PINguAR.org
Fazla televizyon izleyen bir insan değilim; vakit sıkıntısından mı, ya da her ne ise; yalnızca yemek yerken televizyon izleyebiliyorum * * * *. Bu nedenden de takip ettiğim dizi pek olamıyor.
Daha önce Necdet Hoca sayesinde tanıştığım, sonra fanatiği haline geldiğim, bilgi işlemde ilk bölümünü izlerken sandalyeden düşmek üzere olduğum(uz), beni “bizim bilgi işlem neden bu kadar renkli değil?“, “hani nerde bizim geek toy’larımız?” gibi derin düşüncelere boğduran ve “Evet, evet! Tıpkısının aynısı bizim bilgi işlemde de oldu!” naraları attığımız süper dizi The IT Crowd‘ın google’ing sonucunda Show+ diye bir kanal tarafından yayınlandığını öğrenmiş; ancak bu kanalın “süpersonik dijiturk x paketi”‘nde olduğuna kanaat getirip hayatımıza IT Crowd’ı DVD’den izleyerek geçirmeye karar vermiştik *.
Fakat, dün tam annemi de bir IT Crowd fanatiği yapmış *, ancak küçük ekranlarda dizi izlemenin keyifli olmadığına dair serzenişlerini dinlerken, tv’de “Ay tiğ kıravd, yarığn $ov pılas’da..” reklamını duydum. Meğer Show+, Dijiturk standart pakette çıkacak kadar alçakgönüllü bir kanalmış
Velhasıl, IT Crowd’ın bugün -hem de ilk bölümünü- saat 21:15′de Show+‘da izleyebilirsiniz. İmkanı olanlar kaçırmasın, yoksa çok şey kaybeder derim.
Bu kadar jan-jan bana fazla
Masaüstünden bir kullanıcı olarak tek beklediğim ve tek yapabildiğim renk uyumlu ikonlar & pencere tasarımları iken; ve bunların ekran görüntüsünü alıp; “Bak yaa, ne güzel masaüstüm var di mi?” gibi havalı cümleler kurarken; bir süredir sistemimde yalnızca Pardus kullanmam bu konudaki fikirlerimi tepetaklak etmeye yetti * * *.
Masaüstü özellikleri bir kenara * * Debian’da bir wireless kart tanıtmak, dizüstünün pil durumunu göstermek ya da bluetooth adaptörünü tanıtmak için saatler harcayıp kendimi jiletlediğim günler daha dün gibiyken; kılımı kıpırdatmadan bu özelliklerin ayağıma serilmesi aklımı çelen diğer özelliklerden sadece bir kaçı… *.
Aslında uzunca bir süredir; alışkanlıklarımı * * bir kenara bırakmayı başarıp (daha doğrusu başaramayıp) , Pardus’a yeterince vakit ayırmadığımın farkındaydım. Pardus’u desteklemeye çalışıyordum ama, bu destekleme 1.0′dan önce yapılan test kurulumları, ya da meraklı öğrencilere Pardus kurmaktan öteye gitmiyordu; kişisel çalışma ortamımda Pardus kullanmam gerektiğini uzunca bir zaman düşündükten sonra; ani bir kararla, en azından grubu uçurup bir süreliğine kendime Pardus’tan başka şans tanımadım– ve aslında bu yöntem oldukça işe yarıyor (ki bu klasik bir metottur; Windows’dan Linux’a geçmek isteyip de alışkanlıklarını bırakamayanlara da sistemlerini tamamen uçurmaları salık verilir
)
Sonuç olarak; tamamen Pardus’a geçmenin beni fazlasıyla tatmin ettiğini ve alışkanlıklarımı aratmadığını söyleyebilirim.
Benim gibi biri için * * fazla radikal bir karar oldu ama, buradan Pardus’ta emeği geçen, her geliştirici ve katılımcıya, bug bildirimi yapanlardan çevirmenlere kadar; çok teşekkür ediyorum. Herkesin kullanması ve desteklemesi gereken bir dağıtım olduğunu üzerine basa basa söyleyerek; huzurlarınızdan ayrılıp mutlu mesut Pardus’uma geri dönüyorum efem
Not: Yukarıdaki resim, tamamen bir yerlerden çalıntı olup, Gimp ile suç ortaklığı yapılarak bu hale getirilmiştir * *.
Bir zamanlar “seti@home” tiplerinden olmuş biri olarak * * * * * - ki aslında Grid Computing‘in insanlığa faydasını, uzayda garip yaratıklar hakkındaki merakımı gidermekten çok öte işlere yaradığını * * çok sonraları öğrendim..- ama bugün okuduğum bir haber beni heyecanlandırdı.

Aslında teknik olarak yeni bir şey değil; ama hedef kitle büyük.. Yeni çıkan PS3 ‘lere grid computing sayesinde boş oldukları zamanlar Stanford Üniversitesi’ndeki Cure@PS3 projesine bağlanacak ve kanser, Alzheimer gibi hastalıkların araştırmasında kullanılacaklar.
