foot; C++ makes it harder, but when you do, it blowsyour whole leg off."
--Bjarne Stroustrup