İmkan buldukça yaz tatillerimin bir kısmını yurtdışında geçirmeyi seviyorum. Bu yazla ilgili de yaklaşık 1 senedir hayalini kurduğum bir yol haritam vardı (hatta buraya da koyayım.. koydum). Geçen hafta stajımı da bitirdikten sonra (aslında stajda bilgisayarımın bana ettiği oyunları da yazmaya kalksam alt alta bayağı bir blog girdisi girmem lazım.. ama kimsenin aggregrator yamasına (selamlar, sayın köroğlu :) ) yem olmayı gözüm yemediği için, şimdilik vazgeçiyorum).


Herneyse, dedik ya yol haritası diye . Başlangıç Türkiye, varış Almanya. Ama illa tatilin de gözünü çıkartacağımdan ikisinin arasına maksimum görülecek yerleri sığdırmam gerek. Uzatmayayım, oturduk kararlaştırdık, anane memleketi diyerek önce yine Yunanistan’da bir miktar kalalım, sonra gemiyle İtalya’ya geçelim; orada da biraz kaldıktan sonra Avusturya, ve nihayet Almanya’ya kapağı atalım dedim. Demez olaydım. Sonunda başıma bir daha asla Yunanistan’a giremeyeceğimi garantiliyecek işler açtım (tamam, o kadarı latife. Ama bir daha Yunanistan vizesi için kendimi bu durumlara düşürecek değilim).

İnsanın “Neden??” diye sorası geliyor, hatta bağırası. “Nedennnn?”. Bu önyargı, bu üstünlük, adam yerine konmama -ya da artık adı her ne ise- “Neden?”. Normalde çoğu ülke yeşil pasaporta ek vize istemezken, Yunanistan’ın Türk vatandaşlarından istemesini bir kenara bıraktım; daha konsolosluğa adım attığınızdan soru sormak için ağzınızı aralamanız zarfında görevlilerin size bakışları bile arkanızı dönüp gitmeniz gerektiğini hissettiriyor. Zaten bırakın canım, Türkçe falan konuşmuyoruz, o Yunanca, ben el kol & tarzanca.. Küçücük bir sürgülü pencereden konuşuyoruz bu arada. Ve burası İzmir’deki Yunanistan konsolosluğu (!) Hayır, orta çağda falan da değiliz, yani zülfikarımı çıkarıp * * adamın gözünü falan oyma gibi bir olasılık da yok. Alt tarafı vize için başvuracağım. Neyse sonunda adamın ağzından 10 ile 12 arası açık olan konsolosluğa sabah 8′de gitmem gerektiğini bu yüzden hiçbir formu da teslim edemeyeceğimi anladım (bu arada saat daha 11). Üstelik turist vizesi alırsam oradan İtalya’ya geçemiyormuşum, bunun için almam gereken transit vizeyi de (bu nasıl bir lüks ise artık) kesinlikle vermiyorlarmış. Zaten kıyamet de burada koptu. Formda dana gibi “transit vize” seçeneği varken, neye dayanarak ben bu vizeyi talep edemiyorum? Cadılık tuttu bir kere, o sürgülü pencereyi 6-7 kere açtırdım, haklarımı (!) nafile sorup durdum. Ama sorduğum soruların cevaplarını dahi alamadım. Sadece “Vermiyoruz, bu kadar” cevabından başka..

Herneyse, sonunda cinnet geçireceğim falan derken [”batsın bu dünya” MOD = ON] yaptım, Türkiye’den İtalya’ya uçakla, oradan da eski plana devam kararı verdim. Şimdi ben şu meşhur zeytin dalını ne yapayım.. bilemiyorum. Bu yazıdan da Yunan karşıtlığı falan çıkmasın, yok öyle bir şey. Zaten anane memleketi de dedik :) Ama “bir vatandaşın vize feryadı” olarak anlaşılabilir bu yazı.

Yine de hem eğlenceli, hem birazcık yorucu bir yıl oldu. Normalde tatile iş götürme derler ama ben projemde kalan bir kaç minik bug’ı da ayıklamak üzere alıp, tatile gidiyorum :)