PS3 kullanıcılarının miktarını göz önüne alırsak, gayet başarılı ve iyi düşünülmüş bir proje olmuşa benziyor… *
Not: Bu vesileyle kendimizi yeni GC ortamlarına atalım, insanlığa bir yararımız dokunsun… *
Microsoft & Novell ilişkisinin getirdiği yankılar ve tartışmalar durulmuyor. Hatırlayacağınız gibi, Microsoft’un “Get the Facts” kampanyasına karşı bir zamanlar, Novell de imalı bir şekilde “Get The Truth” kampanyası başlatmış idi.. (Eskiden bu adreste yaşayan kampanyanın şimdilerde bu adrese yönlendirilmesi ne kadar ironik..).
Hatta Novell’in o zamanlarki bahsettiğimiz sayfasına, web arşivi yardımıyla göz atalım: “Why Linux is a Better Choice than Windows” ya da “Things Microsoft Failed to Mention” gibi başlıklar ne kadar da maziden geliyor değil mi?
Her neyse. Novell; kendisini Özgür Yazılım dünyasından dışlamak isteyen öfkeli bir miktar kalabalığı *, sitesinde Windows lehine attığı “Microsoft endorses SuSE Linux” gibi banner’lar ile daha da kızdırmaya devam eder ve “para konuşur” izlenimi bırakırken; asıl kıyameti koparan açıklama PASS konferansı sırasında “Linux “Infringes Our Intellectual Property” cümlesiyle Ballmer’dan gelmişti.
17 Aralık’tan Kasım’dan * beri “Şimdi ne olacak?” diye bekleşirken, zoraki açıklama dün Novell’den “Open Letter to the Community from Novell” adı altında geldi.
Bu ortaklığın Özgür Yazılım dünyasına getireceği bazı yararlar olacaktır hiç şüphesiz * ama Novell aldığı milyonlarca doların hakkını (!) vermek için bu kadar çırpınırsa, hatırı sayılır bir güruh tarafından terk edileceğe benzer..
Not: Burada kalıp uzun uzun yazmak isterdim, ve fekat her gün (bazen günde 2 defa olmak üzre) sınvlarım var
* *
Birileri Ruby & Cep telefonları ile ilgili uktemi duymuş olacak ki, Ruby’nin Symbian üzerinde çalışan versiyonu resmi olarak duyuruldu. Aslında daha önce Ruby’yi Symbian OS’a port etmeyle ilgili planlar yapıldığını duymuştum, ama bugün karşıma böyle bir haber çıkınca sevindim açıkçası
Tabii ki GPL ile lisanslanmış ve S60 ve UIQ için POC kütüphanesi aşağıdaki özellikleri sunuyor:
Symbian paketini buradan indirebilirsiniz.
Not: Aslında bir süre önce Symbian’ı kurcalamayı planlamış, araya bambaşka işlerin girmesiyle * * bir türlü yeterince ilgilenememiştim. Bir göz atmak için iyi bir fırsat olabilir.
Hepimiz Novell & Microsoft ortaklığının akabininde (sonunda) SUN’ın Java’yı GPL yapmasıyla gelen manevraya sevineduralım, ilginç bir haber de TIME dergisinden geliyor.
/.‘daki habere göre, Linus, Time dergisinin Avrupa sürümünde Son 60 Yılın Kahramanları‘ndan biri seçilmiş. Dergide Linus hakkındaki yazıda onun adını almış bir asteroid olduğundan, babasının komunist olduğu gibi enstantanelere de değinilerek * * henüz 21 yaşındayken dünyayı değiştirdiğinden bahsedilmiş. Tabii camianın büyük bir kısmı, Stallman dururken neden Linus’a “kahramanlık” ünvanı verildi diye bir flame’e girdi. Evet, ikisi de güzel işler yapmışlar, evet, tabii ki Linus arkasına heyecanlı hacker kalabalığını almasaydı, GNU olmasaydı, dı. dı.. dı… ortaya böyle büyük işler çıkmazdı (ama bence hangisinin kahraman ilan edildiği, daha çok hangisinin daha magazinel durduğuyla ilgili). Hak ediyor muydu, etmiyor muydu, kahraman nedir, kime denir?… *

Tabii bu, artık Linux’a, açık kaynağa ne kadar ciddi bakıldığının da bir göstergesi. Ama bence asıl heyecan verici şey, henüz 21 yaşındayken bu maili atan bir adamın yaklaşık 15 yıl sonra son 60 yılın en önemli insanlarından biri seçilmesi. Bence böyle bir destek & teşvik ve onurlandırmada hiçbir sakınca yok.
Şimdi hemen başka bir konuya atlayalım, ve 1. Geleneksel Özgür Yazılım Günleri’nden bahsedelim
Elbette insan 250 kişilik salon hınca hınç dolsun, herkes çoşkuyla seminerlere katılsın vs. diliyor ama; bu iş sadece öğrenci bazında bitmiyor. Öğrenciler; öğretmenlerini & öğretim görevlilerini örnek alıyorlar. Öğrenciler tüm uğraşmalarımıza rağmen Özgür Yazılım kavramının kendileri için ne kadar büyük bir fırsat olduğunu anlamakta diretiyorlarsa da, bence Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde öğretim görevlisi & üyesi olmaya hak kazanmış insanların da hala bu kavramın ne olduğu hakkında bilgi sahibi olmacak kadar yetersiz olmaları bence büyük bir ayıptır. Bugün o salonda zaten etkinliğin düzenlenmesinde birebir rol alan Necdet hocadan başka hiçbir öğretim görevlisinin olmaması çok daha büyük bir ayıptır.
Buna rağmen, sürüden olmayan 40-50 öğrenci bugün çok güzel vakit geçirdiler. Önce Sayın Köroğlu’nun “Linux Nedir? [Geyik MOD=ON]” semineriyle bilgilerini tazelediler, sonra da Çağlar’ın “Pardus Semineri [Acı ama Gerçek MOD=ON]” semineriyle, aslında dış hayatta onları nasıl zorlu, nasıl mücadeleci bir hayat beklediğinden haberdar oldular. Çoğu öğrencini düştüğü; “sadece okulda öğrendikleriyle yetinme” hatasının, aslında onlara nasıl büyük bir kötülük yaptığını anladılar.
Kısacası gayet verimli ve doyurucu seminerler oldu katılımcılar için. Yarınki seminer dizisinin daha fazla katılımcı ağırlamasını ümit ediyorum.
Ruby Inside tayfası Ruby Advent Calendar diye bir proje duyurdu. Projenin ayrıntıları henüz belli değil, ama kabataslakça; Ruby ile ilgili bir takvim projesi diyebiliriz. Aralık ayında başvuruya açılacak projenin Rss adresi burada. Ayrıca eklemek istediğiniz herhangi bir tarih varsa, buraya e-posta ile bildirebiliyorsunuz: rubyinside [et-ot] bigbold.com
Bir süre önce, Ruby’in de artık mainstream diller arasına girdiğinden bahsetmiştim. Ruby “ağır ama emin adımlarla ilerleme” sıfatının hakkını vererek bu ay 12. sıraya yükseldi.
Bakalım 1. sırayı kapabilecek mi? (Ve fekat dürüst olmak gerekirse… Ortada her cep telefonunda fink atan bir Java * *, ortadan kaldırdığımızda dünyadaki uygulamaların yarısından fazlasının duracağı bir Perl, ve aslında Ruby ile karşılaştırmanın anlamsız olacağı bir C varken * pek mümkün değil bu dileğim…)
“Türk demek, Türkçe demektir; ne mutlu Türküm diyene…” - M. Kemal Atatürk
Bugün ÇOMÜ Linux Belgelendirme Çalışma Grubu‘nun 1. yıldönümü. 1 yıl içinde çoğu NASIL belgeleri ve kılavuzlar olmak üzere toplam 51 belge çevrildi, güncellendi ve yazıldı.
Bir süre sonra daha da aşkla geliyoruz, gözünüz burada olsun.
Bu günde; “Atam, izindeyiz…” demeyi bir parça hakkettik diye düşünüyorum
Bilgisayar alanında okuyan her öğrenci, bir kere bile olsa; sıralama algoritmalarıyla uğraşmanın, bazen ne kadar vahim bir hal aldığını bilir.
Özellikle vize/finalde, türlü türlü sıralama algoritmasını performansına, zamanına, türlü kriterine göre sıralamaya çalışmak, bir yandan kodlamayı akla getirmek vs.vs… Pek de keyifli bir iş değil aslında; en son 2 sene önce C finalinde sadece Selection Sort için bir sayfa kod yazan bir insan olarak, aşağıdaki Ruby kodlarını sunmaktan gurur duyuyorum efem
a = [1,5,54,1,543,5,431,541,54,5,43]
def sort(array)
def min(array, from)
min_val = array[from..-1].min
min_idx = array[from..-1].index(min_val) + from
return min_idx
end
array.each_with_index { |v, i|
min_idx = min(array, i)
tmp = array[i]
array[i] = array[min_idx]
array[min_idx] = tmp
}
array
end
p sort(a)
a = [60,5,54,1,543,5,431,541,54,5,43]
def sort(f, array)
return [] if array.empty?
pivot = array[0]
before = sort(f, array[1..-1].delete_if { |x| not f.call(x, pivot) })
after = sort(f, array[1..-1].delete_if { |x| f.call(x, pivot) })
return (before << pivot).concat(after)
end
p sort(Proc.new { |x, pivot| x < pivot }, a)
a = [1,5,54,1,543,5,431,541,54,5,43]
def sort(array)
i = 0
while (i < array.size)
j = array.size - 1
while (i < j)
if array[j] < array[j - 1]
tmp = array[j]
array[j] = array[j - 1]
array[j - 1] = tmp
end
j -= 1
end
i += 1
end
return array
end
p sort(a)
Diğer algoritmalar için buraya bakabilirsiniz.
Özlü SözThe Six Phases of a Project:
- --Enthusiasm
- --Disillusionment
- --Panic
- --Search for the Guilty
- --Punishment of the Innocent
- --Praise for non-participants
--Steve McConnell, Code Complete